Suat Dülger, eski Erzurum CHP İl Başkanı olarak Silivri 1 No’lu Cezaevi’nde Troya üzerine yaptığı derin araştırmalarla dikkat çekiyor. Mart 2026'da SAY Yayınları'ndan piyasaya sürmesi planlanan "Troya" adlı kitabıyla gündeme oturan Dülger, ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın Odysseus konulu bir film çekme haberleriyle heyecan duymuştu. Film, ülkemizde vizyona girdiğinde izlemek için sabırsızlanan Dülger, 23 Mayıs 2026’da yapılan CHP Butlan açıklamasının ardından siyasi partiler kanununa muhalefetten tutuklanması sonucunda filme girememe talihsizliği yaşadı.
Filmi Cezaevinden Takip Etmek
Tutuklu durumundan dolayı başından geçenleri cezaevine ulaşan gazetelerden takip eden Dülger, daha önce birçok Troya filmi izlemiş biri olarak, bu konudaki bakış açısını derinlemesine incelemek istiyor. Dülger, geçmişteki Troya filmlerinin genellikle güçlülerin ve egemenlerin perspektifinden yapıldığını belirtiyor. Bu nedenle, zayıf ve ötekileştirilen bireylerin bakış açılarına dikkat çekmenin önemli olduğunu düşünüyor. Troya’nın tarihi savaşlarının daha geniş bir çerçevede ele alınarak alternatif bakış açılarıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Homeros ve Egemen Anlatılar
Büyük şair Homeros, en bilinen eserleri İlyada ve Odysseia’da aristokratik ve ataerkil bir dünya tasvir ediyor. Bu eserler, egemen güçlerin bakış açısını sergiliyor. Dülger, Homeros’un eserlerinde ötekilere dair ipuçları olduğunu, ancak bu karakterlerin genellikle göz ardı edildiğini ifade ediyor. MÖ 1200'lerde yaşanan Troya Savaşı’nın derin nedenleri arasında Yunan-Hellen uygarlığının Anadolu üzerindeki koloni arayışı olduğunu vurgulayan Dülger, savaşın sadece bir kadın yüzünden patlak vermediğini belirtiyor. Aksine, tarımsal ve maden kaynakları açısından zengin Troya ovası ve çevresine sahip olma arzusu da önemli bir etken olmuştur.
Emperyal Oyunlar ve Kadınların Konumu
Dülger, Troya Savaşı’nın arka planının günümüzdeki siyasi olaylarla paralellik taşıdığını dile getiriyor. Emperyalist güçlerin benzer oyunları günümüzde sürdürdüğünü savunuyor. Irak ve İran üzerindeki müdahale gerekçelerinin aslında sömürü amacına hizmet ettiğine dikkat çekiyor. Kadın karakterler üzerindeki yorumları ise egemen erkek bakış açısının nasıl şekillendiğini örneklendiriyor. Penelope’nin sadık eşi simgesi olarak öne çıktığını, Klytaimnestra’nın ise ihanetle damgalandığını aktarıyor. Dülger, bu karakterlerin olayların dışında kalan özne olduğunu ve onları var olan sistemin dışında değerlendirmek gerektiğini savunuyor.
Sınıfsal Dinamikler ve Hakikatler
Dülger, Odysseus’un taliplilerle mücadelesinin arka planındaki sınıfsal çelişkileri de ele alıyor. Odysseus'un, evinde köleleri tarafından desteklenirken, aristokrat muarızlarıyla kavga ettiğini vurguluyor. Hem kişisel yaşamında hem de sosyal ilişkilerinde bu sınıfsal dinamiklerin göz ardı edildiğini belirtiyor. Hikâyelerde her zaman egemenlerin sesi yüksekken, çalışanların durumu ve onlara duyulan ihtiyacın görülmediğine dikkat çekiyor. Çalışanların hayatta kalma mücadelesinin, hikâyelere yansıtılması gerektiğini ifade ediyor ki bu durum günümüz sinemasında sıkça göz ardı edilmektedir.
Sanatın İşlevi ve Homeros'un Etkisi
Dülger’in yazıları, Homeros'un eserlerinin günümüzde nasıl farklı yorumlarla ele alınabileceğine dair önemli ipuçları sunuyor. Homeros, sadece edebiyat alanında değil, felsefe açısından da büyük etkilere sahip bir figürdür. Onun eserleri, Yunan dininin ve tiyatrosunun gelişiminde de belirleyici olmuştur. Dülger, bu nedenle Homeros'un metinlerini ele alırken, yalnızca iyi veya kötü karakterler üzerinden değil, toplumsal yapılar ve ilişkilere dair farklı analizlerin yapılması gerektiğini ifade ediyor. Bu bakış açısı, insanlık tarihinde farklı sınıfların ve ötekileştirilenlerin sesini daha net bir şekilde duyurmaya yardımcı olacaktır.
Egemen bakış açısının dışına çıkarak, Troya konusunu farklı açılardan ele almak, insanlığın tarihi boyunca tekrarlanan derslerin anlaşılmasına vesile olabilir. Bu süreçte, "The Odyssey" filmi gibi eserlerin gerçek arka planlarını değerlendirmek ve derinlemesine sorgulamak gerekiyor.