Yunan Lobisinden ABD'de F-35 Açılımı: Kıbrıs ve Mavi Vatan Talebi

ABD'deki Yunan lobisinin önde gelen ismi Endy Zemenides, Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarını tekrar gündeme getirerek, Donald Trump'a çağrıda bulundu. Zemenides, Türkiye'nin F-35 savaş uçaklarını alabilmesi için Kıbrıs'taki askeri varlığından, Ege ve Akdeniz'deki haklarından vazgeçmesi gerektiğini belirtti. Ancak Türkiye, milli çıkarlarını koruma konusundaki kararlı tutumunu hem hukuki hem de askeri alanda sürdürmeye devam ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri merkezli Yunan lobisinin lider koltuğunda oturan Endy Zemenides, katıldığı canlı yayında Ankara'yı hedef alan açıklamalarda bulundu.

Beyaz Saray yönetimine Türkiye politikasında baskı kurmaya çalışan lobi başkanı, F-35 savaş uçağı tedarik sürecinin bir koz olarak kullanılmasını istedi.

Zemenides, Vaşington'un askeri satış için Ankara'nın önüne ağır tavizler koyması gerektiğini savunarak, ifadelerini kullandı.

Yunan lobisi, bu kapsamda Türk askerinin adadan çekilmesini ve Ege Denizi'ndeki hak iddialarından vazgeçilmesini şart koşuyor.Lobinin bu haksız dayatmalarına karşı Türkiye'nin bölgedeki kararlı duruşu ve kırmızı çizgileri netliğini koruyor.

Kıbrıs Barış Harekâtı ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 1974 yılında adaya ayak bastığı tarihten bu yana huzur ortamı tesis edilmiş olsa da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında kalıcı bir barış mutabakatı henüz sağlanmadı.

Ada genelinde şu an için sadece fiili bir ateşkes durumu uygulanıyor.Benzer şekilde Ege Denizi'nde de Ankara'nın duruşu sarsılmaz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 8 Haziran 1995 tarihinde tüm siyasi partilerin ortak iradesiyle tarihi bir bildiri yayımladı.

Yunanistan'ın karasularını 12 deniz miline çıkarma hamlelerine karşı denizlerdeki egemenlik haklarını koruyan Türkiye, Mavi Vatan doktrininden taviz vermeyeceğini her fırsatta gösteriyor.

Son olarak Nisan 2026 tarihinde Deniz Kuvvetlerimiz komutasında başarıyla icra edilen "Mavi Vatan 2026" tatbikatı, Türk donanmasının stratejik caydırıcılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Sahadaki bu güçlü gövde gösterisinin yanı sıra, Ankara arka planda hukuki altyapıyı güçlendirmek için de yoğun bir mesai harcıyor.

Hazırlıkları süren yeni kanun çalışmasıyla, Türkiye'nin uluslararası hukuka uygun olarak ilan ettiği kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırları iç hukukta da daha sarsılmaz bir çerçeveye kavuşturulacak.

Böylece denizlerdeki hak ve menfaatler, dış baskılara karşı hukuken de koruma altına alınmış olacak.

İLGİLİ HABERLER