Zeytinyağı hakkında doğru bildiğimiz 6 yanlış: Renk, asit oranı ve soğuk sıkım gerçekte ne anlama geliyor?

Zeytinyağının kalitesi, rengiyle değil, daha ziyade asit oranı ve üretim yöntemiyle belirlenir. Düşük asit oranı lezzeti artıra bilir ancak bu her zaman geçerli değil. Soğuk sıkım, erken hasat ve taş baskı gibi yöntemler ise farklı özellikler sunar. Zeytinyağı ile ilgili en yaygın altı yanılgıyı, bilimsel veriler ve üretim süreçleri temelinde açıklıyoruz.

İşin ilginç tarafı, bu yalnızca zeytinyağıyla ilgili yanlışlardan biri.Türkiye, dünyanın en önemli zeytin üreticilerinden biri olmasına rağmen zeytinyağı konusunda kulaktan kulağa yayılan şehir efsaneleri hâlâ sofralarda yaşamaya devam ediyor.

Rengin kaliteyi gösterdiği, düşük asidin tatsız olduğu, zeytinyağında kızartma yapılamayacağı ya da en iyi yağın yalnızca Ege'den çıktığı gibi inanışlar, gerçek üretim bilgileriyle çoğu zaman örtüşmüyor.

Kaliteli bir zeytinyağını tek başına rengine bakarak anlamak mümkün değildir.

Kaliteyi belirleyen temel unsurlar; zeytinin hasat zamanı, üretim yöntemi, asit oranı, tazeliği, doğru saklanması ve duyusal özellikleridir. İşte en çok karıştırılan noktalar...Bu inanış belki de en yaygın olanı.

Oysa profesyonel tadım panellerinde zeytinyağları mavi renkli bardaklarda servis edilir.

Bunun nedeni ise oldukça basit: Tadımı yapan kişi rengin psikoljik etkisine kapılmasın.

Zeytinyağının rengi;Erken hasat edilen zeytinlerden elde edilen yağlar daha yeşilimsi görünürken, olgun meyvelerden elde edilen yağlar altın sarısına yaklaşabilir.İki farklı renkteki yağın kalite açısından birbirinden üstün olması gerekmez.Bilmeniz gerekenKaliteyi renk değil;Yıllardır en çok tekrarlanan cümlelerden biri...

Oysa kaliteli natürel sızma zeytinyağı düşündüğümüzden çok daha dayanıklıdır.Bunun nedeni yalnızca yağın yapısı değil; içerdiği doğal polifenoller ve antioksidanlardır.

Bu bileşenler yağın oksidasyona karşı daha dirençli olmasına yardımcı olur.Doğru sıcaklıkta kullanıldığında zeytinyağıyla sebze, balık, tavuk ve pek çok kızartma güvenle hazırlanabilir.Asıl dikkat edilmesi gereken nokta yağın sürekli yüksek sıcaklıkta bekletilmesi ve tekrar tekrar kullanılmasıdır. Örneğin yağ duman çıkarmaya başladıysa sıcaklık gereğinden fazla yükselmiş demektir.

Sorun zeytinyağı değil, yanlış pişirme tekniğidir.Sıcak havalarda birçok kişi çözümü şişeyi buzdolabına koymakta buluyor.

Ancak düşük sıcaklıkta zeytinyağı bulanıklaşabilir, yoğunlaşabilir hatta tamamen donabilir.Bu durum bozulduğu anlamına gelmez.

Fakat sürekli soğuyup tekrar oda sıcaklığına dönmesi aromatik yapının zarar görmesine neden olabilir.Kaliteli bir zeytinyağı için ideal ortam;Şeffaf şişeler ise uzun süre güneş altında bırakılmamalıdır.Asit kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.

Etikette gördüğünüz '%0,4 asit" ya da "%0,8 asit' ifadesi ağızda hissedilen ekşiliği anlatmaz.Bu değer, zeytinyağındaki serbest yağ asidi miktarını ifade eder ve üretim kalitesinin önemli göstergelerinden biridir.Sağlıklı zeytinlerden, doğru zamanda sıkılan yağlarda bu oran düşük olur.

Lezzetin yoğunluğu ise tamamen başka faktörlere bağlıdır.Acılık, yakıcılık ve meyvemsilik;Yani düşük asitli bir yağ aynı zamanda oldukça yoğun aromalı olabilir.Şişenin üzerinde 'natürel sızma' yazması her yağın aynı karaktere sahip olduğu anlamına gelmez.

Aslında her üretim yöntemi bambaşka bir lezzet profili oluşturur. henüz tam olgunlaşmamış zeytinlerden elde edilir.Daha yoğun meyvemsilik, belirgin acılık ve yüksek polifenol içeriğiyle öne çıkar.Salatalar ve soğuk tüketim için oldukça tercih edilir.üretim sırasında belirli sıcaklığın üzerine çıkılmadığı için aromatik bileşenlerin ve doğal vitaminlerin korunmasına yardımcı olur. filtresiz yağlar daha yoğun görünse de raf ömrü daha kısa olabilir.Filtreli ürünler ise daha uzun süre aromasını koruyabilir. en geleneksel yöntemlerden biridir.Nostaljik değeri yüksek olsa da tek başına kalite garantisi değildir.

Günümüzde modern kontinü sistemler hijyen ve standardizasyon açısından önemli avantajlar sağlayabiliyor.Ayvalık, Edremit ve Milas elbette dünyanın tanıdığı önemli zeytin bölgeleri arasında.

Fakat Türkiye'nin kaliteli zeytinyağı haritası bundan çok daha geniş.Hatay'ın kendine özgü aromaları, Kilis'in yüksek meyvemsiliği, Gaziantep ve Nizip'in güçlü karakteri, Çanakkale'nin dengeli yapısı, Mersin ve Antalya'nın farklı çeşitleri...Her bölgenin toprağı, iklimi ve zeytin çeşidi bambaşka bir karakter oluşturuyor.Bu nedenle iyi zeytinyağını yalnızca bulunduğu bölgeye göre değerlendirmek doğru değil.Üreticinin hasat anlayışı, hijyen koşulları, sıkım süresi ve depolama kalitesi çoğu zaman coğrafyadan daha belirleyici oluyor.Alışveriş yaparken şu küçük detaylara dikkat etmek çoğu zaman yeterlidir:

İLGİLİ HABERLER