Teknoloji Raksı: Dev Şirketler Milyar Dolar Borçla Yapay Zekâ Yatırımlarına Yöneliyor, Kaygılar Artıyor!

Teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapıları ve veri merkezleri için yaptığı yatırımların büyük ölçüde borçla finanse edilmesi, kredi piyasalarında kaygılara yol açtı. Bu durum, büyük firmaların borç yüklerine bağlı risk primlerinin tarihi seviyelere çıkmasına sebep oldu. Uzmanlar, artan borç seviyelerinin piyasalardaki istikrarı tehdit edebileceğini belirtiyor.

Teknoloji devlerinin yapay zekâ alanında gerçekleştirdiği yüksek miktardaki yatırımlar, veri merkezleri ve gücü artmış bilgi işlem altyapıları için bütçelerde önemli yer tutuyor. Ancak bu harcamaların büyük bir bölümünün borç kullanılarak finanse edilmesi, kredi piyasalarında bazı endişelerin doğmasına neden oldu. Yatırımcılar, bu durumun teknoloji sektöründeki kredi risklerini daha dikkatli bir şekilde izlemeye başlamasına yol açtı.

YAPAY ZEKÂ YATIRIMLARI BORÇ RİSKİNİ ARTIRIYOR

Şirketlerin veri merkezleri, çip üretim tesisleri ve yapay zekâ modellerine yaptığı yüz milyar doları aşan yatırımlarını borçla karşılaması, kredi piyasalarındaki ihtiyatı artırdı. Sona Asset Management'tan Yatırım Direktörü John Aylward, yatırımcıların, bu yatırımların dönüş sürecindeki belirsizlikler nedeniyle temkinli yaklaştığını belirtti. Yapay zekâ yatırımlarının hızla artması ve finansman maliyetlerindeki dalgalanmaların devam etmesi de bu durumu pekiştiriyor. Yatırımcılar, bu belirsizliklerin ortasında daha fazla dikkat kesilirken, gelecekteki nakit akışlarının nasıl şekilleneceği konusunda kaygılar besliyor.

META'NIN BORÇLANMA MALİYETİ YÜKSELDİ

Yapay zekâ projeleri için sağlanan finansmanın maliyetinde yaşanan artışlar, özellikle Meta için dikkat çekici bir durum oluşturdu. Şirket, Teksas'ta yapmayı planladığı veri merkezi için gereken 12 milyar dolarlık finansman alanında, yatırım yapılabilir seviyenin altındaki tahvil fiyatlamalarına yakın bir seviyeye geldi. John Aylward, Meta'nın borçlanma maliyetinin B- kredi notuna sahip işlemlerle aynı düzeye yaklaşmış olmasının dikkat çekici olduğunu ifade etti. Bu durum, yatırımcıların büyük teknoloji şirketlerinin borç seviyelerine yönelik endişelerinin pekişmesine neden olmaktadır.

ORACLE'IN CDS PRİMİ REKOR SEVİYEYE ÇIKTI

Kredi riskinin belirgin şekilde arttığı firmalardan bir diğeri ise Oracle oldu. Şirketin 5 yıllık kredi temerrüt takası (CDS) primi, geçtiğimiz hafta 215 baz puana ulaşarak tarihsel zirvesini gördü. Bu rakam, Ocak ayındaki 144 baz puan seviyesinin oldukça üzerinde. Dolayısıyla, yatırımcılar Oracle’ın 10 milyon dolarlık borcunu temerrüt riskine karşı sigortalayabilmek için yıllık 215 bin dolarlık bir ödeme yapmak durumunda kalıyor. Bu durum, Oracle'ın önümüzdeki bir yıl içinde 70 milyar dolarlık yatırım yapma planları ve S&P Global Ratings tarafından kredi notunun düşürülmesi ile birleşince, piyasada daha fazla endişeye yol açmış durumda.

NVIDIA'NIN KREDİ RİSKİ DE REKOR KIRDI

Oracle ile sınırlı kalmayan kredi riskindeki artış, Nvidia’yı da etkisi altına aldı. Şirketin 5 yıllık CDS primi, 79 baz puanla tarihi en yüksek seviyeye ulaştı. Nvidia'nın, OpenAI ile Ohio'da inşa edilmesi planlanan 10 gigavat kapasiteli bir veri merkezi için yaklaşık 250 milyar dolarlık bir garanti üstünde müzakereler yürüttüğü ifade ediliyor. Ancak Nvidia ve OpenAI konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı, dolayısıyla durum belirsizliğini koruyor.

ALPHABET'İN NAKİT AKIŞI İLK KEZ NEGATİFE DÖNDÜ

Alphabet’in geçtiğimiz yıl kasım ayında başlattığı CDS işlemleri, bu hafta 67 baz puana çıkarak rekor seviyeye ulaşmış durumda. Şirketin serbest nakit akışı, ikinci çeyrekte halka arzından bu yana ilk kez negatif değerler göstermeye başladı. DWS Group Amerika Sabit Getirili Menkul Kıymetler Başkanı George Catrambone, yatırımcıların temerrüt riskinin düşük olduğunu düşündüğünü, fakat yüksek sermaye harcamalarının etkisiyle riskten korunma ihtiyacının arttığını dile getirdi. Bu durum, yatırımcıların her zaman dikkatli olmasını gerektiren bir durum sunmakta.

UZMANLAR CDS AÇIKLAMASI

Uzmanlar, teknoloji sektöründeki borçlanan şirketlerin nakit akışını yaratma kapasitesinin henüz netleşmediğini belirtiyor. Société Générale'den Manish Kabra, büyük bulut bilişim ve veri merkezi şirketlerinin değerlendirilmesinde öncelikle CDS göstergelerinin takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Yapay zekâ için yapılan yatırımların giderleri ile nakit akışları arasındaki dengesizlik, durumun karmaşıklaşmasına neden olmakta. Bu süreçte, şirketlerin en kısa zamanda pozitif nakit akışına ulaşmaları için ne kadar sürede sermaye harcamalarının sürdürüleceği büyük bir soru işareti olmaya devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER