Kış aylarında güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte D vitamini takviyelerine olan talep artmaktadır.
Ancak, bu takviyelerin doktor kontrolü olmadan bilinçsizce alınması, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uzmanlar uyarılarda bulunmaktadır.
Prof.
Dr.
Mustafa Altay, kan düzeyinin 100 ng/mL’yi geçmesi durumunda hayati risk taşıyan D vitamini zehirlenmesinin ortaya çıkabileceğini belirtmektedir.D vitamini Eksikliği ve Yetersizliği Nedenleri Nedir?Sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının uygun açılarla gelmemesi, D vitamini üretimini azaltmaktadır.
Bu durum, yeterli D vitamini deposu bulunmayan bireylerde eksiklik ve yetersizlik sorunlarını gündeme getirmektedir.
Prof.
Dr.
Altay, sağlıklı bir yetişkinde D vitamini kan düzeyinin 30-50 ng/mL arasında olmasının kas-iskelet sağlığı açısından yeterli olduğunu ifade etmektedir.
D vitamini düzeyi 12-20 ng/mL aralığında olan bireylerde D vitamini yetersizliği, 12 ng/mL’nin altındaki düzeylerde ise D vitamini eksikliği söz konusu olmaktadır.Yeterince kalsiyum alan bir birey, D vitamini düzeyinin 100 ng/mL’yi geçmesi durumunda D vitamini zehirlenmesi riski altındadır.
Kontrolsüz bir şekilde alınan fazla miktardaki D vitamini, vücutta birikip atılamayacağı için zehir etkisi yaratabilmektedir.D vitamini Takviyeleri ve Dozajı Nasıl Olmalıdır?D vitamini eksikliğine yönelik belirtiler genellikle yeterince güneş ışığına maruz kalmayan bireylerde görülmektedir.
Bu kişilerde halsizlik, kas güçsüzlüğü, yürümede zorluk, kas ve kemik ağrıları sıkça rastlanan belirtilerdir.
Uzun süreli ve ciddi D vitamini eksiklikleri, kemik erimesi ve kemik kırıkları gibi sorunlara yol açabilmektedir.
Prof.
Dr.
Altay, doğal D vitamini kaynakları arasında ton balığı, uskumru, somon, tereyağı, yumurta sarısı, karaciğer ve güneşte kurutulmuş mantarların bulunduğunu vurgulamaktadır.
Ancak, yalnızca gıdalarla alınan D vitamini miktarının genellikle yeterli olmadığını belirtmektedir.Eğer yeterince güneşe çıkamıyorsanız, D vitamini ihtiyacınızı tamamlamak amacıyla takviye alabilirsiniz.
Ancak bu takviyelerin ilaç dozunda olmaması gerektiği unutulmamalıdır.
D vitamini eksikliği veya yetersizliği durumunda, kişiye özel dozlarda tedavi uygulanmaktadır.D vitamini Zehirlenmesi Belirtileri ve Risk Grupları Kimlerdir?D vitamini zehirlenmesi genellikle yaşlılar, küçük çocuklar ve kadınlar arasında daha sık görülmektedir.
Prof.
Dr.
Altay, güneş ışınlarıyla vücudumuzda üretilen veya doğal besinlerle alınan D vitamininin zehirlenme riskinin oldukça düşük olduğunu ifade etmektedir.
Bununla birlikte, hazır vitamin takviyeleri yoluyla aşırı düzeyde D vitamini alımı, zehirlenmelere yol açabilmektedir.
Günlük tolere edilebilir üst limitin 4 bin ünite olduğunu belirten Altay, tek seferde 40 bin ünitenin üzerinde veya uzun süreli olarak 4 bin üniteden fazla D vitamini kullanımının, kandaki D vitamini düzeyini zehir düzeyine çıkarabileceğini vurgulamaktadır.D vitamini zehirlenmesi başladığında, ilk olarak kanda kalsiyum düzeylerinin arttığını belirten Altay, bu duruma bağlı olarak bulantı, kusma, sık idrara çıkma isteği, sıvı kaybı, halsizlik ve kas güçsüzlüğü gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini ifade etmektedir.
Eğer zehirlenme durumu daha ciddi boyutlara ulaşırsa, böbrek taşları, ani böbrek hasarı, kalpte ritim düzensizlikleri, çarpıntı, depresyon, bilinç bulanıklığı ve koma gibi nörolojik ve psikiyatrik belirtiler görülebilmektedir.
Bu tür durumlarda, zehirlenme şüphesi varsa D vitamini ve kalsiyum alımının kesilmesi ve hastaneye başvurulması gerektiği önemle belirtilmektedir.Yaşlılar, obezitesi olanlar, kapalı alanlarda çalışanlar, kemik erimesi bulunanlar, emilim bozukluğu yaşayanlar, bazı ilaçları kullananlar ve kronik hastalığı bulunan bireyler, D vitamini eksikliği açısından risk grubunda yer almaktadır.
Bu nedenle, bu kişilerin D vitamini düzeylerinin özellikle sonbahar ve kış aylarında hekim kontrolünde ölçtürülmesi gerekmektedir.
Prof.
Dr.
Altay, risk grubu dışındakilerde ve özel bir durumu olmayanlarda rutin D vitamini ölçümünün ve takviye kullanımının gerekli olmadığını, D vitamini düzeyi normal olan bireylerde ek takviye alımının sağlığa ek fayda sağladığına dair yeterli bilimsel kanıt bulunmadığını ifade etmektedir.