Samos Adası'nda Gezilecek Yerler - Etstur Lets Go

Taş sokaklarda, sahil evlerinde yüzlerce yıldır devam eden yaşamın izlerini görmek ister misin? O hâlde seni Samos Adası’na davet ediyoruz! Ege’nin incisi Samos Adası; Pisagor, Epikür, Ezop, Heredot gibi önemli tarihî figürlerin yaşadığı, onlardan izler taşıyan eşsiz bir yer. Tarih boyunca bilimden felsefeye pek çok alanda merkez olan ada; dağ köyleriyle, şirin kasabalarıyla ve göz alıcı plajlarıyla keşfedilmeyi bekleyen bir vaha âdeta!

Samos Adası’nı merak etmeye başladıysan önce şu soruya yanıt verelim: “Samos Adası nerede?” Yunanistan’ın en popüler tatil noktalarından olan ada, kapıda vizeyle gidebileceğin Yunan adalarından. Sürprizlerle dolu bu saklı hazineyi keşfetmek için hazırladığımız rehbere göz atabilir, unutulmaz bir tatil planı oluşturabilirsin.

Pythagorio

Ada gezisine başlarken ilk durağın Pythagorio olabilir. Samos cruise turları ile ulaşabileceğin adaya adımını attığın an, büyüleyici bir atmosfere “Merhaba!” diyeceksin.

3.000 yıllık köklü bir tarihe sahip ada, ilk bakışta geleneksel bir Yunan köyü olarak görünse de tam bir turizm cenneti. Bu muhteşem bölgenin UNESCO tarafından kültürel miras listesine alındığını da belirtelim.

Hareketli ve eğlenceli bir tatil geçirmek istersen Pythagorio’yu tercih edebilirsin. Çünkü burası müzik sesinin hiç kesilmediği sokaklarda restoranların, tavernaların bir arada bulunduğu benzersiz bir destinasyon. Çevrede çok sayıda plajın olması da Pythagorio’yu günün her saatini dopdolu geçirebileceğin bir yer hâline getiriyor.

Bu şirin mi şirin Yunan köyü adını ünlü filozof Pisagor’dan alıyor. Doğal güzellikleriyle Samos Adası’nın popüler noktalarından biri olarak yıl boyunca turistlerle dolan Pythagorio, Samian isimli antik kasabanın kalıntılarının üzerine kurulmuş.

Taş döşeli daracık sokaklarında ziyaretçilerini ağırlayan ve onlara tarih dolu bir gezi sunan kasabada görülmesi gereken birçok yapı var. Roma Hamamları, Logothetis Kulesi, Hera Tapınağı, Eupalinos Tüneli bunlardan bazıları. Buradan ayrılırken sadece bir kasabayı gezmiş olmayacak, zamanda bir yolculuk yapacaksın.

Kokkari

Samos Adası’nda gezilecek yerler listesinin başındaki destinasyonlardan biri de hiç şüphesiz Kokkari’dir. Burası sakinliğiyle, sıcak insanlarıyla ve masmavi manzarasıyla seni kendine hayran bırakacak!

Küçük bir yarımada üzerinde kırmızı kiremitli evler ve deniz kıyısı boyunca sıralanan balıkçı tekneleri… Kokkari bu yönüyle âdeta kartpostaldan fırlamış gibi. Tarihî dokusunu korumayı başaran bu şirin köy, sıcak atmosferiyle turistler için keyifli bir tatil seçeneği sunuyor.

Burada masmavi denizin tadını çıkarmak istersen çakıl taşlarıyla kaplı 500 metre uzunluğundaki bir plaj seni bekliyor. Limonakia ve Tsamadou gibi plajlara da oldukça yakın konumdaki Kokkari gün içinde rüzgârlı olabiliyor. Eğer su sporlarına meraklıysan sörf su sporları için burayı değerlendirebilirsin.

Vathy (Samos Kenti)

Rengârenk evler, taş sokaklar ve sahil boyunca dizilmiş kafeler… Denize karşı oturup adanın keyfini sürmek istersen buraya mutlaka uğramalısın!

Samos Adası’nın başkenti olarak adlandırılan Vathy, aynı zamanda adanın en büyük limanı. Muhteşem Ege Denizi manzarasıyla ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim yaşatan Vathy, modernliğin ve geleneksel Yunan mimarisinin birleşimini oluşturuyor.

Samos Adası’na yapılan ziyaretlerin ilk durağı olan bölge, kültürel zenginlikleriyle göz dolduruyor. Deniz kenarındaki bir kafede oturmak Vathy’de yapılacak en güzel şeylerden. Vathy’nin kordon boyu yarım ay şeklinde uzanıyor ve burada eğlenceli etkinlikler, konserler düzenleniyor.

Vathy bölgesini keşfe çıktığında çevredeki geleneksel tavernaları ziyaret etmek isteyebilirsin. Kısa molaları Yunan mutfağının lezzetlerini tatmak için değerlendirmek harika olur. Vathy’nin canlı sokaklarında kendini kaybettikten sonra tekrar buraya dönmeyi hayal edeceksin!

Karlovasi

İşte ilk görüşte âşık olacağın bir Ege kasabası: Karlovasi. Tarihî sokaklarında yürüyebilir, şelalelerinde serinleyebilir ve muhteşem manzarasında küçük bir mola verebilirsin!

5.000 kişilik nüfusuyla Samos Adası’nın ikinci büyük yerleşim yeri konumundaki Karlovasi, adanın merkezine 32 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Aslında Karlovasi ismi Türkler için oldukça tanıdık. Osmanlı Dönemi’nde adaya gelen donanmanın beyaz çiçek açmış badem ağaçlarını gördüğü ve bunun üzerine bölgeye Karlıova ismini verdiği biliniyor. Karlıova zaman içinde değişerek Karlovasi hâlini almış.

19.yüzyıl neoklasik mimari tarzıyla dikkat çeken Karlovasi, Samos Üniversitesi’nin fakültelerine de ev sahipliği yapıyor. Bu yönüyle genç bir nüfusa sahip bölge sosyal yaşam bakımından oldukça canlı bir atmosfer sunuyor.

Karlovasi iki bölgeden oluşuyor. Geleneksel Yunan köyü havasındaki taş evleriyle süslü bölge Eski Karlovasi ismiyle tanınıyor. Buraya kıyasla daha modern bir görüntü çizen deniz kenarındaki bölgeyse Yeni Karlovasi. Karlovasi’nin çevresinde birçok plaj da mevcut. Mikro, Megalo Seitani, Potami gibi plajlar sana unutulmaz bir tatil deneyimi yaşatabilir. Ancak plajların çakıllı olduğunu ve özellikle belli dönemlerde denizinin dalgalı olduğunu söylemeliyiz.

Marathokambos

Şehir karmaşasından uzak, doğayla ve tarihle dolu bir yolculuk! Marathokambos, adanın güneybatısında yer alan pitoresk tarzda geleneksel bir Yunan köyü. Balıkçı teknelerinin yoğun olduğu bölge “Balos” isimli bir plaja da ev sahipliği yapıyor.

Marathokambos ile adanın merkezi arasında kayda değer bir mesafe (yaklaşık 45 km) var. Bu nedenle oldukça huzurlu bir atmosfere sahip. Yunan kültürünü daha yakından deneyimlemek isteyenler için kapsamlı bir gezi deneyimi sunuyor. Yemyeşil doğanın kucağında keyifli yürüyüşler yapmak, Pisagor Mağarası başta olmak üzere kilise ve manastırları rahatça gezmek istersen bölgedeki konaklama tesislerini tercih edebilirsin.

Agios Konstantinos

Samos Adası’nın merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta yer alan küçük ve sakin bir kasaba: Agios Konstantinos. Yunan mimarisinin geleneksel izlerini taşıyan dar sokaklarında samimi atmosferi yakalayabileceğin bölge, ismini 18. yüzyılda yapılan Pano Agios Konstantinos içerisindeki kiliseden alıyor. Zeytin ve çam ağaçlarının yoğunlukta olduğu bu şirin kasabaya geldiğinde deniz kenarındaki restoranlardan birine girerek Yunan mutfağına ait farklı deniz ürünlerinin tadına bakmanı öneririz.

Manolates

Şimdi seni Ege’nin sıcacık ruhunu yansıtan bir köyüne götürüyoruz! Burası Ampelos Dağları’nın yemyeşil doğasında, tipik Yunan evleriyle ve Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla süslü, benzersiz bir dağ köyü. Mermer kaynakları bakımından son derece zengin olan bu köy, tarih boyunca bölge ekonomisine önemli katkılar sağlamış. Geçimini büyük ölçüde üzüm ve zeytin yetiştiriciliğiyle sağlayan köyde geleneksel yaşam günümüzde de devam ediyor.

Manolates, huzurlu bir dağ atmosferi deneyimlemek isteyenler için birebir! Kokkari bölgesinin hemen yakınında yer alan dağ köyü ziyaretçilerini muhteşem Ege Denizi manzarasıyla büyülüyor. Bölgede seramik, çömlek gibi el sanatlarının yapıldığı çok sayıda atölye bulunuyor. Taşlarla kaplı daracık sokaklarda yürürken Rum Ortodoks kilisesine uğrayarak ruhani bir an yaşayabilir, tavernalarda bölgenin tadını doyasıya çıkarabilir ya da seyir terasında eşsiz manzarayı seyredebilirsin.

Unutmadan, köye ulaşmak için katetmen gereken yolların dar ve virajlı olduğunu belirtelim. Bu nedenle dikkatli olmanda fayda var.

Vourliotes

Hem doğa içinde huzurlu yürüyüşler yapabileceğin hem geleneksel lezzetleri tadabileceğin mutluluk veren bir köy: Vourliotes. 17. yüzyılda İzmir Urla’dan göç edenler tarafından Samos Adası’nın dağlık bölgelerinde kurulan ve kelime olarak “Urlalılar” anlamını taşıyan Vourliotes sessizliğin ortasında küçük bir dağ köyü. Geleneksel taş evlerin sıralandığı dar sokaklar bölgeye otantik bir hava katıyor. Tavernaların ve kafelerin bulunduğu meydanda bölgenin kültürünü yakından tanımak mümkün.

Platanos

Yeşilin her tonunu görmek istersen sıradaki durağımız Platanos. Burası adanın tam merkezinde, Ambelos Dağı’nın eteklerine kurulan bir köy. Bölgede bulunan Ambelos ve Kerkis dağlarının panoramik manzarasıyla büyüleyen köy, sakin atmosferiyle doğaseverler tarafından sıkça ziyaret ediliyor.

17.yüzyılda köy meydanına yapılan ve 1827’de restore edilerek bölgenin önemli simgelerinden biri hâline gelen halk çeşmesi ferahlatıcı suyuyla ünlü. Köyde yaşayan ada halkı geçinmek için çanak çömlek gibi el sanatlarıyla uğraşıyor. Öte yandan bağcılık da köyün önemli gelir kaynaklarından. Köyden ayrılmadan önce istersen geleneksel dükkânlara uğrayarak bal ve el yapımı üzüm ürünlerinin tadımını yapabilirsin.

Mytilinioi Köyü

Adanın içine doğru ilerlediğinde geleneksel köylerden biriyle karşılaşacaksın: Mytilinioi. Köy, önemli müze ve kiliselere ev sahipliği yapıyor. Panagia Kilisesi, Doğal Tarih Müzesi bunlardan bazıları. Samos Adası’nın en önemli yapılarından olan Panagia Kilisesi aynı zamanda köydeki en büyük kilise konumunda. Otantik bir köy yaşamı görmek istiyorsan burası tam aradığın yer!

Köy, Samos’un 14 kilometre güneybatısında yer alıyor. Karvounis Dağı’nın batısındaki yamaçlara kurulan köydeki konaklar ilgi çekiyor. Köyü gezerken geleneksel evlerin mimarisini inceleyebilir, kiliseleri ziyaret edebilirsin.

Pyrgos Köyü

Merkeze 30 kilometre mesafede yer alan Pyrgos Köyü dar sokaklarıyla ve taş evleriyle tipik Yunan mimarisini yansıtan benzersiz destinasyonlardan. Samos Adası’na özgü yabani kekik balının ve kokulu bitkilerin yetiştirildiği bu küçük köy, geleneksel yaşamı yansıtan atmosferiyle samimi bir gezi deneyimi sunuyor.

Koumaradei Köyü

Âdeta bir tablodan fırlamış gibi görünen Koumaradei Köyü, Samos Adası’nın muhteşem manzaralarıyla çevrili eşsiz bir destinasyon. Adanın hemen her yerinde yapıldığından seramik ve çömlek gibi el sanatlarının ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliyorsundur. Koumaradei de bu el sanatlarını yaşatmaya devam ediyor. Dilersen seramik ve çömlek yapımını incelemek için atölyelere uğrayabilirsin. Adayı hatırlatacak küçük bir hatıra almak istersen buradan alabilirsin.

Köyün kendine özgü atmosferi adayı keşfetmek için ideal bir ortam sunuyor. Otantik Yunan kültürünü deneyimlemek istersen gezine Koumaradei ile devam edebilirsin.

Ireon Köyü

Adanın merkezine 17 kilometre mesafede olan bu şirin sahil köyü gezginlerin ilgi gösterdiği yerler arasında. Köy ile Heraion Tapınağı arasında kısa bir mesafe var. İki konum arasındaki bu mesafe yorucu bir gezi sonrasında mola vermek isteyenlerin yolunu Ireon Köyü’ne çıkarıyor. Köyde en çok ilgi gören yerlerden biri de aynı adı taşıyan plaj. Masmavi derinliklere dalmak, huzur içinde güneşlenmek istersen rotanı buraya çevirebilirsin. Dilersen deniz kenarındaki mekânda keyifli bir yemek yiyebilir veya kahve içebilirsin.

Posidonio

Adanın doğu kıyısında, Vathy’ye 13 kilometre uzaklıkta konumlanan Posidonio, uzun çam ağaçlarıyla çevrili sakin bir bölge. Geleneksel yaşamın büyük ölçüde korunduğu bu küçük köy, tıpkı diğer liman köyleri gibi balıkçı tekneleriyle dolu. Aynı zamanda doğal plajlarıyla da göz dolduran bölgede restoranlardan konaklama tesislerine kadar pek çok olanak mevcut.

Heraion (Hera Tapınağı)

Samos Adası binlerce yıllık geçmişiyle pek çok esere ev sahipliği yapıyor. Tanrıçaların ayak izlerini takip edebileceğin kutsal bir mabet: Hera Tapınağı’na “Merhaba!” demeye hazır mısın?

Pythagoreion şehrinin 7 kilometre güneybatısında bulunan ve Hera tanrıçasına adanan tapınağın geçmişi binlerce yıl öncesine dayanıyor. Tanrıça Hera’nın doğduğu yer olarak kabul edilen bölge Yunan tarihinde önemli bir yere sahip. Yapı aslında 155 sütun olarak inşa edilmiş. Ancak bugüne gelindiğinde bu sütunlardan yalnızca Kolona ismi verilen sütun ayakta kalabilmiş. Mimari tasarım yönünden Efes’te bulunan Artemis Tapınağı’na benziyor.

Yapının UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alındığını da söylememiz gerek. Bölgenin farklı noktalarında bazı kazı çalışmaları yapılmış. Bu çalışmalar sonucunda elde edilen parçaları Samos Arkeoloji Müzesi’nde görebilirsin.

Tapınak çevresinde herhangi bir tesis mevcut değil. Özellikle yaz aylarında burayı ziyaret edeceksen yanına su, yiyecek ve şapka almanı tavsiye ederiz.

Eupalinos Tüneli

Binlerce yıl önce kazılan upuzun bir tünel düşün: Karanlık, dar ve heyecan verici tünelin içinde şaşırmaya hazır ol!

MÖ 6. yüzyılın ortalarına doğru, Polycrates döneminde halkın temiz su ihtiyacını karşılamak için yaptırılan tünel, geçmişten bugüne farklı amaçlarla da kullanılmış. Geometrik olarak planlanan ilk yapı olma özelliğine sahip tünelin toplam uzunluğu bir kilometreyi geçiyor.

Herodot’un bu tünel için “dünyanın sekizinci harikası” tanımını kullandığı biliniyor. Tüneli detaylı olarak gezmek istersen rehber eşliğinde yapılan turlara katılabilirsin. Tüneli gezmek için üç rota bulunuyor. Uzunluğa bağlı olarak gezi süresi değişiklik gösteren bu rotalar sırasıyla 185, 424 ve 1036 metreden oluşuyor. Ziyaretler genellikle sabah 08.30’dan sonra başlıyor. Son ziyaret saatiyse 14.40 olarak belirlenmiş. Tünelin hayli dar olduğunu belirtelim. Bu yüzden gezi için uygun ayakkabı ve kıyafet seçmeye dikkat edebilirsin.

Roma Hamamları (Pythagorio)

Pythagorio’nun antik dönemlerini gözünde canlandıracağın bir yapıya gidiyoruz! Samos Adası’nın güney bölgesinde yer alan Roma Hamamları MS 2. yüzyıla tarihleniyor. Mimari yapısıyla etkileyici özelliklere sahip kompleks, Samos antik kentinin önemli parçalarından.

Helenistik dönemde çeşitli spor aktiviteleri için kullanıldığı düşünülen kompleks Roma döneminden itibaren hamam olarak hizmet vermeye başlamış. Kompleks içerisinde hamamların yanı sıra stadyum, güreş okulu ve spor salonu gibi yapılar da bulunuyor. Hamamların duvarları mermerle süslü. Taban kısmındaysa bazı sahneleri gösteren mozaikler mevcut. Roma Hamamları’na adım attığın an yüzlerce yıllık tarihe tanıklık eden taşların fısıltısını duyabilirsin!

Pisagor Heykeli

Samos’un simgesi denilince akla ilk gelen yapı muhtemelen Pisagor Heykeli’dir. MÖ 580’de Samos Adası’nda doğduğu ve burada yaşadığı bilinen ünlü matematik dehası Pisagor anısına inşa edilmiş. Pythagorion Limanı’nın doğu ucundaki beton iskele üzerine konumlandırılan anıt heykel, 1988 yılına tarihleniyor.

Nikos Icarus’un imzasını taşıyan üçgen formundaki heykel, açık şekilde Pisagor teoremine işaret ediyor. Heykel tasarımında pek çok sembole de yer verilmiş. Pisagor Heykeli, adayı ziyarete gelen turistlerin en çok rağbet gösterdiği yerlerden biri. Sen de heykelin önünde durup bilimin zamansızlığını hissedebilirsin!

Pisagor Arkeoloji Müzesi

Binlerce yıl öncesine tarih ve bilim dolu bir ziyaret yapmaya ne dersin? Samos Adası’nın kültürünü ve tarihini yansıtan mekânlardan biri de Pisagor Arkeoloji Müzesi. İyonyalı ünlü düşünür Pisagor’un isminin verildiği müze, Pythagorion bölgesinde bulunuyor. Burası aynı zamanda UNESCO’nun Dünya Mirası Sit Alanı olarak ilan ettiği bölgeler arasında yer alıyor. Müze 2010 yılında geçmişte bulunduğu Belediye Binası’ndan modern bir yapıya taşınmış.

Samos antik kentinin yakınlarında bulunan müze binasında, antik kent kazılarından ve çevre bölgelerden elde edilen yaklaşık 3.000 eser sergileniyor. Koleksiyon içerisinde bölgedeki önemli yapılardan çıkarılan çeşitli objeler bulunuyor. “Zafer Tanrısı” olarak bilinen Nike’nin kil tableti ve Afrodit heykeli de koleksiyonun en değerleri parçalarından bazıları. Mermer heykel, tapınak parçası, seramik vazo, madeni para, mücevher gibi eserlerden oluşan bu koleksiyon adanın milattan önce 5 bin yılından 7. yüzyıla kadar uzanan antik çağlarına ışık tutuyor.

Sen de bu tarih ve kültür dolu müzeyi görmek istersen 08.30-15.30 saatleri arasında ziyaret edebilirsin. Salı günü kapalı olan müzeye giriş için 2025 yılı itibarıyla 10 avro karşılığında bilet alınması gerekiyor.

Folklor Müzesi

Adanın kültürünü daha yakından tanıma zamanı! Bu müzedeki her obje, ziyaretçilerini Samos Adası’nın farklı zamanlarına doğru yolculuğa çıkarıyor.

Nikolaos Dimitriou Edebiyat Vakfı’nın katkılarıyla 1997 yılında kurulan müze, Doryssa Bay Hotel içerisinde bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı öncesinde adadaki yaşamı yansıtan müze Samian mimarisinden izler taşıyor. Müzede tarım araçları, ekmek yapım aletleri, bal mumu araçları, Samian dikiş koleksiyonu, peynir yapım aletleri ve 1930’lu yıllardan kalma otantik bir Samian evi kopyası gibi pek çok parça sergileniyor.

Müzenin bahçesinde bulunan demirci atölyesi, marangoz atölyesi gibi yerler de ziyaretçilerini bekliyor. Zengin koleksiyonuyla Samos Adası’nın kültürel mirasını canlı tutan müze, 10.00-13.00 saatleri arasında ziyarete açık.

Samos Arkeoloji Müzesi

Yunanistan Samos Adası’nın mutlaka görülmesi gereken noktalarından biri de Samos Arkeoloji Müzesi. Bu küçük müze senin için tarihin tozlu sayfalarını aralıyor.

Hem adanın hem Ege ve Anadolu medeniyetlerinin zengin tarihine ait eserlerin sergilendiği Samos Arkeoloji Müzesi, şehir merkezindeki Belediye Binası’nın yanında yer alıyor.

Merkezi konumuyla kolay ulaşım sağlanan müzede bulunan eserler yazılı tarih öncesi dönemden başlayarak Helenistik döneme kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Hera Tapınağı’nda yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen kalıntılar da bu müze içerisinde koruma altında. 5,5 metre uzunluğundaki Kouros heykeli müzeyi ziyaret edenlerin büyülendiği etkileyici parçalardan.

Müzeyi ziyaret etmek istersen 08.30-15.30 saatleri arasında burayı açık bulabilirsin. 2025 yılı itibarıyla müzeye girişlerde ziyaretçilerden 10 avro talep ediliyor. Salı günü müzenin kapalı olduğunu göz önünde bulundurarak plan yapabilirsin.

Deri Tabaklama Müzesi (Karlovasi)

Ustalıkla ve emekle harmanlanmış kültürel bir deneyime hazır ol! Karlovasi kasabasındaki bu benzersiz müze, geçmişte deri işleme fabrikası olarak hizmet veren binada bulunuyor. Burası Yunanistan’daki tabakçılık endüstrisinin tarihini ve gelişimini göstermesi açısından oldukça önemli bir müze.

19. yüzyılda zirveye ulaşan tabakçılık sektöründe kullanılan aletlerin sergilendiği müzede deri tabaklama yöntemlerine dair önemli bilgilere ulaşman mümkün. Samos Adası’ndaki tabakhane konumlarını gösteren harita, müzedeki en dikkat çeken bölümlerden.

Doğal Tarih Müzesi (Mytilinioi)

Doğanın gizemli yanlarını keşfetmek ister misin? Burası seni şaşırtıcı bir doğa gezisine çağırıyor.

Ada merkezine yaklaşık 12 kilometre uzaklıktaki Mytilinioi kasabasında hizmet veren Doğal Tarih Müzesi, Constantine Zimalis ve eşi Maria anısına yaptırılmış. Müze binasının girişinde bir bahçe bulunuyor. Bahçede ünlü antik Samian matematikçi Aristarchus heykeli ziyaretçileri karşılıyor.

Müze; Paleontoloji, Mineraloji, Jeoloji, Botanoloji ve Zooloji olmak üzere beş bölümden oluşuyor. 8-10 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen hayvanlara ait fosiller Paleontoloji bölümünün en dikkat çekici parçaları arasında. Başta Samos Adası’nda ve Yunanistan’da olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde yaşamış hayvanların sergilendiği Zooloji bölümü, farklı noktalardan getirilen 300 civarında madenin sergilendiği Mineroloji bölümü ve Ege bölgesinden çıkarılan yaklaşık 3.000 flora koleksiyonunun sergilendiği Botanik bölümü de hayli ilgi uyandırıcı.

Panagia Spiliani Manastırı

Ege Denizi’nin masmavi sularına eşlik eden mistik bir dünya: Panagia Spiliani Manastırı. Adanın kuzeybatı bölgesinde, Pythagoreio’ya oldukça yakın konumda bulunan manastır, deniz seviyesinden yaklaşık 125 metre yükseklikte yer alıyor. Antik çağlarda kutsal bir ibadet alanı olarak da kullanılan büyük bir mağaranın içerisine kurulan manastır Hz. Meryem’e ithaf edilmiş.

Burada Meryem’e ait mermerden bir ikon göze çarpıyor. Efsanelere de konu olan bu ikon ve çok daha fazlası ziyaretçiler için ilgi çekici bir deneyim sunuyor. Manastırın içinde kullanılan freskler ve ikonlar Bizans dönemini yansıtıyor. Kilisenin arkasında yerel halk tarafından şifalı olduğu düşünülen bir kaynak suyu da bulunuyor.

Manastıra ulaşmak için 95 basamaklı bir merdivenden tırmanman gerekiyor. Merdiven hayli dik olsa da sonunda ulaşacağın eşsiz manzara tüm zorluklara değiyor. Manastır yaz sezonunda sabah 08.00’de, kış sezonunda 09.00’da ziyarete açılıyor. Manastıra son giriş saatiyse 13.00 olarak belirlenmiş. Burayı ziyaret etmek için herhangi bir giriş ücreti ödemen gerekmiyor.

Moni Vronta Manastırı

Vrontiáni ve Kokkariani isimleriyle de anılan Moni Vronta Manastırı için adanın en eski manastırı diyebiliriz. 1566 yılında yaptırılan manastır Vourliótes köyüne oldukça yakın konumda. 14. yüzyıla ait Panagia tapınağının kalıntılarının üzerine kubbeli bazilika planında inşa edilen manastır 19. yüzyılın başında restore edilmiş.

Manastır, adanın kültürel mirasının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. İçerisinde bulunan bazı detaylar, yapının Bizans döneminden bugüne geldiğini kanıtlar nitelikte. Özellikle ikonlar ve freskler bu dönemin karakteristik özelliklerini gözler önüne sererken manastırın dinî önemini de vurguluyor. Manastırı ziyaret etmek istersen özellikle Paskalya gibi önemli günleri tercih etmeni öneririz. Bu özel günlerde bazı etkinliklere ve dinî törenlere denk gelmen olası!

Manastır hafta boyunca 08.00-13.00 ile 16.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Ziyaretçilerin manastır içerisinde giyim kurallarına özen göstermesi oldukça önemli.

Moni Megalis Panagias

Pythagorion’a birkaç dakika uzaklıkta bulunan manastır, Koumaradei bölgesine oldukça yakın. Yapım tarihinin 16. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilen yapı Samos Adası’nın en eski manastırlarından. Burası geçmişten bugüne bölgenin önemli dinî merkezlerinden. Nilos ve Dionysius’un imzasını taşıyan yapının mimarisiyle Türkiye sınırlarındaki Artemis Tapınağı’nın benzerliğini görmek mümkün. Manastır aynı zamanda fresklerle süslü bir kiliseyi de içinde barındırıyor.

Yakın geçmişte ciddi bir zarara uğrasa da yenilenerek eski ihtişamına kavuşan manastırı ziyaret ederek ruhani bir deneyim yaşayabilirsin. Elbette burada da ziyaretçilerin Ortodoks dinî yapılarının giyim kurallarına uyması bekleniyor.

İlyas Peygamber Manastırı

Tarihin ve inancın izlerini taşıyan ruhani bir atmosfer hissetmeye ne dersin? Karlovasi kasabasına yaklaşık 3-4 kilometre uzaklıktaki manastırın yapılış tarihi yüzyıllar öncesine dayanıyor. İlyas Peygamber’e adanan manastır bir tepe üzerinde Ortodoks geleneklerine göre inşa edilmiş.

Grigorios isimli bir keşiş tarafından 1739 yılında yeniden düzenlenen manastır, dinî ve kültürel özellikleriyle adadaki en önemli yapılardan. Sade mimarisiyle dikkat çeken yapı sadece kutsal bir mabet değil, aynı zamanda Ege’nin muhteşem manzarasını gözler önüne seren etkileyici bir durak.

Agios Nikolaos Şapeli (Potami)

Masmavi denizin kıyısından gökyüzüne uzanan kutsal bir durak… Potami’nin doğal güzelliğiyle birleşen dinginlik uzun süre hafızalarında yer edinecek!

Ege Denizi’ni ayaklarının altına alan bir tepenin üzerine kurulan kutsal yapı, sadeliğiyle hayranlık uyandırıyor. Eşsiz manzarasıysa onu çok daha büyülü bir hâle getiriyor. Agios Nikolas Şapeli’ni ziyaret etmek için güneşin batmasını beklersen muhteşem fotoğraflar elde edebilirsin.

Potami Şelaleleri

Yeşilin farklı tonları, kuş sesleri ve huzur dolu su sesleri… İşte Samos’un güzelliklerini yansıtan Potami Şelaleleri! Burası Karlovasi bölgesine gelenlerin mutlaka görmesi gereken bir doğa harikası. Berrak suyuyla muhteşem bir doğal görüntü oluşturan şelaleler özellikle yaz aylarında serinlemek için doğru tercih. Yeşilin her tonunu görebileceğin bu eşsiz vadide şelalelere ulaşmak istersen yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş seni bekliyor. Şelalelerin bulunduğu bölgenin yakınlarında çeşitli dinlenme ve piknik alanları mevcut.

Pisagor Mağarası

Büyük matematik dehasının sırlarına ev sahipliği yapan, gizemli derinliklere doğru anlamlı bir yolculuğa ne dersin? Pisagor’un ayak izlerini takip ederken matematik ve felsefenin büyüsüne kapılabilirsin!

Pisagor Mağarası, adanın ilgi çekici duraklarından biri. Tarih ve bilim meraklılarının gezi rotasına eklediği mağara Pisagor’un gerçek dünyadan uzaklaşıp kendini kapattığı yer olarak kayıtlara geçmiş.

Mağara, Kerkis Dağı’nın doğu yamacında bulunuyor. Sunduğu muhteşem manzarayla büyüleyen bölge üç ayrı odadan oluşuyor. Ancak bu odalardan sadece ikisi ziyarete açık. Mağaranın çevresinde bulunan iki küçük şapel ise bölgenin dinî anlamda da önemli bir merkez olduğunu kanıtlar nitelikte.

Mağaraya ulaşmak için 300 metrelik bir patika üzerinde ilerlemen gerekiyor. Bölgeye yaklaştıkça yolun dikleştiğini görebilirsin. Bu nedenle kaymaz tabanlı bir ayakkabı tercih etmen iyi olabilir.

Ambelos

Taş evler arasında zeytin kokuları ve sıcacık bir köy atmosferi. Ambelos’u gezerken zamanın nasıl aktığını anlamayacaksın! Geçmiş dönemlerde Karvounis ismiyle de anılan Ambelos, bugünkü ismini bölgede bolca yetişen üzümlerden alıyor. Bu isim aynı zamanda bölgenin bağcılık yönünden ne kadar zengin olduğunu da gözler önüne seriyor. Üzüm hasatları her yılın ağustos ayında yapılıyor. Eğer ziyaretini bu döneme denk getirirsen leziz üzümlerin tadına bakma şansı da yakalayabilirsin.

En yüksek zirvesi 1153 metreyle Profitis Ilias olan dağ bölgesine Vathy’den yapılan 35 dakikalık bir yolculukla ulaşabilirsin. Ege Denizi’nin muhteşem panoramik manzarasına sahip bölgede geleneksel etkinliklerle keyifli anlar geçirebilirsin. Burasının kalbinde iz bırakacağına eminiz!

Samiopoula

Kalabalıktan ve gürültüden uzak sakin bir tatil hayali kuruyorsan burası tam sana göre! Yerel halk tarafından “Küçük Samos” olarak adlandırılan Samiopoula, sessiz atmosferiyle âdeta cennetten bir köşe. Samos’un güney bölgesine konumlanan bu ufak adacık, kalabalıktan uzak zaman geçirmek isteyenler için ideal yerlerden.

Psalida Plajı’yla ziyaretçilerine rahatlatıcı bir tatil olanağı sağlayan adaya ulaşmak için tekne turları düzenleniyor. Pythagorio, Ormos Marathokambos limanlarından kalkan tekne turlarıyla huzurun kapısını aralayabilirsin. Tertemiz suların derinliklerine dalış yapmak istersen yanına gerekli ekipmanları almalısın. Bu sakin cennete veda ederken bir sonraki buluşmayı hayal etmeye başlayabilirsin!

Mykali Plajı

Seni Ege’nin durgun sularında ruhunu dinlendirecek bir yere davet ediyoruz. Samos Adası’nın etkileyici plajlarından bir diğeri Mykali Plajı. Vathy’ye 7-8 kilometre uzaklıktaki plaj beyaz çakıl taşlarıyla kaplı geniş bir kumsala sahip. Plaj boyunca sıralanan ağaçlar doğal bir şemsiye görevi görüyor.

Plajda ziyaretçilere çeşitli olanakların sunulduğu bazı tesisler mevcut. Aynı zamanda deniz kayağı, wakeboard, jet ski gibi deniz sporları için ekipman kiralamak da mümkün. Plajdan baktığında Aydın’da bulunan Karasu Koyu’nu görebilirsin. Bu muhteşem manzara eşliğinde keyifli bir tatil geçirmek istersen pansiyonlarda ya da otellerde konaklayabilirsin.

Tsamadou Plajı

Samos Adası turlarıyla unutulmaz bir seyahat deneyimi yaşamaya var mısın? Samos’a geldiğinde masmavi suların incecik kumlarla birleştiği plajlarda güneşin tadını doyasıya çıkarabilirsin. İşte o plajlardan biri: Tsamadou Plajı.

Yemyeşil bitki örtüsüyle çevrili tertemiz bir doğal güzellik. Kokkari’den 3 kilometre uzaklıkta bulunan Tsamadou Plajı dalış ve su sporları için ideal bir ortam sunuyor. Üç bölümün bulunduğu bu plajda yer alan tesislerde şezlong, şemsiye, duş gibi olanaklar mevcut.

Plaja ulaşım küçük bir patika yoldan sağlanıyor. Çakıl taşlarıyla kaplı plajda denize girmek istersen deniz ayakkabısı temin etmeni öneririz.

Lemonakia Plajı

Biraz güneş, biraz deniz ve huzur dolu anlar… Lemonakia Plajı zamanın durduğu sakin bir koy. Adanın kuzeye bakan kıyı noktasında, Vathy’ye yaklaşık 13 kilometre uzaklıkta bulunan, korunaklı ve küçük koy dupduru sularıyla öne çıkıyor.

Mavi suların altın sarısı kumlarla birleştiği Lemonakia Plajı 400 metre uzunluğunda. Yer yer çakıl taşlarının ve yumuşak kumların olduğu plajda doğayla iç içe, sakin bir tatil yapman mümkün. Kuzey rüzgârları özellikle sörf yapmak isteyenler için uygun ortam sağlıyor.

Plajda çeşitli olanakların sunulduğu küçük bir tesis de mevcut. Çakıllara karşı hazırlıklı gitmekte fayda var.

Psili Ammos Plajı

Yumuşacık kumlar üzerinde dalga seslerini duyarak ruhunu dinlendirmek ister misin? Psili Ammos Plajı bunun için en uygun yerlerden.

Vathy’ye yaklaşık 11 kilometre mesafede yer alan Psili Ammos Plajı derin olmayan deniziyle ve incecik kumlarıyla dikkat çekiyor. Adını da bu ince ve yumuşak kumlardan alan plajın etrafında bölgeye özgü ağaçları görmek mümkün. Durgun sularıyla amatör yüzücüler ve çocuklar için güvenli alan oluşturan plajda çeşitli hizmet alanları mevcut. Plaja yakın noktalarda tavernaların bulunması da artı özelliklerinden.

Mikro Seitani Plajı

Denizin doğayla kucaklaştığı küçücük bir huzur noktasına gidiyoruz! Samos’un gizli koyunda zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyeceksin! Adanın kuzeyinde, Karlovasi’ye 4 kilometre mesafede konumlanan plaj için “Adanın dokunulmamış alanlarından!” demek mümkün.

Çakıl taşlarıyla kaplı 150 metre uzunluğundaki plaja ulaşmak için Potamito’dan 2 kilometrelik bir yol katetmek gerekiyor. Ulaşım araçlarının bulunmadığı bölgede doğanın içinde keyifli bir yürüyüş yapmak da mümkün. Plaj çevresinde herhangi bir tesisin bulunmaması bölgedeki sakinliğin en önemli nedenlerinden. Zaman zaman dalgalı olan denizde yüzerken dikkat etmen gerekebilir.

Megalo Seitani Plajı

Sıradaki durağımız tam anlamıyla bir saklı cennet! Megalo Seitani Plajı doğanın tüm renklerine tanıklık edebileceğin benzersiz bir adres.

Burası adanın en büyük plajlarından. 350 metre uzunluğundaki plaj kalın kumlarıyla ve derin deniziyle biliniyor. Akdeniz foklarına ve deniz kaplumbağalarına ev sahipliği yapan plaj koruma altında. Bu nedenle bölgede herhangi bir tesis bulman mümkün değil. Plaja ulaşmak için Karlovasi limanından kalkan tekneler kullanılabiliyor. Dilersen yürüyüş yollarını kullanarak da plaja gidebilirsin. Bunun için Mikro Sentini Plajı’ndan sonra yaklaşık 2 kilometre yürümen gerekiyor.

Potokaki Plajı

Yorucu bir günün sonunda kendini Ege’nin huzurlu sularına atmak ister misin? Cevabın “Evet!” ise Potakaki Plajı seni çağırıyor. Adanın güneybatısındaki bu plaj 3000 metrelik upuzun bir kumsala sahip. Plaj havalimanına oldukça yakın. Adanın merkezinden toplu taşıma araçlarına binerek buraya ulaşman mümkün.

Yer yer kum ve çakıl taşlarıyla kaplı plajın berrak denizi görülmeye değer. Mavi Bayraklı olması burayı da popüler tatil noktalarından biri yapıyor. Plaj çevresinde çok sayıda konaklama tesisi ve plaj işletmesi mevcut. Çoğu zaman dalgasız olan deniz özellikle dalış yapmak ve su altı canlılarını gözlemlemek isteyenler için ideal. Haydi, ekipmanlarını kap ve deniz altı dünyasını keşfetmeye başla!

Livadakia Plajı

Deniz, kum ve bolca sessizlik… Ada halkının ve turistlerin yoğun ilgi gösterdiği tatil noktalarından biri de Livadakia Plajı. Bu plajı gördüğünde büyük olasılıkla kendini Maldivler’de hissedeceksin. Plaj çevresi kafe ve eğlence mekânı bakımından oldukça zengin. Girişin ücretsiz olduğu plaj aynı zamanda su sporlarıyla ilgilenenlerin de ilk tercihleri arasında.

Gagou Plajı

Samos’un kuzeydoğusuna doğru gittiğinde karşında 200 metrelik küçük bir plaj bulacaksın. Burası Vathy Körfezi içerisindeki korunaklı alanlardan. Halk arasında Hrisi Ammos ismiyle de biliniyor. Bu isim “altın kum” anlamına geliyor. Mavi Bayraklı bu plajın yakınında farklı seçenekler olduğundan aradığın gibi bir otel bulabilmen mümkün.

Merkeze yakın olması sebebiyle buraya yürüyerek dahi gidilebilirsin. Burada denizin ve güneşin tadını çıkardıktan sonra taptaze deniz ürünlerini tadabileceğin pek çok restorana da ulaşabileceksin. Günün sonunda plaj çevresindeki tavernalara uğramak da son derece keyifli olabilir.

Kerveli Plajı

İnci gibi parlayan çakıl taşları, turkuaz ve mavinin mükemmel karışımını gözler önüne seren berrak deniz ve doğayla iç içe saklı bir mücevher. Kerveli Plajı, hafızalara kazınacak güzelliğiyle ziyaretçilerini bekliyor. Ada merkezine yaklaşık 10 dakikalık mesafede konumlanan plaj oldukça sığ bir denize sahip. Buraya geldiğinde plajda şezlong ve şemsiye kiralamak istersen ücret ödemen gerekebilir.

Mavi Sokak (Pythagorio)

Mavinin ve beyazın bütünleştiği dar sokaklarda her adımda görsel şölen yaşaman olası. Burası adanın en özgün sokaklarından. Pythagorion’un tam kalbindeki bu sokak güzelliğiyle fotoğrafların da başrolü.

Blue Street olarak da bilinen sokak adını maviye boyanan evlerden, merdivenlerden ve çiçek saksılarından alıyor. Sokağın en güzel anını yakalamak istersen sabah saatlerinde ya da gün batımında gitmeni öneririz.

 

İLGİLİ HABERLER