Su çiçeği döküntü öncesi bulaşıcı mı? Aşı ile korunma mümkün mü?

Uzmanlar, su çiçeğinin döküntü öncesi bulaşabileceği konusunda aileleri uyarıyor ve aşılama ile korunmanın önemini vurguluyor.

Su çiçeği, çocukluk döneminin en bulaşıcı hastalıklarından biri olarak bilinirken, uzman hekimler bu hastalığın döküntüler çıkmadan önce de bulaşabileceğine dikkat çekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm.

Dr.

Erkan Arslan, bu durumun aileler tarafından göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Aşısız çocuklarda hızla yayılabilen su çiçeği, ateş, halsizlik ve kaşıntılı döküntülerle kendini gösteriyor.

Genellikle hafif seyreden hastalık, bebeklerde, bağışıklık sistemi zayıf bireylerde ve erişkinlerde ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor.Su çiçeği virüsü nasıl bulaşır?Su çiçeğine neden olan Varicella zoster virüsü, öksürme ve hapşırma sırasında havaya yayılan damlacıkların solunması veya hastanın cildindeki içi sıvı dolu kabarcıklarla teması yoluyla bulaşmaktadır.

Uzm.

Dr.

Erkan Arslan, hastalığın döküntüler ortaya çıkmadan yaklaşık 1-2 gün önce bulaştırıcı hale geldiğini belirterek, bulaştırıcılığın tüm döküntüler kabuklanıncaya kadar devam ettiğini ifade ediyor.

Bu nedenle, hastalık şüphesi bulunan çocukların kalabalık ortamlardan uzak tutulması, hem diğer çocukların hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.Su çiçeği belirtileri nelerdir?Su çiçeğinin ilk belirtileri arasında hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ve baş ağrısı yer almaktadır.

Bu belirtilerin ardından vücutta kırmızı döküntüler oluşmakta ve bu döküntüler kısa süre içerisinde içi sıvı dolu kabarcıklara dönüşerek yoğun kaşıntıya neden olabilmektedir.

Vücutta aynı anda hem yeni oluşmuş kabarcıkların hem de kabuklanmış döküntülerin görülmesi, su çiçeğinin tipik özellikleri arasında bulunmaktadır.

Tedavi sürecinde hastanın şikayetlerini hafifletmek ve oluşabilecek komplikasyonları önlemek temel amaç olarak öne çıkmaktadır.Aşılama ile su çiçeğinden korunma mümkün mü?Uzmanlar, su çiçeğinin dünya genelinde büyük çaplı bir salgına dönüşmesinin günümüzde beklenmediğini, rutin çocukluk çağı aşılama programları sayesinde hastalığın görülme sıklığının ve yayılımının önemli ölçüde azaldığını belirtmektedir.

Ancak aşılama oranlarının düştüğü toplumlarda okul, kreş ve benzeri toplu yaşam alanlarında vaka artışları yaşanabileceği ifade edilmektedir.

Uzm.

Dr.

Erkan Arslan, su çiçeğinden korunmada en etkili yöntemin aşılama olduğunu vurgulayarak, su çiçeği aşısının hem hastalığa yakalanma riskini hem de hastalığın ağır geçirilme olasılığını önemli ölçüde azalttığını belirtmektedir.

Ayrıca hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak, hijyen kurallarına uymak ve bulaştırıcılık süresi boyunca izolasyon sağlamak da hastalığın yayılımını önlemede kritik rol oynamaktadır.

İLGİLİ HABERLER