Emekli polis memuru 60 yaşındaki Ali Şekeroğlu’nun beylik tabancasıyla yaşamına son vermesi gündemdeki yerine korurken bir intihar haberi daha geldi. Kütahya‘da görev yapan polis memuru polis memuru Yasemin Bodur Karasu‘nun ölümü büyük üzüntü yarattı.
İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nde uzun yıllardır görev yapan kıdemli polis memuru Yasemin Bodur Karasu, yaşamını yitirdi. Kentte görev yaptığı yıllar boyunca vatandaşlarla kurduğu iletişim nedeniyle “Trafiğin ablası” olarak tanınan Karasu’nun ölümü, meslektaşları ve sevenleri arasında büyük üzüntüye neden olurken Emniyet İntiharları Dijital Anıtı 2026 yılının acı tablosunu açıkladı.
2026 YILININ İLK 10 AYINDA 72 EMNİYET MENSUBU HAYATINI KAYBETTİ
Emniyet İntiharları Dijital Anıtı, verilerine göre 2026 yılında 72 polis yaşamına son verdi. Verilere göre her dört günde bir polis intihar ediyor.
Son olayla emniyet personelinin intiharlarına ilişkin veriler yeniden gündeme geldi. 2026 verilerine göre ortalama her 3.88 günde bir emniyet mensubu intihar etti. Görevdeki personel açısından bu süre 4.57 günde, emekli personel açısından ise 25.36 gün hesaplandı.
Bu İntiharların temelinde amir baskısından geçim sıkıntısına uzun çalışma saatlerine kadar birçok sebep yatıyor.
YENİ Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan, Emniyet Teşkilatı personelinin sorunlarının ve polisleri intihara sürükleyen nedenlerin tespit edilip çözülmesi ile polislerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi amacıyla Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması için önergesi vermiş ve önerge, AKP’li ve MHP’li milletvekillerinin karşı oylarıyla reddedilmişti.
Sorduğu sorularla intihar verilerini ve bu intiharların sebeplerini irdeleyen Bakan, YENİÇAĞ’a şöyle konuştu;
YILLARCA DEVLET ADINA GÖREV YAPMIŞ PERSONELİ SON YOLCULUĞUNDA KURUMU YALNIZ BIRAKTI
“Kütahya’da görev yapan polis memuru kardeşimiz Yasemin, geride eşini ve çocuğunu bırakarak hayata veda etti. İzmir’in Karabağlar ilçesinde doğup büyümüş, mahallesinde sevilen, okulunda iz bırakmış bir insandı. Cenazesine komşuları geldi, öğretmenleri geldi, onu seven herkes geldi. Katılım kalabalıktı.
Ama İçişleri Bakanlığı’ndan kimse yoktu. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’nden kimse yoktu. Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü’nden kimse yoktu. Yıllarca devlet adına görev yapmış, üniforma giymiş, silah taşımış bir personeli son yolculuğunda kurumu yalnız bıraktı. O aileye “Yanınızdayız” diyecek resmi bir yüz, resmi bir ses yoktu. Orada dikkatimi çeken tek çelenk, Kütahya İl Trafik ekibinden geliyordu. Kendi meslektaşları. Her zaman olduğu gibi, polise sahip çıkan yine polislerin kendisi oldu. Ben de oradaydım. Bir milletvekili olarak. Ama etrafıma baktığımda başka bir milletvekili de görmedim.
POLİS İNTİHARLARI KADER DEĞİL
Sadece bu yıl, 2026’da, görevdeki 61 polisimiz hayatını kaybetti. Bunların her birinin arkasında bir aile, bir çocuk, yarım kalmış bir hayat var. Polis intiharlarının tek bir sebebi yok. Duygusal kırılmalar olabilir, ekonomik sıkıntılar olabilir, ilişki sorunları olabilir. Bunlar her meslek grubunda yaşanır. Ama istatistikler ortada: En çok intihar eden meslek grubu polisler. Bunun bir açıklaması var. Ağır çalışma koşulları. Bitmek bilmeyen mesailer. Amir baskısı. Mobbing. Ve belki de en temel sorun: Türkiye’de polis sendikası yok. Dünyanın tüm demokratik ülkelerinde kimi Afrika ülkelerinde bile polislerin örgütlenme hakkı var. Türkiye’de yok. Sendikası olmayan bir meslek grubu, hakkını arayacak kurumsal bir ses bulamıyor. Derdini anlatacak mekanizma olmayınca, o dert içe dönüyor. Bir de silahlı görev gerçeği var. Bu koşullar altında yaşanan psikolojik yük, riski artırıyor. Bunu görmezden gelmek artık mümkün değil.
ON BİR YILDIR SÖYLÜYORUM
2015’ten bu yana her intihar vakası için soru önergesi verdim. Araştırma komisyonu kurulması için defalarca öneride bulundum. Sendika hakkı için kanun teklifi verdim. Hepsi reddedildi. Bakanlar değişti. Efkan Ala gitti, Soylu geldi, Yerlikaya geldi, şimdi Çiftçi var. Ama anlayış değişmedi. “Bu insanlar neden hayatlarına son veriyor?” diye sormak için bağımsız bir araştırma başlatan tek bir bakan çıkmadı.
Sayın Çiftçi’ye soruyorum: Daha kaç cenaze? Bu ölümler kader değildir. Devlet, kendi personelinin yaşam hakkını korumak zorundadır.”



