7 Ekim 2026, Çarşamba
Canlı Piyasa Güncelleme
Gündem

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’dan çarpıcı açıklama: ”Marmara fayları…”

Deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara bölgesindeki fay hatlarına ilişkin tartışma yaratacak tezini bir kez daha yineledi. Üşümezsoy, bölgede büyük deprem üretebilecek kırılmamış fay hattı kalmadığını belirterek, kamuoyunda bilinen risk algısının aksine bir tablo çizdi.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan çarpıcı açıklama: ''Marmara fayları...''

Yer bilimci (jeolog) Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara Denizi tabanındaki fay hatlarına yönelik uzun süredir kabul gören yerleşik değerlendirmelere itiraz etti.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan çarpıcı açıklama: ''Marmara fayları...'' - Resim: 2

İstanbul genelinde beklenen olası büyük depremlere dair bilimsel tezleri eleştiren uzman, özellikle Avrupa Yakası kıyısındaki Büyükçekmece ile Yeşilköy hattından başlayıp Asya Yakası sınırındaki Tuzla açıklarına kadar uzanan yapının aktif sayılmaması gerektiğini savundu.

Marmara havzasındaki tektonik hareketlerin tek bir ana fay düzlemi üzerinden açıklanamayacağını belirterek, bu hattın bütünüyle inaktif ve ölü fay vasfında kaldığını vurguladı.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan çarpıcı açıklama: ''Marmara fayları...'' - Resim: 3

KUZEY MARMARA’DA KIRILMAMIŞ FAY KALMADI İDDİASI

Marmara Denizi’ndeki tektonik sistemlerin tek bir hat şeklinde çalışmadığını her fırsatta vurgulayan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, “Kuzey Marmara’da kırılmamış fay yoktur” tezini yineledi.

Büyükçekmece ile Yeşilköy arasındaki fay yapısının halen kırılmadığı ve yakın gelecekte büyük bir sarsıntı üretme potansiyeline sahip olduğu yönündeki iddiaları eleştirdi.

Bu yapının bağımsız ve tehlikeli bir aktif fay şeklinde yorumlanmasını değerlendiren jeolog, kamuoyuna sunulan bu yaklaşımı, “Jeolojinin en büyük hatalarından biri” ifadesiyle tanımladı.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan çarpıcı açıklama: ''Marmara fayları...'' - Resim: 4

23 NİSAN SİLİVRİ DEPREMİ VE 60 KİLOMETRELİK AYRINTI

Marmara Denizi açıklarında 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri ile Kumburgaz odaklı kaydedilen sarsıntıyı kendi oluşturduğu fay modeli üzerinden yorumlayan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bu yer hareketinin Adalar fayı hattından yaklaşık 60 kilometre uzakta gerçekleştiğine dikkat çekti.

Sarsıntının 1912 depreminden sonra bölgede biriken stres yükü nedeniyle daha önce kırılmamış bir fayın hareketlenmesi sonucu yaşandığını savundu.

Bu sismik olayın kendi tezini desteklediğini ileri süren yer bilimci, ortaya koydukları bilimsel modelin doğruluğunu 23 Nisan depreminin açıkça kanıtladığını dile getirdi.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan çarpıcı açıklama: ''Marmara fayları...'' - Resim: 5

6.2 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ DEPREM SENARYOSUNA İTİRAZ

Marmara kıyılarında endişe yaratan 6.2 büyüklüğündeki deprem senaryolarına da karşı duran Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, meslektaşı Namık Aysal ile birlikte yürüttükleri saha araştırmalarına atıf yaptı.

Yapılan incelemeler neticesinde Büyükçekmece ile Yeşilköy arasındaki hattın aktif bir yanal atımlı fay niteliği taşımadığını aktaran uzman isim, “Bunun Avcılar karşısındaki Orta Marmara sırtını kesen yanal atımlı bir fay olmadığı, Adalar Fayı’nın devamı olarak uzanan ölü bir fay olduğu ortaya çıktı” sözleriyle tespitini paylaştı.

Bölgedeki jeolojik katmanların beklenen büyüklükte bir kırılma enerjisi barındırmadığını kaydetti.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan çarpıcı açıklama: ''Marmara fayları...'' - Resim: 6

ADALAR FAYI HARİTASINDA GÜNCELLEME BEKLENTİSİ

Mevcut haritaların zaman içinde bilimsel gerçekler ışığında yenileneceğini belirten Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Türkiye genelini sarsan 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) bünyesindeki bazı fay haritalarında yapılan güncellemeleri örnek gösterdi.

İstanbul kıyıları için çizilen tabloların da benzer bir revizyondan geçeceğini öne sürerek, “Bir gün bu Adalar Fayı’mızdaki harita da değişecektir” ifadesini kullandı.

Yer bilim çevrelerinde tartışmalara yol açan bu değerlendirmeler, Marmara’daki deprem tehlikesine dair genel kabul gören yaklaşımlardan ayrılarak Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un kişisel jeolojik modelini yansıtıyor.