Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın kurduğu Mekke Savunma İttifakı, Riyad’daki olağanüstü toplantıda, üzerinde uzlaşılan askeri kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan’a hızla konuşlandırılmasını kararlaştırdı.
Ortak açıklamada konuşlandırılacak kuvvetlerin sayısı, niteliği veya hangi ülkenin hangi askeri kapasiteyi sağlayacağı konusunda ayrıntı verilmedi. Metinde bunun yerine “üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yetenekler” ifadesi kullanıldı.
Bilindiği gibi Yemen’deki Husiler, Mekke ve Medine’ye saldırmalarının söz konusu olmadığını açıklamıştı. Suudi Arabistan ve ABD medyası, buna rağmen Husilerin Mekke ve Medine’ye saldırdığını iddia etmeye devam ediyor. Son kışkırtma ise Kâbe etrafında bulunanları rahatsız eden silahsız bir kişinin intihar bombacısı olduğu haberiydi!
Bu tür uydurma haberlerle, İslam dünyasındaki Mekke ve Medine hassasiyeti kaşınıyor ve üç ülkenin Husilere müdahale etmesine meşruiyet kazandırılmaya çalışılıyor.
***
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı’nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam barış gücünün oluşturulması kaçınılmazdır.” dedi. Bahçeli aynı öneriyi Ağustos ayında da yapmıştı.
Bahçeli, ayrıca “Türkiye’nin şahlanışına tanıklık edecek önümüzdeki beş yıllık dönemin siyasi formülünü şu şekilde ifade ediyorum: Yürütmede Erdoğan, yasamada Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk asrı…” diye konuştu.
Fon soygununun AKP’nin sonunu getireceğini Bahçeli de öngörüyor ki AKP’nin olmadığı bir yasamadan söz ediyor.
Daha önce de AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, “fon soygunu” soruşturmasında adı geçenlerin AKP ile ilişkisini esas alarak, partideki bazı isimlerin ayrıştırılması gerektiğini belirtmiş ve “Reis partiyi kapatsa daha çok oy alır” demişti.
Tepkilerin ardından Serkan Bayram, camiayı hedef alma niyeti olmadığını söyleyerek üzüntüsünü dile getirmiş ve özür dilemişti.
***
İslam Barış Gücü, öteden beri Milli Görüş’ün önerisidir. “İslam NATO’su” ve “İslam Barış Gücü” kavramları, Erbakan ve Millî Görüş hareketinin dış politika ve savunma vizyonunun temel taşlarını oluşturur. Erbakan bu vizyonu; İslam Birliği (D-8), İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Dinarı (ortak para birimi) ve İslam Ekonomik İş Birliği Teşkilatı projeleriyle bir bütün olarak ele almıştır.
Bağdat’ta 2016 yılında 11.si düzenlenen İslam İş Birliği Teşkilatı Üyesi Ülkeleri Parlamento Birliği Konferansı’na katılan Türkiye Heyeti Başkanı, AKP Ardahan Milletvekili Orhan Atalay da, “İslam Barış Gücü” ve “Ortak Güvenlik Paktı” kurulmasını önermişti.
***
Peki “İslam Barış Gücü” değil ama “Sünni Koalisyon” kimin fikridir?
İsrail İç İstihbarat Örgütü’nün (Şin Bet) eski Başkanı Ami Ayalon, 2012 yılında Amerikalı televizyon programcısı Charlie Rose’a verdiği röportajda, Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği için Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önderliğinde bir Sünni devletler koalisyonu önermişti. Ayalon “Bir tür Sünni koalisyon oluşturmalıyız… Türkiye, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan ile. Bunlar, temel çatışmanın İran tarafından yönetildiğini anlayan ülkeler.” ifadelerini kullanmıştı.
Ayalon, “Türkiye önderliğindeki koalisyona İsrail’in varlığını kabullendirirsek Ortadoğu’da büyük çatışma Sünni – Şii çatışması olur, Filistin – İsrail çatışması değil. Kuracağımız Sünni koalisyon ABD ve bizim tarafımızdan destek görecek ve İsrail, İran tehdidine karşı bir güç oluşturmuş olacak. İsrail için önümüzdeki 10 yıl içinde Sünni koalisyonun kurulması çok önemli bir adım olacak. Eğer İsrail İran’a karşı tek başına hareket ederse başarılı olamaz, ama Sünni koalisyon çatısı altında İran tehdidini yok edebilir.” demişti.
***
Gemini’ye göre de İsrail askeri ve istihbarat aklı uzun yıllardır İran’ın bölgedeki Şii nüfuzuna (“Direniş Ekseni” veya “Şii Hilali”ne) karşı Sünni Arap devletleri ve Türkiye ile örtülü veya açık bir ittifak zeminini İsrail’in güvenliği için bir denge unsuru olarak görmüştür.
Son dönemde ise İsrail siyasetçileri, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan gibi ülkelerin kendi aralarında savunma ve nükleer teknoloji iş birliklerini artırarak İsrail’in hareket alanını kısıtlayabileceğini söylemektedir.
Hangi söylemin gerçek tutumları olduğunu Türk İstihbarat aklı, değerlendirmelidir. Bize düşen, kamuoyuna bilgi vermek…



