Birleşmiş Milletler uzmanları, Çin’in çeşitli eyaletlerinde etnik azınlıklara yönelik devlet destekli zorla çalıştırma uygulamalarının devam ettiğini açıkladı. Özellikle bazı olgular, bu zorlamaların zorla nakil ve köleleştirme anlamına gelebilecek kadar ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu uygulamaların, devlet tarafından zorunlu kılınan “iş gücü transferi yoluyla yoksullukla mücadele” programları çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirtiyor.
Uygur ve Etnik Azınlıkların Zorla Çalıştırılması
BM uzmanları, Uygurlar ve diğer etnik azınlık gruplarının özellikle Sincan bölgesinde olmak üzere, çeşitli yerlerde çalışmaya zorlandığını açıkladı. Uzmanlar arasında yer alan Tomoya Obokata, Alexandra Xanthaki, Ashwini K.P., Siobhán Mullally, Damilola Olawuyi, Robert McCorquodale, Fernanda Hopenhaym, Lyra Jakulevičienė ve Pichamon Yeophantong'un yaptığı değerlendirmelere göre, etnik azınlıklar sistematik bir gözlem ve sömürüye tabi tutulmakta. Aynı zamanda, bu azınlıkların herhangi bir iş fırsatını reddetme veya değiştirme hakları bulunmamaktadır. Bu durum, sürekli olarak gözaltı tehdidi ve cezalarla pekiştirilmektedir.
Sincan'daki İş Gücü Transferi Programı
2021-2025 yıllarını kapsayan Sincan beş yıllık planında, 13.75 milyon kişilik iş gücü transferi öngörülmesine rağmen, gerçek rakamların bu hedefleri aştığı kaydedilmektedir. Bu noktada, BM uzmanları yalnızca Uygurlar için değil, aynı zamanda Tibetliler için de benzer zorla çalıştırma planlarının uygulandığını vurgulamaktadır. Eğitim ve İş Gücü Transferi Eylem Planı çerçevesinde Tibetlilerin, "kırsal fazla iş gücünün" diğer bölgelere gönderilmek üzere sistematik bir şekilde eğitildiği ifade edilmektedir. 2024 yılı itibarıyla bu uygulamalardan etkilenen Tibetli sayısının 650 bine yaklaşacağı belirtiliyor.
Tibetlilere Yönelik Zorla Yer Değiştirme Uygulamaları
BM uzmanları, "topyekun köy yerleştirme" programları kapsamında Tibetlilerin zorla yerinden edildiği bilgisine de yer veriyor. Bu yer değiştirme, rızanın tehdit, baskı ve temel hizmetlerin kesilmesi yoluyla sağlanıyor. Araştırmalara göre, 2000-2025 yılları arasında toplam 3.36 milyon Tibetlinin geleneksel göçebe yaşam tarzından vazgeçmeye zorlandığı belirtilirken, bunlardan yaklaşık 930 bininin ise zorla yer değiştirmeye tabi tutulduğu ifade ediliyor. Bu gerçekler, Tibet kültürü ve yaşam biçimi üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor.
Kültürel Kimliklerin Tehdit Altında Olması
Çin'in uyguladığı zorla çalıştırma ve toprak transfer politikaları, tarım gibi geleneksel yaşam kaynaklarını bırakmak zorunda bırakmakta ve bu durum insanları yalnızca ücretli işlerde çalışmaya mahkum etmektedir. BM uzmanları, etnik kimliklerin, kültürel ifadelerin, dillerin, toplulukların ve dini uygulamaların zarar gördüğünü vurguluyor. Bu kayıplar, telafisi mümkün olmayan zararlara yol açmakta ve bu durumun toplumsal yapılar üzerindeki etkilerine dair endişeler günden güne artmaktadır.
Şirketlere ve Yatırımcılara Yönelik Uyarılar
Uzmanlar, zorla çalıştırma ile üretilen malların küresel tedarik zincirlerine girmesi ile ilgili ciddi endişeler taşıyor. Bu durum, uluslararası ticaretin insan hakları denetimlerinin etkinliği üzerinde soru işaretleri oluşturuyor. BM uzmanları, Çin'de faaliyet gösteren veya bu ülkeden tedarik sağlayan şirketlere, insan hakları durum tespiti yapmaları ve zorla çalıştırma ile bağlantılı olmadıklarını göstermeleri gerektiğini belirtiyor. Şirketlerin değer zincirlerinin bu tür insan hakları ihlalleri ile bağlantılı olmaması gerektiği, uluslararası normların öneminin altı çiziliyor.