BİSAM'ın Raporu: Açlık Sınırı 36 Bin, Yoksulluk Sınırı 119 Bin Lirayı Geçti!

BİSAM’ın son raporuna göre, Türkiye'deki açlık sınırı 36 bin lirayı geçerken, yoksulluk sınırı da 119 bin liraya ulaştı. Bu veriler, ekonomik zorlukların ülke genelinde derinleştiğini ve daha fazla insanın maddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını gözler önüne seriyor. Ekonomik koşullar, hanelerin bütçeleri üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.

Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), Temmuz 2026’ya ait olan Açlık ve Yoksulluk Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Bu rapor, Türkiye'de hane halklarının karşılaştığı ekonomik zorluklar ve beslenme ihtiyaçları üzerine önemli bilgiler sunuyor. Yayımlanan veriler ışığında, dört kişilik bir ailenin sağlıklı bir şekilde beslenebilmesi için gerekli harcama miktarı 36 bin 324 lira olarak belirlendi. Bu rakam, günlük yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli olan temel gıda giderlerini kapsıyor.

Yoksulluk Sınırı ve Aile Harcamaları

Yapılan hesaplamalara göre, açlık sınırı üzerinden hesaplanan hane halkı tüketim harcamaları sonucunda yoksulluk sınırı 119 bin 330 lira olarak saptandı. Bu sayı, temel ihtiyaçların karşılanması için gereken minimum tutarın oldukça üzerinde. Ailelerin bu yoksulluk sınırının altında yaşaması durumunda, sosyal ve ekonomik açıdan ciddi zorluklar ile karşılaşmaları kaçınılmaz hale geliyor. Ayrıca, günlük yaşamda karşılaşılan ekonomik baskılar ailelerin beslenme çeşitliliğini ve kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Rapor, özellikle dar gelirli ailelerin bu şartlar altında nasıl zorlandığını gözler önüne seriyor ve kamuoyunda bu konunun daha fazla gündeme gelmesine zemin hazırlıyor.

Gıda Harcamalarının Analizi

Günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubuna ait olan süt ve süt ürünlerinin ortalama ücreti 432,46 lira olarak ortaya çıkıyor. Sebze ve meyve harcamaları ise 275,04 lira ile bu grubu takip ediyor. Bu durum, ailelerin günlük sağlık gıda ihtiyaçlarını karşılama konusunda yaşadığı zorlukları net bir şekilde yansıtıyor. Kırmızı et, balık ve tavuk grubunun maliyeti de 198,06 lira olarak belirlenirken, yumurta için 24,70 lira, kurubaklagiller için 26,81 lira gibi rakamlar ortaya çıktı. Ayrıca, pirinç, bulgur, makarna ve un grubu için harcama tutarı 18,83 lira, ekmek için 86,67 lira ve yağ için 78,42 lira olarak hesaplandı. Şeker, bal, reçel ve pekmez içinse harcama tutarı 37,76 lira olarak belirlenmiş durumda. Bu rakamlar, ailelerin bütçesinde önemli bir yer kaplıyor ve gıda fiyatlarındaki artışlar, özellikle dar gelirli aileleri daha fazla etkiliyor.

Beslenme Alışkanlıkları ve Maliyet Dağılımı

Süt ve süt ürünleri, günlük harcamaların yüzde 35,7'sini oluştururken, meyve ve sebze grubunun payı yüzde 22,7 olarak kaydedilmiştir. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun harcama oranı ise yüzde 23,3 olarak belirlenmiştir. Ekmek ve tahıl grubu ise yüzde 8,7'lik bir paya sahip. Bu veriler, ailelerin beslenme alışkanlıklarını ve bu alışkanlıkların maliyetleri üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor. Özellikle süt ve süt ürünleri gibi temel gıda maddelerinin yüksek maliyetleri, sağlıklı beslenme konusunda sıkıntılara yol açıyor. Rapor, Türkiye'de gıda fiyatlarında yaşanan artışların yalnızca bir ekonomik sorun olmadığını, aynı zamanda toplumun genel sağlığını etkileyecek önemli bir mesele hâline geldiğini vurguluyor. Ekonomik şartların zor olduğu bu dönemde, gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için kamu politikalarının daha etkin biçimde uygulanması gerektiği belirtiliyor.

Fiyat Değişimleri ve Etkileri

Rapora dayanan verilere göre, açlık sınırındaki kısıtlı artışlar esas olarak katı ve sıvı yağ ile kuruyemiş fiyatlarındaki artışlardan kaynaklanıyor. Dikkat çekici bir şekilde, peynir ile et, tavuk ve balık türlerindeki fiyat gerilemeleri bu artışı sınırlayan unsurlar arasında. Bu durum, gıda piyasalarının dalgalanmasının, özellikle temel gıda maddelerinin fiyatlandırılması üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Tüketicilerin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürebilmeleri için besin maddelerinin erişilebilir ve karşılanabilir olması gerektiği bir kez daha anlaşılır oldu. Yükselen gıda fiyatlarının yarattığı baskılar, ailelerin sadece beslenme maliyetlerini değil, aynı zamanda yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkiliyor. Ekonomik istikrarsızlık, gıda güvenliğini tehdit ederken, bu durum toplumun genel sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakabilecek önemli bir faktör haline geliyor.

İLGİLİ HABERLER