Rize’ye taşınma hayali genelde aynı sebeple başlar:
Sessizlik, doğa ve huzur.
Büyük şehirden gelenler için ilk günler gerçekten beklendiği gibidir. Gürültü yoktur, trafik kısa sürer, pencereyi açınca bina değil yeşillik görünür.
Ancak ev alıp yerleşenlerin büyük bölümü birkaç ay sonra beklemediği bir gerçekle tanışır.
Bu durum genelde ev görülürken fark edilmez.
Güneş Meselesi
Rize’de ev seçerken en önemli detay manzara sanılır. Oysa asıl belirleyici güneştir.
Kuzeye bakan veya gün boyu dağ gölgesinde kalan evlerde kış aylarında güneş neredeyse hiç içeri girmez.
İlk aylarda romantik gelen sisli hava, zamanla karanlık bir iç mekana dönüşür.
Ev sürekli aydınlatma ister.
Isınsa bile sıcak hissedilmez.
Rutubet Gerçeği
Yeni taşınanların en sık yaşadığı sorun budur.
Dolap arkaları
yatak başları
köşe duvarlar
ilk kıştan sonra lekelenmeye başlar.
Rize’de yaşayanlar bunu normal kabul eder ama dışarıdan gelenler için alışılması zordur.
Sorun evin yeni ya da eski olması değil, bulunduğu konumdur.
Sessizliğin Yan Etkisi
Başta avantaj gibi görünür.
Ancak şehir hayatına alışkın kişiler için akşam saatlerinde sosyal hareketin az olması zorlayıcı olabilir.
Marketler erken kapanır
sokaklar erken sakinleşir
Bu durum özellikle kışın daha belirgin hissedilir.
Sonradan Öğrenilen Kural
Rize’de ev seçimi metrekareye göre değil, konuma göre yapılır.
Aynı mahallede bile:
biri kuru
biri nemli
olabilir.
Bu yüzden şehirde yaşayanların ilk tavsiyesi şudur:
“Evi yazın değil kışın gör.”
Sonuç
Rize’de yaşamak çoğu kişi için huzur demektir.
Ama doğru evi seçmek bu huzurun şartıdır.
Şehre alışan kalır, alışamayanın sebebi genelde şehir değil ev olur.