Sakıp Sabancı Müzesi, Japon sanatçı Yoko Ono'nun 'İçses ve İçyapı' İsimli Sergisini Ağırlıyor!

SSM Müdürü Prof. Dr. Ahu Antmen, Yoko Ono'nun sanat yolculuğunun gelenek ve modernlik arasındaki çelişkileri yansıttığını belirtti. 1960'lı yıllardaki toplumsal ve siyasi hareketlerden popüler kültürle mücadelesine kadar birçok önemli olay, Ono'nun yaratıcı süreçlerini şekillendirdiğini vurguladı.

 

Japon sanatçı Yoko Ono'nun "Yoko Ono: İçses ve İçyapı" sergisi, Emirgan'daki Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde (SSM) açıldı.

İspanya'nın Leon kentindeki Museo de Arte Contemporaneo de Castilla y Leon'la (MUSAC) işbirliği çerçevesinde hazırlanan sergi, MUSAC'taki gösteriminin ardından İstanbul'da sanatseverlerle buluştu.

Çağdaş sanatın önemli temsilcilerinden Ono'nun, 1960'lardan bugüne uzanan, şiir, desen, fotoğraf, video, heykel ve enstalasyon gibi farklı mecraları kapsayan eserlerini bir araya getiren sergi, sanatçının izleyici katılımını merkeze alan yaklaşımına odaklanıyor.

"Yoko Ono, bizi sanatın sınırlarını ve mahiyetinin ne olacağını sorgulamaya davet ediyor"

Serginin açılışı vesilesiyle düzenlenen toplantıya katılan SSM Müdürü Prof.

Dr.

Ahu Antmen, müzenin daha önce çağdaş sanatın önemli isimlerini ağırladığını belirtti.

Antmen, Ono'nun yaşadığı hayatla 20. yüzyılı temsil eden bir figür olduğunu vurgulayarak, "Yoko Ono'nun serüveni gelenekle modern arasındaki gerilimin izlerini taşıyor. 1960'lardaki politik çalkantılardan popüler kültürle girdiği mücadeleye kadar birçok önemli olay, onun sanat pratiğini bizlere gösteriyor.

O, bu anlamda 70 yıla yaklaşan kesintisiz sanat üretimiyle sadece bir sanatçı değil, çağdaş sanatı hikâye eden önemli bir anlatıcıdır." ifadelerini kullandı.

Sergide 60 esere yer verildiğini dile getiren Antmen, "Ono, disiplinlerarası üretimler yapan bir sanatçı ve bu, onun çağdaş sanat için oynadığı öncü rolün de bir işareti.

Onun eserlerine bakarken üretildiği zamanları da dikkate almak gerekiyor.

Bu zaman dilimleriyle birlikte değerlendirildiğinde o, sadece çağdaş sanatın değil, sanat tarihsel açıdan da kıymetli bir anlama sahip bir isimdir.

Yoko Ono için sürekli tekrar edilen bir ifadede, 'O hala dünyanın en ünlü tanınmamış sanatçısıdır.' denir. 2000'li yıllardan beri kırılmaya başlamış olsa da bu yargı hala büyük oranda doğru gibi duruyor." görüşlerine yer verdi.

Antmen, Ono'nun eserleriyle "sanatın ne olduğu" sorusuna cevap aradığını sözlerine ekleyerek, şunları aktardı:

"Yoko Ono, bizleri sanatın sınırları ve onun mahiyetinin ne olacağını sorgulamaya davet ediyor.

Ono'nun üretimleri nesne bazlı değildir.

Onun eserlerinin başrolünde 'katılımcılar' vardır.

Yoko Ono, hayal gücüyle çalışan, kalıcı malzeme kullanmayan bir isim.

Onun temel malzemesi, zihinsel çaba ve hayal gücüdür.

Sergi de bu katılımcı ve kolektif deneyimin bir örneği olarak görülmelidir.

Bütün bunlar onun ne kadar sıra dışı bir isim olduğunun da bir göstergesidir."

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür de kurum olarak çağdaş sanata destek vermekten duydukları memnuniyete işaret ederek, "Kültür ve sanatın toplumun düşünce dünyasını değiştiren önemli bir değeri var. Çağdaş sanatın, hepimizi farklı bir gözle hayata bakmaya davet ettiğine inanıyoruz.

Bugün açılışı gerçekleşen sergi de bunun bir örneği.

Yoko Ono, sanatın sınırlarını yeni baştan tanımlayan önemli bir isim ve bu anlamıyla çağdaş sanat tarihinde önemli bir yere sahip.

Bizler de İstanbul'un yerini güçlendiren bu çalışmanın bir parçası olmaktan son derece mutluluk duyuyoruz." diye konuştu.

"Sanatı birlikte oluşturmaya ve deneyimlemeye çağırıyor"

Studio One Direktörü ve serginin eş küratörü Connor Monahan ise Yoko Ono'nun 70 yıla yayılan bir süredir sanat pratiğini sürdürdüğüne vurgu yaparak, şunları söyledi:

"Ono'nun temel ayırt edici özelliği açık, bitmemiş, canlı yapıtlar ortaya koyması.

Eserlerinin bu özelliği, onun sanat üretiminin katılımcı yapıtlar olmasını da sağlıyor. 1990'lardan sonra daha büyük enstalasyonlara yer verse de onun mesajı hep aynıydı ve hiç değişmedi.

Sanatçı yapıtlarını bütün değil parçalar olarak sunuyor ve onun bu bitmemiş eserleri, bizleri sanatı birlikte oluşturmaya ve deneyimlemeye çağırıyor.

Bu yüzden şunu özenle vurgulamak gerekiyor ki sergiyi ziyaret eden katılımcılar olmasa bu sergi gerçekten olmayacaktı."

Küratör Jon Hendricks de Yoko Ono'nun üretimleriyle sınırları ve çatışmaları aşmaya çalışan bir aktivist olduğunun altını çizerek, "Dünyada çok fazla çatışma ve savaş var.

Herkes, 'Sen hatalısın.' ve 'Ben doğruyum.' diyor.

Ono'nun, annelerin fotoğraflarından görünmez bayraklara kadar birçok eseri, bütün bu sınırları aşma çabasını gösteren yapıtlar.

Bu sergide görülecek çok fazla çalışma var.

Bütün bunlar da bize deneyimlenerek keyif alınacak çok fazla imkan sunuyor." dedi.

MUSAC Müzesi Müdürü Alvaro Rodrigez ise serginin bir parçası olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Burada olmak bizim için güzel ve onur verici.

MUSAC ile SSM arasındaki işbirliği elbette çok önemli.

SSM gibi çok iddialı bir müzenin İspanya'da sergilenen bu sergiyi paylaşması bizim için çok değerli ve anlamlı.

Onların olumlu destekleri olmasa bizler bu kadar rahat çalışamazdık." değerlendirmesinde bulundu.

Sergi hakkında

Sergide, Ono'nun sanat tarihine damga vuran "Grapefruit", "Cut Piece", "Sky Ladders" ve "Mend Piece" gibi erken dönem yapıtlarının yanı sıra 1990'lardan itibaren gerçekleştirdiği büyük ölçekli enstalasyonlar ve izleyiciyle birlikte tamamlanan katılımcı çalışmalar da yer alıyor.

SSM'de açılan sergi, Londra'da Tate Modern, Berlin'de Gropius Bau ve Şikago'da Museum of Contemporary Art'ta sanatseverlerle buluşan "Music of the Mind" ile Yoko Ono'nun sanat pratiğini son yıllarda en kapsamlı biçimde ele alan iki önemli sergiden biri olarak konumlanıyor.

Sergi, 27 Aralık'a kadar ziyaret edilebilecek.

İLGİLİ HABERLER