Tozlu Gizemler: Evrenin Yarısına Ulaşmak İçin AtLAST Ekibi Yola Çıkıyor!

Gelişmiş teleskop "AtLAST", evrenin gizemli kayıp yarısını keşfetmeye hazırlanıyor. Astronomi camiası, uzaya dair bilgi birikimimizin geniş olduğunu düşünürken, kozmik toz bulutlarının bazı bölümlerin görünmesini engellediği keşfedildi. Bu yeni teknoloji, evrenin keşfedilmemiş yönlerini aydınlatmayı vaat ediyor.

Gece gökyüzünde Samanyolu’na baktığımızda gördüğümüz o büyüleyici pus, aslında kozmik bir perdedir.

Galaksimizin ve evrenin merkezinde yer alan yoğun toz bulutları, arkalarında ne olup bittiğini görmemizi engeller; öyle ki evrendeki galaksilerin yaydığı ışığın yaklaşık yarısı bu toz tarafından emilir.Ancak gökbilimciler, evrenin bu karanlık ve gizemli yüzünü aydınlatmaya hazırlanıyor.

Avrupa öncülüğünde geliştirilen ve tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışması planlanan AtLAST (Atacama Büyük Açıklıklı Submilimetre Teleskobu), uzayın tozla gizlenmiş bölgelerini fosil yakıt kullanmadan haritalandıracak."BUZDAĞININ SADECE GÖRÜNEN KISMINA BAKIYORUZ"Norveç’teki Oslo Üniversitesi’nden astrofizikçi ve proje liderlerinden Claudia Ciccone, milimetre altı gözlemlerin önemini şu sözlerle vurguluyor:Şili’deki ALMA gibi mevcut teleskoplar bu alanların bir kısmını keşfetmemizi sağlasa da, 50 metre çapındaki devasa aynasıyla AtLAST, astronomiyi bambaşka bir boyuta taşıyacak.

AB destekli AtLAST2 projesi kapsamında yürütülen tasarım çalışmaları; Şili, Güney Afrika, Kanada, Tayvan, Tayland, Yeni Zelanda, Japonya ve ABD gibi dünyanın dört bir yanından araştırmacıları bir araya getiriyor.GÖKYÜZÜNÜ TARAYAN "GENİŞ AÇILI KAMERA"Projenin bir diğer lideri, İspanya Uzay Bilimleri Enstitüsü’nden Toni Mrockowski, AtLAST ile ALMA arasındaki farkı eğlenceli bir benzetmeyle açıklıyor:ALMA (Mikroskop): Yıldızların ve gezegenlerin doğduğu bölgelerin çok detaylı görüntülerini sunuyor ancak görüş alanı oldukça dar.

Her gözlemde, Ay'ın yüzeyinden binlerce kat daha küçük bir alanı kapsayabiliyor.AtLAST (Geniş Açılı Kamera): Tek bir gözlemde gökyüzünde 16 Ay büyüklüğünde bir alanı görüntüleyebilecek.Mrockowski, "ALMA güçlü bir alet ama gökyüzünü mikroskopla haritalandıramazsınız.

AtLAST, geniş görüş alanı ve yüksek hareket kabiliyeti sayesinde çok kısa sürede oldukça kapsamlı bir gökyüzü haritası oluşturacak," diyerek teleskobun yaratacağı farkı belirtiyor.4.400 TONLUK DEV, ENERJİSİNİ KENDİ HAREKETİNDEN ALACAKDeniz seviyesinden 5 kilometre yükseklikte, havası oldukça kuru ve berrak olan Şili’deki Atacama Çölü’ne kurulacak olan AtLAST, mühendislik harikası özellikleriyle öne çıkıyor:Çevreci Tasarım: 4.400 ton ağırlığındaki bu devasa tesis, karbon emisyonunu sıfırlamak adına hibrit bir enerji geri kazanım sistemi kullanacak.

Tıpkı hibrit otomobillerde olduğu gibi, teleskop hareket edip yavaşladığında açığa çıkan kinetik enerji elektriğe dönüştürülecek.Sürdürülebilir Altyapı: Yüksek rakımlı bu uzak bölgede fosil yakıt kullanmamak için güneş enerjisi, gelişmiş batarya depolama ve metal-hidrit sistemleri bir arada test ediliyor.

Ayrıca teleskobun çelik ve alüminyum yapısı da sıfıra yakın karbon emisyonlu enerjiyle üretilecek.50 MİLYON "KAYIP" GALAKSİ VE YAŞAMIN KÖKENİ2040’lı yıllarda astronomiyi dönüştürmesi beklenen ve en az 50 yıl boyunca hizmet vermesi planlanan teleskobun çözmesi beklenen başlıca gizemler şunlar:Kayıp Galaksilerin Keşfi: AtLAST, birbirine karıştığı için tek bir ışık kaynağı gibi görünen tozlu bölgeleri ayrıştırarak, 1.000 saatlik bir gözlemle 50 milyona kadar yeni galaksi keşfetme potansiyeline sahip.Karanlık Madde ve Karanlık Enerji: Evrenin zaman içindeki evrimini inceleyerek karanlık maddenin doğasını ve evrenin genişlemesini sağlayan karanlık enerjinin etkilerini aydınlatacak.Güneş Patlamaları ve Evrenin Maddesi: Güneş atmosferindeki patlamaların değişkenliğini ve galaksilerin çevresini saran ancak normalde görünmeyen sıcak/soğuk gaz kütlelerini (kayıp maddeyi) tespit edecek.Yaşamın Yapı Taşları: Genç yıldızların etrafındaki gaz ve toz bulutlarını inceleyerek yaşamın kökenini oluşturan molekülleri araştıracak.AtLAST, sadece geçici bir proje olmakla kalmayıp, gelecekte yeni teknolojilerle yükseltilebilecek donanımıyla, gelecek nesil gökbilimcilere de evrenin kapılarını sonuna kadar açacak.

İLGİLİ HABERLER