İşgal ve katliam politikalarıyla Batı Asya’yı kan gölüne çeviren Siyonist rejimin Başbakanı Binyamin Netanyahu, içeride sıkıştığı yolsuzluk kıskacından kurtulmak için yine çatışma ortamına sığındı.
ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin ardından yargı sürecinin hızlanması beklenirken, Netanyahu "dramatik güvenlik olaylarını" öne sürerek Kudüs Bölge Mahkemesi’nden duruşmaların ertelenmesini talep etti.
Kendi çıkardığı yangını yargıdan kaçmak için bir itfaiye aracı gibi kullanan Netanyahu’nun bu hamlesi, rejimin krizlerden nasıl beslendiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
HEM SALDIRIYOR HEM ‘VAKTİM YOK’ DİYOR Netanyahu’nun savunma ekibi tarafından mahkemeye sunulan dilekçede, Batı Asya genelindeki "gizli diplomatik ve güvenlik gerekçeleri" nedeniyle Başbakan’ın en az iki hafta boyunca ifade veremeyeceği iddia edildi.
Gizli bilgilerin yer aldığı mühürlü bir zarfı mahkemeye sunan Netanyahu, bölgede bizzat kendi hükümetinin tırmandırdığı gerilimi, hakim karşısına çıkmamak için meşru bir mazeret olarak pazarlamaya çalışıyor.
Siyonist rejimin saldırgan tutumu dışarıda yıkıma neden olurken, içeride ise Netanyahu’nun rüşvet ve dolandırıcılık dosyalarını örtbas etmek için kullandığı kullanışlı bir kalkana dönüşüyor.
YOLSUZLUK DOSYALARI SAVAŞIN GÖLGESİNDE Erteletilmek istenen yargılama süreci, Netanyahu’nun iktidarını korumak için girdiği kirli ilişkiler ağını kapsıyor.
Kamuoyunda 1000, 2000 ve 4000 kodlarıyla bilinen dosyalarda; iş adamlarından alınan lüks hediyeler, medya patronlarıyla kurulan yandaş yayın pazarlıkları ve telekomünikasyon devlerine sağlanan milyarlık kıyaklar yer alıyor. İşgal rejiminin başındaki isim, rüşvet ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla yüzleşmek yerine, mühürlü zarfların arkasına saklanarak yargı sürecini zamana yaymayı hedefliyor.
SİYONİST REJİMİN ‘KRİZ’ PARADOKSU Netanyahu’nun bu son hamlesi, Siyonist rejimin bekasını kendi siyasi bekasıyla eşdeğer gören çarpık anlayışı bir kez daha tescilledi.
Savcılığın cevabı beklenen mahkeme süreci, sadece bir yolsuzluk davası olmanın ötesine geçerek; saldırgan dış politikanın içerideki hukuksuzlukları örtmek için nasıl bir araç haline getirildiğini kanıtlıyor.
Netanyahu’nun hem bölgesel barışı tehdit eden adımlar attığını hem de bu adımların yarattığı kaosu kişisel kurtuluşu için bir gerekçe olarak sunduğu vurgulanıyor.