Pierre Loti'nin Evi: Tarih ve Mimari ile İç İçe
Asıl ismi Julien Viaud olan Fransız yazar Pierre Loti, 14 Ocak 1850'de Rochefort'da hayata merhaba dedi. Genç yaşta ağabeyi Gustave'ı kaybeden Loti, 1867 yılında deniz hava okulunun sınavını geçerek deniz subayı oldu. Bu süreçte yazar, dünya genelinde birçok yer gezme fırsatı buldu. Özellikle Osmanlı topraklarında yaşadığı bir aşkı, edebiyat dünyasına yönelik önemli eserlerinden biriyle kaleme aldı. Loti, seyahat ettiği ülkelerden ilham alarak memleketi Rochefort'daki ailesinin evini tasarladı. Pierre Loti Evi, içinde barındırdığı Japon pagodası, gotik odası ve Rönesans salonuyla dikkat çekmekte olup, Türk-İslam mimarisi izlerini de taşımaktadır. Renklerin hâkim olduğu iç mekan, ahşap tavana ve geleneksel Türk malzemelerine ev sahipliği yapmaktadır. 10 Haziran 1923 tarihinde Fransa'nın Hendaye kentinde hayata veda eden Loti'nin adı, memleketinde eğitim aldığı okula ve bir sokağa verilmiştir. Evi müzeye dönüştürüldükten sonra 2012-2025 yılları arasında kapsamlı bir restorasyondan geçirildi.
Pierre Loti Evi'nin Tarihî ve Mimari Özellikleri
Pierre Loti Evi, yazarın doğduğu ev ve 1895 yılında satın aldığı yandaki evin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. Loti, bu evi 1870'li yılların ortasında inşa etti ve özellikle İstanbul'dan döndükten sonra içindeki Türk salonunu oluşturdu. Yazarın ölümünden sonra, oğlu Samuel bu evde yaşamaya başladı. 1969 yılında, müze oluşturulması amacıyla Rochefort Belediyesi'ne evdeki eşyaların büyük bir kısmını sattı. 1973 yılında müzeye dönüştürülen ev, 2012 yılına kadar halka açık kaldı. Bu dönemde evin tavanı ve bazı duvarları yıpranmış olduğundan, restorasyon ihtiyacı doğdu. Ancak yeterince bütçe olmadığından çalışmalar 2013 yılında duraklama evresine girdi. Restorasyon sırasında evin "caminin" tavanının bir kısmı düştü ve ahşap tavanın durumunun tehlikeli olduğu anlaşıldı.
Restorasyon Çalışmaları ve Ziyaretler
Rochefort Müzeleri Küratörü Claude Stefani, Pierre Loti Evi'nin restorasyon süreci hakkında bilgi vererek, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un evi ziyaret ettiğini ve bunun korunması gerektiğini ifade etti. Fransız devleti, restorasyon çalışmalarının %50’sini üstlenirken, yerel yönetimler de sürece katkı sağladı. Rochefort gibi küçük bir şehir için 13 milyon avrodan fazlaya mal olan bu büyük projede, Rochefort Belediyesi yalnızca 3,5 milyon avro ödeme yaptı. Kovid-19 pandemisi süresince duraksayan restorasyon çalışmalarına daha sonra devam edildi. Yapının temellerinin hassas olması nedeniyle derin kazılar yapıldı ve evin altına beton dökülmesi gerçekleştirildi. Ev, restorasyon sürecinin tamamlanmasının ardından geçen yıl halk ziyaretine tekrar açıldı. Stefani, "Zor bir inşaat çalışması oldu, ancak sonuç olarak ev, 1923 yılında Loti'nin öldüğü zamandaki haline döndü," dedi.
Pierre Loti'nin Seyahatlerinden İlham Alarak Tasarladığı Mekânlar
Pierre Loti Evi, basit bir dış görünümün ardında, zengin ve egzotik dekorasyonlarla dolu bir iç mekan sunmaktadır. Evin içinde bir Japon pagodası, Türk salonu ve Arap odası gibi farklı kültürel unsurlar bir araya getirilmiştir. Stefani, Loti'nin seyahatlerinden döndükten sonra, gezdiği yerlerden derlediği objeleri evinde yerleştirdiğini aktararak, özellikle cami ve Arap odasının en önemli çalışmaları arasında olduğunu belirtti. Bu cami, özünde Emirgan'daki odasının bir yansıması olarak tasarlandı. Arap odası, Magrip'teki bir küçük camiyi yansıtan unsurlar taşımaktadır. Evin ikinci katındaki "cami" ise Suriye saraylarından etkilenerek oluşturulmuş bir bölüme sahip. Loti, 1890'lı yıllarda Suriye ziyareti sırasında satın aldığı ahşap bir tavandan yola çıkarak bu odayı tasarladı. Evin estetik özellikleri arasında, Cezayir'den gelen sütunlar ve İznik'ten gelen çiniler gibi unsurlar yer almaktadır.
Aziyade'nin Anısı ve Kişisel Bağlantılar
Pierre Loti'nin hayatında önemli bir yeri olan Aziyade, aynı zamanda onun anı odası olan "cami" bölümünde de hissettiriliyor. Stefani, Loti'nin gençliğindeki deneyimlerini ve hikâyesini burada yeniden yaşadığını aktardı. 1887 yılında İstanbul'a döndüğünde, Aziyade'nin mezarını bulup restore ettirdi. 1900'lü yıllarda, Loti bu mezar taşının bir replikasını yaptırarak evindeki odada, sevdiği kızın resmine ve mezar taşına bakma imkânı buldu. Loti’nin "cami" olarak adlandırılan odası, aslında İstanbul'un kendisi için ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca, 1922 yılında Loti'yi ziyaret eden Türk heyeti tarafından hediye edilen büyük mavi halı, odanın atmosferini zenginleştiriyor. Loti'nin Osmanlı kültürü ve İstanbul'a olan hayranlığı, bu evdeki her detayda kendini gösteriyor.