Son yıllarda yüzde 80'in üzerine çıkan yerlilik oranı, savunma sanayimizin en kritik alanlarında meyvesini vermeye devam ediyor.
Sadece tek bir geminin teslimatıyla sınırlı kalmayan bu stratejik süreç; ordunun ağır ekipmanlarını, askeri araçlarını ve birliklerini en zorlu coğrafyalarda dahi karaya ışık hızında aktarma kabiliyetini zirveye çıkarıyor.
Olası bir kriz anında sınır ötesine saniyeler içinde kuvvet konuşlandırma yeteneği, Ege ve Doğu Akdeniz’deki tüm aktörlerin radarına girmiş durumda.Filoya yeni katılan TCG Ç-161, Türk bahriyesinin tek kozu değil.
Denizden karaya yüksek süratle nüfuz edebilen yerli Zırhlı Amfibi Hücum Araçları (ZAHA), devasa Bayraktar sınıfı tank çıkarma gemileri ve operasyonların merkezinde yer alan amiral gemisi TCG Anadolu ile tam anlamıyla kırılması imkansız bir amfibi blok oluşturuluyor.
Farklı stratejik unsurların bu muazzam entegrasyonu, Türkiye'nin Mavi Vatan’daki mutlak egemenliğini pekiştirirken bölgesel caydırıcılığı da tarihin en yüksek seviyesine ulaştırıyor.