Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), İklim ve Temiz Hava Koalisyonu (CCAC) ile birlikte hazırladığı “Gizli kazanımlar: İklim ve temiz hava eyleminin ekonomik ve sağlık getirileri” başlıklı raporu yayımladı.
Raporda, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin kaçınılmaz olarak aşılacağı belirtilirken iklim değişikliği ile hava kirliliğinin aynı kaynaklardan beslendiğine dikkat çekildi.
Raporda yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve temiz ısıtma sistemleri başta olmak üzere iklim değişikliği ve hava kirliliğiyle aynı anda mücadele edebilecek 25 çözüm önerisi sıralandı.
Bu önlemlerin hemen ve tamamen uygulanması halinde 2050’ye kadar hava kirliliğiyle bağlantılı toplam 144 milyon erken ölümün ve yüz milyonlarca kronik hastalık vakasının önlenebileceği belirtildi. Çalışmaya göre söz konusu önlemler, yüzyıl ortasına kadar küresel karbondioksit emisyonlarını yarıya indirebilecek.
Metan emisyonlarının yüzde 60, siyah karbon, kükürt dioksit ve azot oksitler dahil başlıca hava kirleticilerin ise yüzde 70 azalabileceği hesaplandı.
Yüzyıl sonuna kadar ise 1,4 derecelik ısınmanın önlenebileceği belirtildi.
Bu senaryoda küresel karbondioksit emisyonlarının yüzyıl sonunda net negatif seviyeye ulaşabileceği, başlıca hava kirleticilerin ise yüzde 85’e kadar azalabileceği kaydedildi. İklim ve temiz hava önlemlerinin ekonomik karşılığı da raporda ortaya konuldu.
Buna göre yıllık ekonomik faydaların 2035’te küresel GSYİH’nin yüzde 2,8’ine, 2050’de yüzde 4,5’ine, 2100’de ise yüzde 11,4’üne ulaşabileceği hesaplandı.
Buna karşılık 2022’de küresel GSYİH’nin yüzde 2,18’i açık fosil yakıt sübvansiyonlarına ayrıldı. 2023’te sağlık hizmetlerine yapılan harcamalar ise küresel GSYİH’nin yüzde 9,3’üne ulaştı.Raporda Ağustos ayında Tibet-Nepal sınırında yaşanan sel felaketi ile ilişkili olarak iklim krizinin ekonomik sonuçlarına da değinildi.
Felakette yüzlerce kişi hayatını kaybederken Nepal hükümeti yaklaşık 5 milyar dolarlık maliyetle karşı karşıya kaldı.
Raporda, iklim değişikliği ve hava kirliliğinin ayrı sorunlar olarak ele alınmasının, birlikte mücadeleden doğacak ekonomik ve sağlık kazanımlarının gözden kaçırılmasına neden olduğu vurgulandı.
BİRLİKTE MÜCADELE VURGUSU Dünya Sağlık Örgütü Çevre, İklim Değişikliği ve Sağlık Departmanı Önceki Direktörü ve Clean Air Fund Kıdemli Araştırmacısı Dr.
Maria Neira, “Temiz hava, bir toplumun yapabileceği en akıllı yatırımlardan biri; akciğerleri korur, hayat kurtarır ve ekonomileri güçlendirir.
Bu, sağlık, iklim ve kalkınma arasında bir seçim meselesi değil.
Hava kirliliğiyle mücadele, bunların üçünü de sağlar” dedi. Çalışmanın yazarları arasında yer alan London School of Economics and Political Science Çevre Politikası Profesörü Dr.
Simon Dietz ise “Bu rapor, iklim değişikliği ve hava kirliliğini ayrı sorunlar olarak ele aldığımızda, ikisiyle birlikte mücadele etmenin getireceği faydaları azımsadığımızı, bugüne kadarki en sağlam kanıtlarla ortaya koyuyor.
Oysa bu iki mücadeleyi birlikte modellediğimizde, elde edilen faydalar, her birinin tek başına sağlayabileceğinden çok daha büyük oldu.
Nitekim ikisinin de arkasında aynı kaynaklar, sektörler ve politikalar var” ifadelerini kullandı.
MALİYET 138 MİLYAR DOLAR Ayrıca hava kirliliğinin Türkiye ekonomisi açısından da ağır bir maliyet oluşturduğu ortaya konuldu.
Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) 2025’te yayımladığı Kara Rapor’da, hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti 138 milyar dolar olarak hesaplandı.
Bu miktarın Türkiye GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 10’una denk geldiği belirtildi.
Aynı raporda, hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği seviyelere düşürülmesi halinde Türkiye’de yılda en az 60 bin hayatın kurtarılabileceği belirtildi.
UNEP ve CCAC raporunu değerlendiren Temiz Hava Hakkı Platformu Yürütme Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof.
Dr. Çiğdem Çağlayan, şunları kaydetti: “Temiz Hava Hakkı Platformu olarak geçen yıl yaptığımız çalışmada, hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine bir yıldaki maliyetinin 138 milyar dolara ulaştığını ortaya koymuştuk.
Bu, Türkiye’nin GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.
Oysa UNEP ve CCAC tarafından bugün yayınlanan raporda ortaya konan önlemlerin Türkiye’de de hayata geçirilmesi, hem bu büyük ekonomik yükü azaltma hem de her yıl hava kirliliği nedeniyle gerçekleşen 62 binden fazla ölümü önleme potansiyeli taşıyor.
Bu raporun en önemli mesajlarından biri, iklim değişikliği ile hava kirliliğini birbirinden ayrı sorunlar olarak ele alamayacağımız.
Her ikisinin de başlıca kaynakları büyük ölçüde ortak, fosil yakıtlar.
Dolayısıyla iklim eylemi ile temiz hava politikalarını birlikte tasarladığımızda ve fosil yakıtlardan çıkışı önümüzde somut bir hedef olarak koyduğumuzda, hem halk sağlığını korumak hem sera gazı emisyonlarını azaltmak mümkün.
Türkiye açısından bunun en somut karşılıklarından biri elektrik üretiminde kömür kullanımından vazgeçmek.
Bu adım, 2024 verilerine göre sera gazı emisyonlarında dünyada 17. sırada yer alan Türkiye’nin iklim krizinin çözümüne küresel ölçekte anlamlı bir katkı sunmasını da sağlayacaktır.
COP31 Başkanlığını üstlenen Türkiye’den, kömürden çıkış için tarihli ve somut bir plan ortaya koymasını ve bu planı güçlü bir adil geçiş stratejisiyle desteklemesini ısrarla talep etmeye devam edeceğiz.”