Bankacılık sektörü, 2026 yılının ilk dönemine kredi genişlemesi ve mevduat altyapısındaki değişim ile giriyor. BDDK’nın düzenli yayınladığı haftalık raporlara göre, finansal piyasalardaki likidite akışı krediler vasıtasıyla büyümeye devam ederken, ekonomi yönetiminin "Türk Lirası’na dönüş" stratejisi çerçevesinde Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarından çıkış süreci hızla devam ediyor.
Kredi Pazarında 23 Trilyon TL Eşiği Aşıldı
Özellikle Kredi Davranışları üzerine edilen veriler, bankaların toplam kredi hacminin önceki haftaya göre artarak 23 trilyon 25,1 milyar TL seviyesine ulaştığını gösteriyor. Bu değişiklik, finansman taleplerinin hem bireysel hem de ticari alanlarda güçlü bir şekilde sürdüğünü ortaya koyuyor. Ticari krediler, 17 trilyon 321 milyar TL ile bu pastadan en büyük payı alırken, tüketici kredileri ise 2 trilyon 945,3 milyar TL seviyesine ulaştı. Ayrıca, bireysel kredi kartları kullanımı da gözlemlenen artışla 2 trilyon 758,8 milyar TL’ye yükseldi. Kurumsal kartlarda ise ticari alandaki bir daralma yaşanıyor ve buradaki bakiye 831,34 milyar TL seviyesine geriledi. Bu veriler, bankacılık sektöründeki kredi genişlemesinin sürdüğüne dair önemli göstergeler sunuyor.
KKM’de Tarihi Çözülme: Mevduat Sembolik Düzeyde
Bir dönem ekonomi yönetiminin önemli bir aracı olan Kur Korumalı Mevduat hesapları, artık finansal sistem içindeki etkisini önemli ölçüde yitirmeye başladı. Son bir haftada KKM bakiyesi 724 milyon TL azaldı ve toplam bakiye 5,79 milyar TL'ye geriledi. Daha önce bu rakam 6,51 milyar TL düzeyindeyken, bu düşüş KKM’nin bankacılık sistemi içerisinde hızla sembolik bir rakama dönüşmekte olduğunu gösteriyor. Ekonomi yönetimi tarafından uygulanan bu strateji, pek çok yatırımcı ve tasarruf sahibinin geleneksel mevduat hesaplarına dönüş yapmasına neden oldu. Böylece, KKM hesapları, banka hesapları içerisindeki yerini kaybetme aşamasına gelmiş bulunuyor.
Takipteki Alacaklarda Artış Eğilimi
Kredi hacmindeki genişlemeye paralel olarak geri ödeme süreçlerinde yaşanan riskler de artmakta. Bankacılık sektörünün takipteki alacak toplamı, NPL (Non-Performing Loans) olarak adlandırılan bu grupta 9 Ocak haftası itibarıyla 602,94 milyar TL’ye yükseldi. Bu yükseliş, borçlu olan bireylerin ve işletmelerin ödeme güçlüğü çektiğine dair alarm zillerini çalmaktadır. Ekonomide yaşanan belirsizlikler ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar, hem bireysel hem de kurumsal kredilerin geri ödenmesinde zorluklar oluşturmakta. Dolayısıyla, takipteki alacakların artışı, bankaların risk yönetim süreçlerini daha dikkatli bir şekilde yeniden gözden geçirmelerini gerektirmektedir.