Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2025 yılına ait verileri değerlendirdi. Uraloğlu, Türkiye'nin sivil havacılık sektörünün son 23 yılda önemli bir şekilde büyüdüğünü, uçak filolarından koltuk ve kargo kapasitelerine, iç ve dış hat uçuş ağlarına değinerek, bu, her alanda güçlü adımlar atıldığını vurguladı.
Türkiye'nin Havacılıktaki Stratejik Konumu
Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin coğrafi olarak kıtaların kesişim noktasında yer aldığını ve 4 saatlik uçuş mesafesinde 1.5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde bulunduğuna dikkat çekti. Bu durumu iyi değerlendirdiklerini ve havacılık politikalarını bu doğrultuda şekillendirdiklerini belirtti. Uraloğlu, ülkenin uluslararası havacılık pazarında daha etkin olmasını sağlamak için ciddi adımlar attıklarını ifade etti. "Türkiye, havacılıkta çok hızlı ve etkili bir büyüme süreci başlattı ve dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerden biri haline geldi," şeklindeki açıklamaları, Türkiye'nin havacılık alanında dikkat çekici bir konuma ulaştığını gösteriyor.
Hava Ulaştırma Anlaşmalarındaki Artış
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, hava ulaştırma anlaşmaları sayısının önemli bir artış gösterdiğini belirtti. 2003 yılındaki 81 anlaşmanın, 2025 yılı itibarıyla 175'e yükseldiğini aktaran Bakan, bu süreç içinde 24 ülke ile müzakerelerin gerçekleştirildiğini ve Leeds, Newcastle, Bristol, Cork, Port Sudan, Sevilla ve Phnom Penh gibi şehirlere uçuşların başlatıldığını açıkladı. Uraloğlu, bugüne kadar ise 700'den fazla müzakere gerçekleştirdiklerini belirterek, Türkiye'nin yurtdışı uçuş ağının günden güne genişlediğine dikkat çekti. Dış hatlarda önceki 50 ülkenin 60 noktası yerine, şu anda toplamda 133 ülkede 356 noktaya uçuş gerçekleştirildiği bilgisi, Türkiye'nin havacılık alanındaki gücünü ortaya koyuyor.
Havacılık İşletmeleri ve Uçak Sayısındaki Yükseliş
Uraloğlu, Türkiye'deki havacılık işletmeleri sayısının 2003 yılında 159 iken, 2025 yılı itibarıyla yüzde 187 oranında bir artışla 457'ye ulaştığını anlattı. Ayrıca, hava yolu işletmeleri sayısının 14, hava taksi işletmeleri sayısının 46, genel havacılık işletmelerinin 102 ve balon işletmelerinin 71 olduğu belirtildi. Bu veriler Türkiye'nin havacılık sektöründeki büyümenin sürdüğünü ve önemli bir gelişim kaydedildiğini gözler önüne seriyor. Bakan, 2025 sonu itibarıyla Türkiye'deki bakım kuruluşları ve yer hizmeti kuruluşları gibi unsurların da artış gösterdiğini kaydetti.
Uçak Filolarındaki Büyüme
Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'nin uçak sayısının 2003 yılında 162 iken, bu sayının 2025 yılı itibarıyla yüzde 394 oranında bir artışla 800'e yükseleceğini ifade etti. Uraloğlu, "Ülkemizin uçak filosu 2003 yılından bu yana yaklaşık 5 kat büyüdü," diye konuştu. Ayrıca, yolcu ve kargo uçaklarıyla birlikte hava taksiler, genel havacılıkta kullanılan hava araçları ve balonlar ile çok hafif hava araçları dahil toplam hava aracı sayısının 2,218'e ulaştığını belirtti. Gelişen hava aracı sayıları, Türkiye'nin havacılık sektöründeki etkinliğini artırıyor.
Koltuk ve Kargo Kapasitesindeki Artış
Bakan Uraloğlu, 2003 yılında 27,599 olan toplam koltuk kapasitesinin 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 6 kat artışla 157,785'e ulaştığını vurguladı. Bu artışın, iç ve dış hatlarda yolcu taşımacılığını önemli ölçüde güçlendirdiğini ifade etti. Ayrıca, hava kargo taşımacılığının son yıllarda stratejik bir boyut kazandığını belirten Uraloğlu, 2003 yılında toplam kargo kapasitesinin 302,737 kilogram iken, 2025'te bu rakamın 2,902,725 kilograma yükseldiğini açıkladı. Böylece, kargo taşımacılığı alanında yaklaşık 9.5 kat bir büyümenin sağlandığı bilgisi, Türkiye'nin bu alandaki potansiyelini gösteriyor.
İnsan Kaynağındaki Artış
Bakan Uraloğlu, sektördeki insan kaynağının da önemli ölçüde geliştiğini belirtti. 2025 yılı itibarıyla toplam 26,888 lisanslı personelin sektörde görev yaptığını ifade eden Uraloğlu, toplam pilot sayısının geçen yıla göre yüzde 10 artışla 17,910'a, lisanslı teknik personel sayısının da yüzde 8 artışla 8,978'e ulaştığını söyledi. Bu artışlar, sivil havacılık sektöründe kalifiye iş gücünün öneminin arttığını ve Türkiye'nin bu alanda kendisini daha da geliştirmesi gerektiğini göstermektedir.