Cumhuriyet döneminin devasa altyapı hamleleri arasında, İstanbul Boğazı ile Doğu Anadolu Bölgesi'ni kapsayan köprü projeleri tarihsel açıdan dikkat çekici bir sürece tanıklık etti.
Türkiye'nin demiryolu ağlarının kurulmasındaki başarılarıyla tanınan ve bu katkılarından ötürü "Demirağ" soyadını alan ünlü müteahhit Nuri Demirağ, 1931 yılında İstanbul için tarihi bir adım attı.
ABD'deki Golden Gate Köprüsü'nden ilham alan Demirağ, yurt dışından özel uzmanlar getirterek kapsamlı bir araştırma yaptırdı ve İstanbul Boğazı'na görkemli bir köprü inşa etmek istedi.
Ancak hazırlanan bu proje dönemin devlet yönetimi tarafından onaylanmadı.Geliştirdiği projenin kabul görmemesi üzerine büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Nuri Demirağ, dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye yönelik sitemini dile getirdi.
Demirağ, projenin reddedilmesinin ardından tepkisini, "Eğer bu köprü yapılırsa İsmet İnönü buradan geçmesin." sözleriyle ifade etti. İstanbul Boğazı için sunulan bu tarihi teklif rafta kalırken, Türkiye’nin ulaşım gündemi çok kısa bir süre sonra Doğu Anadolu'ya kaydı.İstanbul projesinden sadece bir yıl sonra, 1932 yılında Elazığ sınırları içerisinde yer alan Fırat Nehri üzerinde yeni bir köprü inşasına başlandı.
Nuri Demirağ’ın yer almadığı bu kamu projesinin temel amacı, Fırat Nehri’nin iki yakasını birleştirerek Elazığ ile Malatya arasındaki kara ulaşımını ve ticareti sağlamlaştırmaktı.
Nehir kenarında yürütülen odun ve kömür ticareti sebebiyle bölge halkı tarafından "Kömürhan Köprüsü" olarak anılan yapıya resmi olarak "İsmet Paşa Köprüsü" adı verildi.İnşası tamamlanan geçit, 1932 yılında İsmet İnönü’nün de katıldığı resmi bir törenle hizmete açıldı.
Bölge ekonomisi ve ulaşımı için kritik bir dönüm noktası olan yapı, kültür hayatına da yansıyarak ünlü "Kömürhan Köprüsü Harput'a Bakar" türküsüne ilham kaynağı oldu. 1931 ve 1932 yılları arasında yaşananlar geriye dönük bakıldığında bir rekabet gibi algılansa da, her iki proje de Türkiye'nin gelişimine ve altyapısına katkı sunma amacını taşıdı.