MevzuRize Genel Fas Bayrağı: Tarihsel Yolculuğunun Ardındaki Gizemler

Fas Bayrağı: Tarihsel Yolculuğunun Ardındaki Gizemler

Fas’ın da bayrağının oluşumu hakkında birden fazla hikâye bulunmaktadır. Bu hikâyelerin karmaşıklığını çözebilmemiz için Fas’ın tarihi boyunca kullandığı bayrakları ve sembolleri incelemek gerekir. Günümüzde ise Fas’ın iki tane resmî bayrağı bulunmaktadır. Bu bayraklardan ilkinde, fazlaca gördüğümüz, kırmızı zemin üzerine yeşil bir beş köşeli yıldız yer alır. İkincisi ise; yeşil zemin üzerine damgalanmış altın yıldız taşımaktadır.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

Bayraklar tüm bağımsız ülkeler için büyük önem taşır. Çünkü bayraklar, ülkenin bağımsız olduğunun ve ülkenin bir devlete sahip olduğunun göstergesidir.

Ulus devletlerin ortaya çıkmaya başladığı dönemle birlikte her ülke kendine uygun bir bayrak, simge ve semboller belirlemiş ve bu semboller üzerinden millî birlik ve beraberliği toplumda perçinlemeye çalışmıştır.

Ancak bu hikâyelerin karmaşıklığını çözebilmemiz için Fas’ın tarihi boyunca kullandığı bayrakları ve sembolleri incelememiz gerekir.Bu bayrak Alevî hanedanının kendi bayrağı olarak kalmıştır.

Bu yüzden ikinci bayrağı sadece Krallığın önemli günlerinde görmek mümkündür. Önemli günlerde krallık muhafızları bu bayrakla kralı karşılarlar ve kral da bu bayrağı selamlar.

Bu sebepten ötürü bu bayrağın millî bir temsiliyeti yoktur.Ancak bunun yanında bazı güçlü emirlikler halifeliğin bayrağını reddederek kendi bayraklarını kullanmaya başladı.

Bu emirliklerden biri de Endülüs Emevî hanedanlığıydı.

Endülüs Emevîleri, beyaz bayrağı kullanarak hem bağımsız bir güç olduklarını göstermiş oluyor hem de kendi halifelik iddialarının altını dolduruyorlardı.

Merkezi gücün bulunmaması nedeniyle bir otorite boşluğu yaşanan Fas’ta Murabıtlar'ın yeni lideri Yûsuf bin Tâşfîn (1010-1106) otoritesini güçlendirmek amacıyla Abbâsîler'in siyah bayrağını kullanmıştı.

Böylece bölgede bilinen ilk bayrak kullanımı Yûsuf bin Tâşfîn dönemine denk geldi.

Yûsuf bin Tâşfîn o dönemde çok güçlü bir Müslüman lider konumuna yükselmiş ve Endülüs Emevî Devleti'nin Hristiyan akınlarından korunmasına yardımcı olmuştu.İbn Tumert, Mağrib’in İslâmlaşmasıyla birlikte bölgenin en çok Kur’ân âlimi yetiştiren bölgesi olan Sus bölgesinde doğdu.

Bu bölgede doğması ve ailesinin de dinî ilimlere önem vermesi neticesinde, bu konuda meraklı olan kendisi de dinî ilimleri öğrenme şansına erişti.

Bu sebeple, ilim tahsilini geliştirmek amacıyla İslâm kültürünün en önemli merkezlerini dolaştı.

Yaymak istediği fikri anlayışa karşı Marakeş âlimleri ile ve Murabıt yöneticileri ile bir çatışmaya girdi ve bu çatışmayı kazandı.

Allah’ın birliğine doğru olarak inandıklarını işaret etmesi amacıyla, İbn Tumert’in öğretileri çerçevesinde kurulan devlete adı verildi.Günümüzde bu bayrağın bir örneği, İspanya’da Santa Maria Kilisesi’nde muhafaza edilmektedir.

Söz konusu bayrak 1212’de Muvahhidler'in Kastilyalılar ile yaptığı Las Navas Savaşı’nda İspanyolların eline geçmişti.Fas’ta Muvahhidler sonrası Merînîler kurulup yıkılmış (1196-1465), daha sonra da Vattâsîler dönemi (1471-1554) geçmişti.

Bu ara dönemler Fas’ta merkezi otoritenin olmadığı, konfedere yapıların görüldüğü bir zaman dilimiydi.

Askerî ve siyasî büyük kazanımlar sonrası Mansûr, bayrak geleneğinin de yenilenmesini sağladı.

O dönemde Mansûr’un kurduğu askerî düzen, altı bölümden oluşuyordu.

Bunlardan birini Sultan kendi yönetiyordu.

Kendi yönettiği bölgede zamanla ünlenmiş olan Zafer Bayrağı (Livâ el-Mansur) bulunuyordu.

Diğer bölgelerde ise, farklı renklerde bayraklar ile bölgeler birbirinden ayrılıyordu.

Bu kaos ortamı sonrası Endülüs’ü terk etmek zorunda kalan Müslümanların da çoğalmasıyla, dünyayı korkutacak şekilde büyüyen bir korsancılık hareketi oluştu.

Bu korsanlar gemilerine kırmızı bayrak asıyorlardı.Yeniden bu geleneksel askerî güçlerini ve otoriteyi oluşturmak amacıyla kırmızı bayrağı hanedanlık bayrağı olarak kullanmaya başladılar.

Taşrada ise bir anarşi havası vardı.

Ayrıca bu İsly Savaşı sırasında kraliyet muhafızları, kırmızı düz bayrağı kullanmışlardı.

Bu tarihten sonra ülkeden bulunan Faslı elitler, bazı Avrupa icatlarının ülkenin modernize edilmesi amacıyla Fas Sultanlığı tarafından da kullanılması gerektiğini belirtiyorlardı.

Fas’ın ülke olarak girdiği bu sıkıntılı siyasî ve ekonomik durumdan, kendi kendine çıkmaya gücü yetmedi. Ülkenin birçok yerinde Sultan’a karşı protestolar ve karşı saldırılar gerçekleşti.

Böylece kırmızı bayrak halkın sultan ile eşit olması, ulusal birliğin ve bağımsızlığın sembolü manasına gelmeye başladı.1913 yılında gümrük memurları, kırmızı bayrağın üstüne yeşil bir yıldız eklediler ve bunu çalıştıkları kuruma astılar.

Daha sonra bu bayrak ülkenin birçok yerinde kabul gördü ve çok beğenildi.

Ayrıca General Hubert Lyautey’in başında olduğu Fransa idaresi de, bağımsız şekilde gelişen bayrak düzenlemesini kontrol altına almak amacıyla, bayrağın değiştirilmesi işinin kendileri tarafından yapılmasını uygun buldu.

Daha sonra güçlenen bağımsızlıkçı hareket bu bayrağı da sahiplenmeye başladı.

Normalde bu bayrağı pek benimsemeyen Fas Hanedanlığı ise bir çözüm bulmak zorunda kaldı. 1947 yılında Tanca’da yaptığı meşhur konuşmada, Kral V. Muhammed, bağımsızlıkçılar ile ortak bir paydada buluşması gerektiğini fark etti ve kırmızı zemin üstüne beş köşeli yeşil yıldızdan oluşan bayrağın, hanedanlığın tüm kurumlarında kullanılmasına karar verdiğini açıkladı.Bu hareketle Monarşi, yani kral, kendini ulus devletle birleştirmiş oluyordu.

Kraliyet, milliyetçiler ve bağımsızlıkçılar ile kısa süreli ortaklığını devam ettirdi.Daha sonra ise Monarşi yönetimi, ulusal hareketleri etkisiz hale getirmeyi ve yavaşlatmayı başardı ve ülkede tek egemen haline geldi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin