MevzuRize Genel Hûsîler batı sahilinde ilerliyor: Babulmendeb için yeni güvenlik alarmı

Hûsîler batı sahilinde ilerliyor: Babulmendeb için yeni güvenlik alarmı

Yemen'deki askerî hareketlilik, Hûsîlerin hükümet güçleriyle girdiği çatışmaların ardından batı sahilindeki bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirdiğini duyurmasıyla hız kazandı. Kızıldeniz boyunca uzanması ve uluslararası deniz taşımacılığının en kritik geçitlerinden Babulmendeb Boğazı’na yakınlığı sebebiyle batı sahili bölgesi hayati bir stratejik önem taşıyor. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, boğazın sadece Yemen'in iç meselesi olmadığını, küresel deniz ticaretini doğrudan etkileyen hayati bir hat olduğunu kaydetti.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 5 dk

Yemen’de hükümet güçleri ile Hûsîler (Ensarullah Hareketi) arasında batı sahili bölgesinde yaşanan çatışmalar ve sahadaki hızlı askerî gelişmeler, uluslararası deniz ticaretinin en hassas noktalarından Babulmendeb Boğazı ve Kızıldeniz’in güvenliğine yönelik endişeleri yeniden tırmandırdı.Hükümet güçlerinin Muha kenti ve çevresindeki Hûsî hareketliliğine karşı yoğun bir ateşli operasyon başlattığını duyurmasının ardından Hûsîler, batı sahili ilçelerindeki çatışmaların durduğunu ve hükümet birliklerinin geri çektirildiğini ifade etti.Süreçle eş zamanlı olarak Hûsîlerin Kızıldeniz’deki stratejik Zukur Adası’nı kontrol altına aldığı yönündeki haberler ve hükümetin uluslararası seyrüsefer güvenliğine dair uyarıları gerilimi yeni bir boyuta taşıdı.Yemen ordusu tarafından yapılan açıklamada, batı sahilinde Hûsîlerin kontrol ettiği bölgelerdeki askerî hareketliliklere karşı kapsamlı ve yoğun bir ateşli operasyon başlatılacağı duyuruldu.Ordu sözcüsü, birliklerin haritada belirlenen çatışma sahası içerisindeki Hûsî unsurlarını etkisiz hale getirmek amacıyla her türlü silah ve ateş gücünü kullanacağını bildirdi.Ordunun açıklamasında, belirtilen operasyon sahasının Muha kenti, çevresi ve şehri güneybatıdaki Taiz vilayetine bağlayan ana karayolunu kapsadığı aktarıldı.Sivil halka ikinci bir duyuruya kadar Taiz-Muha yolunu kullanmamaları yönünde uyarıda bulunan ordu, operasyonun süresi veya kullanılacak silahların niteliğine dair ayrıntı vermedi.Ancak bu açıklama, sahadaki çatışmaların dozunun ve etki alanının artacağına işaret etti.Yemen ordusunun açıklamasından saatler önce Hûsîlere bağlı Yüksek Siyasi Konsey, batı sahili ilçelerindeki çatışmaların sona erdiğini öne sürdü.Hûsîlerin haber ajansı SABA’da yer alan açıklamasında, hükümet güçlerinin "kontrol altındaki özgür vilayetleri tehdit etmek amacıyla toplandığı" iddia edilerek, söz konusu unsurların bölgeden uzaklaştırılmasıyla çatışmaların durduğu belirtildi.Kızıldeniz’deki uluslararası seyrüsefer güvenliğine bağlı kalındığı ifade edilen açıklamada, deniz seyrüsefer güvenliğiyle ilgilenen taraflara batı sahiline yönelik askerî yığınakların durdurulması için baskı yapılması çağrısında bulunuldu.Hûsîlere bağlı Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Abdülaziz bin Habtur ise batı sahilinde yaşananların "Yemen’in egemenlik hakkı" olduğunu vurgulayarak, karada ve karasularında egemenlik kullanılmasının uluslararası deniz seyrüseferine tehdit oluşturmadığını savundu.Dış dünyadan gelen eleştirileri "çifte standart" olarak niteleyen Bin Habtur, seyrüsefer güvenliğinin tüm tarafların ortak çıkarı olduğunu ileri sürdü.Saha gelişmelerinin yanı sıra Hûsîlerin Esir İşleri Komitesi Başkanı Abdulkadir el-Murtaza, Hûsîlere ait Al Masirah televizyonuna yaptığı açıklamada, batı sahilindeki cezaevlerinde tutulan tüm Hûsî mensuplarının düzenlenen askerî operasyonla kurtarıldığını belirtti.Murtaza, operasyonun detaylarına ve kurtarılan esir sayısına ilişkin bilgi vermezken, Yemen hükümetinden iddialara dair bir yanıt gelmedi.Bölgedeki bir diğer kritik gelişme ise Kızıldeniz’de Babulmendeb Boğazı’na yakın konumda bulunan stratejik Zukur Adası’na ilişkin haberler oldu.Yerel medya kaynakları ve "Al-Hodhod" adlı platform, adanın Hûsîlerin eline geçtiğini duyurdu.Yemen Başkalım Konseyi Üyesi Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri’nin kontrolünde bulunan adanın nasıl ve ne şekilde el değiştirdiğine ilişkin taraflardan henüz resmi bir doğrulama yapılmadı.Zukur Adası, Kızıldeniz üzerindeki hakim konumu ve Babulmendeb’e yakınlığı sebebiyle deniz trafiği ve askerî hareketliliğin gözlemlenmesi açısından kritik bir nokta olarak kabul ediliyor.Saha dinamiklerindeki hareketliliğe paralel olarak Hûsîlerin Askerî Sözcüsü Yahya Seri, son 24 saat içerisinde Taiz, Hudeyde, Marib ve Cevf vilayetlerine toplam 64 hava saldırısı düzenlendiğini ve bu saldırıların Suudi Arabistan’a ait uçaklarca gerçekleştirildiğini duyurdu.Ayrıca kaynaklar, Sada vilayetinin ez-Zahir ve Taiz'in Zubab ilçelerine yönelik bombardımanlar yapıldığını öne sürdü.Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Mısır’ın Sana Büyükelçisi İhab Ebu Seri’yi kabul ettiği görüşmede, Babulmendeb Boğazı yakınındaki askerî tırmanışın doğuracağı tehlikelere dikkati çekti.Alimi, İran’ın Hûsîleri batı sahiline doğru teşvik ederek Babulmendeb ve Kızıldeniz üzerinde bir nüfuz alanı oluşturmaya çalıştığını, Tahran’a yönelik uluslararası baskıların bu yolla küresel ticarete ve pazarlara bir maliyet olarak yansıtılmak istendiğini vurguladı.Babulmendeb’deki askerî durumun sadece Yemen’in iç meselesi olarak görülemeyeceğinin altını çizen Alimi, boğazın Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlayan hayati bir hat olduğunu, buradaki güvenlik risklerinin doğrudan küresel ticareti etkileyeceğini ifade etti.Yemen Dışişleri Bakanı Efrah ez-Zube, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanlığına bir mektup göndererek, Hûsîlerin batı sahilindeki tırmanışına karşı kararlı bir duruş sergilenmesini istedi.Zube, mektubunda, Taiz’in batısı ve Hudeyde’nin güneyinden Babulmendeb’e doğru ilerleyen Hûsî hareketliliğinin lokal bir askerî hamle olmadığını, bölgesel ve küresel deniz seyrüseferini tehdit etmeyi amaçlayan geniş çaplı bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.Tırmanan çatışmalar nedeniyle sivillerin, sığınmacı kamplarının ve altyapı tesislerinin hedef alındığını, yeni bir insani kriz ve göç dalgası yaşandığını vurgulayan Zube, BM ve uluslararası toplumdan acil insani yardım, sivil yerleşimlere yönelik saldırıların kınanması ve Hûsîlere giden İran silah ve finansman akışının kesilmesi için somut adımlar atılmasını talep etti.Yemen’de temmuz ayından bu yana yeniden tırmanan çatışmalar sahadaki kontrol haritasını belirgin şekilde değiştirdi.Hûsîler, Hudeyde vilayetinin tamamında kontrolü sağladıktan sonra Taiz’in batısına doğru ilerleyerek Muha gibi Kızıldeniz kıyısındaki kentleri ve Babulmendeb’e erişim sağlayan hatları ele geçirdi.

Hükümet güçleri ise Cevf vilayetinde ilerleme kaydederek il merkezi Hazm kentine yaklaştı.Ülkede 2022 yılında BM arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından yaşanan bu son gelişmeler, son yılların en kapsamlı askerî tırmanış dalgası olarak değerlendiriliyor.Yemen, Hûsîlerin Eylül 2014’te başkent Sana ve birçok bölgeyi ele geçirmesi ve ardından Mart 2015’te Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun hükümete destek amacıyla müdahale etmesinden bu yana şiddetli bir iç savaşa ve insani krize sahne olmaya devam ediyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin