MevzuRize Genel Mizahın 4 Türü: Beyin Neden Bazı Şakalara Güler?

Mizahın 4 Türü: Beyin Neden Bazı Şakalara Güler?

Mesela okulda, iş yerinde alaya alındığı için sosyal fobisi gelişen, muhabbete karışamayan insanlar da biliriz. Peki, bir çocuğun yüzünde tebessümler açtıranla bir insanı yalnızlaştıran ve değersiz hissettiren, gerçekten aynı mizah mı? Aslında değil...

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 6 dk

Çocuktum ve elimde bir Nasreddin Hoca kitabı ile kendimi koltuk köşesinde kıkır kıkır gülerken bulmuştum.

Başına ceviz düşen hoca, şükrediyordu: “Ya şu kabakları ağaçta yaratsaydın da cevizleri yerde yaratsaydın, o zaman benim bu başımın hâli ne olurdu Allah’ım?” Ağaçta kabak mı?

Nasreddin Hoca’nın kafasına mı düşüyor?

Basıverirdim kahkahayı, düşündükçe düşünürdüm belki onlarca kere.

Mutfaktan bir ses gelir, “Tamam artık, gülme yeter!” Bu söz, daha da bir gülünçleştirir ortamı ve sen büyüyüp gidersin işte...

Konuyu biraz daha derinleştirelim.

Nörobilim camiasından Psikolog Rod Martin, geliştirdiği Humor Styles Theory ile mizahı dört temel tarza ayırmış: yakınlaştırıcı mizah (affiliative), kendini geliştirici mizah (self-enhancing), saldırgan mizah (aggressive) ve kendini küçültücü mizah (self-defeating). İlk iki mizah biçimi, kişiler arasındaki bağı güçlendiren ve psikolojik iyi oluşla ilişkilendirilen uyumlu (adaptive) tarzlar olarak kabul edilirken son iki tarz ise çoğu zaman başkalarını incitmeye, aşağılamaya veya kişinin kendi değerini zedelemesine dayanır ve psikolojik açıdan daha olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilmektedir. İşi biraz daha basitleştirerek insanları birbirine yakınlaştıran, sonunda ortak bir tebessüm bırakan mizahı “pozitif mizah”; birilerini hedef alan, küçümseyen veya tehdit hissi uyandırdığı için sonunda rahatsızlık bırakan mizahı ise “negatif mizah” olarak sınıflandırabiliriz.Mizah, her ne kadar başka her şeyi tiye alma potansiyeli taşısa da aslında hiç de hafife alınacak bir zihinsel süreç değil.

Son yıllarda psikoloji ve nörobilim alanında yapılan çalışmalar, mizahın sandığımızdan çok daha karmaşık bir süreç olduğunu gösteriyor.

Bir şakayı komik bulabilmek için beynimizin önce onu anlaması, ardından da ondan keyif alması gerekiyor.

Kısacası mizah; bilişsel, duygusal ve sosyal süreçlerin birlikte çalıştığı karmaşık bir zihinsel faaliyet.Bu ayrım, oldukça önemli. Çünkü bir şakayı duymak, onu komik bulacağımız anlamına gelmiyor.

Mizahın geleneğimizdeki “güldüren ve düşündüren” sıfatına da buradan bir göz kırpmak isterim.

Bu alandaki çalışmalara bakacak olursak Vinod Goel ve Raymond J. Dolan'ın fonksiyonel beyin görüntüleme çalışmaları, mizahın öncelikle bilişsel bir süreç olduğunu ortaya koymuştur.

Beyin, “beklediği” ile “karşılaştığı” arasında bir uyumsuzluk fark eder; ardından bu uyumsuzluğu çözmeye çalışır.

Günlük hayatta “jetonun düşmesi” diye tarif ettiğimiz an, aslında beynin bu bilişsel çözümleme sürecidir diyebiliriz.

Ama iş burada bitmiyor.

Pascal Vrticka ve arkadaşları, bu alanda yapılan fonksiyonel beyin görüntülemelerini bir araya getirerek bir derleme makalesi yazmışlar.

Bu derleme bize, mizahın ikinci bir aşaması olduğunu da gösteriyor. Şakayı anladıktan sonra, eğer beyin bu durumu tehdit edici değil de güvenli bir bağlamda değerlendirebilirse ödül sistemi devreye giriyor.

Beynimizdeki “nucleus accumbens”, “ventral striatum” ve “mezokortikolimbik” sistemlerdeki (bunlar beynin ödül, motivasyon, haz ve bağımlılık mekanizmalarını yöneten ana sinir ağının yapı taşlarıdır) birçok yapı aktive olur; biz de bunu “komik bulma”, “eğlenme” veya “gülme isteği” olarak deneyimleriz.

Başka bir ifadeyle önce anlarız, sonra hoşumuza gider.

Bu iki aşamalı model, önemli bir gerçeği de açıklıyor.

Aslında beynimiz, anlamlandırmanın ardından ikinci bir değerlendirme daha yapıyor ve bize soruyor, “Bu durum, gerçekten güvenli mi?” Bunu anladık diyelim.

Bu sefer de aklımıza başka bir soru takılıyor: Beynimiz, hangi durumlarda “bu komik” derken hangi durumlarda “bu yanlış” ya da “bu rahatsız edici” sonucuna ulaşıyor?Son yıllarda mizah psikolojisinde en çok ilgi gören açıklamalardan biri, Peter McGraw ve Caleb Warren tarafından geliştirilen Benign Violation Theory (Masum İhlal Kuramı) olmuştur. İlk bakışta ismi karmaşık görünse de aslında hepimizin günlük hayatta yaşadığı bir durumu anlatıyor.

Bu kurama göre, mizahın ortaya çıkabilmesi için iki şartın aynı anda gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle ortada bir ihlal (violation) olmalıdır.

Bu ihlal; toplumsal bir kuralın, bir beklentinin, alışılmış bir davranışın ya da ahlaki bir normun bozulması olabilir. Çünkü her şeyin tamamen normal olduğu bir durumda mizah üretmek oldukça zordur.

Fakat tek başına bir ihlal de yeterli değildir.Bu durumda beyin, aynı zamanda şu kararı da verir: “Bu ihlal, gerçekten tehlikeli mi yoksa aslında zararsız mı?” İşte McGraw ve Warren'a göre mizah, tam bu iki değerlendirmenin kesiştiği noktada doğar.

Zihin aynı anda hem “Burada normal olmayan bir şey var,” deyip hem de “Aslında korkulacak bir durum yok,” sonucuna ulaşırsa biz bu bilişsel dengeyi, çoğu zaman bir tebessüm ya da kahkaha olarak deneyimleriz.Bu teori, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız birçok durumu açıklayabiliyor. Çocukların yaptığı masum yaramazlıklar, arkadaşların birbirine takılması, beklenmedik kelime oyunları ya da iyi kurgulanmış fıkralar...

Bunların ortak özelliği, küçük bir “kural ihlali” içermeleri; fakat aynı zamanda güven hissini de korumalarıdır.Peki ya güven hissi kaybolursa?

McGraw ve arkadaşlarının yaptığı deneylerde katılımcılara, farklı ahlaki ihlaller içeren senaryolar sunuldu.

Sonuçlar gösterdi ki bir davranış gerçek bir tehdit veya ciddi bir saldırı olarak algılandığında, insanlar onu komik bulmakta zorlanıyor.

Hatta bazı durumlarda öfke, rahatsızlık ve tiksinti (disgust) gibi duygular hissedebiliyorlar.Demek ki mizahın karşısındaki duygu, sadece “gülmemek” değildir.

Bazen mizahın yerini bambaşka duygular alabiliyor ve biz, zaten sezgisel olarak “iyi mizah” ve “kötü mizah” ayrımı yapabiliyoruz.

Bu noktada belki de diyebiliriz ki mizah kimi zaman hediye iken bazen de bir silah olabiliyor.Bütün bu çalışmalar, insanı biraz düşündürüyor.

Sanırım her mizahı, yalnızca “ifade özgürlüğü” başlığı altında değerlendirmek yeterli görünmüyor. Çünkü özgürlük, tek taraflı bir kavram değildir; başkasının hak alanıyla birlikte anlam kazanır.

Nörobilim bize, bir sözün mizah olarak deneyimlenebilmesi için sadece söyleyen kişinin niyetinin değil; dinleyen kişinin onu “güvenli” olarak algılamasının da gerekli olduğunu gösteriyor.

Eğer bir ifade, karşı tarafta gerçek bir tehdit hissi oluşturuyorsa artık ortada sadece başarısız olmuş bir şaka değil; insanın güven duygusuna temas eden farklı bir durum da vardır.Hepimizin yaşamı anlamlandırdığı temel ilkeleri, değerleri ve bağlılıkları bulunmaktadır. İnsan; çoğu zaman “ben” dediği kimliğini bu ilkeler etrafında inşa eder.

Bu nedenle kişinin varlığını anlamlı kılan değerlere yönelen bir saldırı, yalnızca bir eleştiri değil; onun dünyayı algılama biçimine, aidiyetine ve kişiliğine de yönelmiş olur.

Böyle bir durumda hissedilen incinmişliği, “mizah anlayışı farklı” diyerek geçiştirmek, bana gerçeklerle yüzleşmekten kaçmak gibi geliyor.Bu yüzden her mizahın, otomatik olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatindeyim.

Nasıl ki hiç kimse, “Özgürlüğümü kullanıyorum!” diyerek bir başkasının malına veya bedenine zarar vermeyi ya da temel haklarını ihlal etmeyi meşru gösteremezse aynı şekilde bir insanın en derin değerlerini hedef alan ve onu kendisini tehdit altında hissettirecek ölçüde inciten bir eylem de sırf “şakaydı” denilerek eleştiriden muaf tutulamaz. Çünkü bu noktada mevzu, artık mizah olmaktan çıkar ve bir başka insanın hak alanına girip girmediğimiz meselesine dönüşür.Belki de iyi mizahın asıl ölçüsü, burada saklıdır.

Mizah düşündürebilir, eleştirebilir, hatta rahatsız edebilir; ancak bunu yaparken insanın onurunu, güven duygusunu ve birlikte yaşayabilme zeminini yıkmamalıdır.

Gerçek ustalık, sınırları zorlayan değil; sınırları Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin