İslâm’a girdiği 1926 yılından itibaren Ortadoğu’ya seferlerini sıklaştıran, ardından da Suudi Arabistan’a yerleşen Avusturyalı muhtedî Muhammed Esed, Ömer Muhtar’ın içinde yetiştiği Senûsî hareketine büyük bir sempati besliyordu. Ömer Muhtar, Libya'nın dağlarında ve çöllerinde yirmi yıldır ülkesini kahramanca savunuyordu.Hazırlıklar büyük bir gizlilikle yürütüldü.
Mısır’daki Senûsî karargâhı ile gizli yazışmalar yapıldı.
Hazırlıklar tamamlanınca harekete geçildi.
Kızıldeniz üzerinden kuzeye Mısır’a, Mısır içinden de yine kuzeye doğru uzun ve meşakkatli yolculuklardan sonra Libya sınırına varan Muhammed Esed ve yol arkadaşı, sınır devriyelerine ve İtalyan uçaklarına rağmen Cebel-i Ahdar’a varmaya muvaffak oldular.
Mücahitler onları birkaç denemeden geçirdiler, doğru insanlar olduklarından emin olmak istiyorlardı.
Yirmi senelik savaş geçmişleri ve içinde bulundukları coğrafya onların böyle davranmalarını gerektiriyordu.
Muhtar’ın adamları iyice emin olunca, Çöl Aslanı toynakları bezle sarılmış bir atın üstünde çıkageldi.
Vakit geceydi. Şöyle anlatıyor Esed: Karşılıklı oturdular.
Seyyid Ahmed Es-Senûsî’den gelen mektubu okuyan Ömer Muhtar şöyle dedi: Büyük Senûsî’nin kafasında yer alan direnişin merkezini taşıma fikri artık geçersizdi.
Zira yeni merkez olarak düşünülen Kufra çoktan düşmüştü ve bundan Seyyid’in haberi yoktu.
Artık yapacak pek bir şey kalmamıştı. Çöl Aslanı, büyük mücahit şunları ekledi:Muhammed Esed orada iki gece daha kaldı.
Mücahitlerin durumunu, kamplardaki yaşamı, yakından gözledi. Ömer Muhtar ile yardım yolları hakkında bazı planlar da tasarladı.
Lakin her ikisi de biliyorlardı ki yapacak pek bir şey kalmamıştı.