Gazze Savaşı’nın başında protesto eylemlerine katılan öğrenciler, Siyonizm destekçisi Yale Rektörlüğü tarafından büyük bir zorbalığa maruz kalmıştı.
Bu durum vicdanlı akademisyenler ve öğrenciler için hayal kırıklığıydı.
Oysa Yale Üniversitesi'nin tarihine baktığımızda, bu durumun hiç de şaşırtıcı olmadığını anlıyoruz.Üniversiteye adını veren ’in hayatını yansıtan en dikkat çekici eserlerden biri, 18. yüzyılın başlarında yapılan bir aile tablosudur.
Resimde masanın ortasında Elihu Yale otururken, bir yanında Devonshire Dükü William Cavendish, diğer yanında ise kardeşi James Cavendish yer alır. İlk bakışta aristokrat bir aile buluşmasını andıran bu sahne, gerçekte Yale’in kızı Anne ile James Cavendish arasındaki evlilik anlaşmasının tasviridir.
Bu evlilik, ilerleyen yıllarda Yale çevresindeki servetin daha da büyümesine katkı sağlayacak önemli adımlardan biri olarak görülür.Fakat tabloya dikkatle bakıldığında, gözler ister istemez arka plandaki küçük siyahi çocuğa çevrilir.
Boynundaki tasma ve elindeki şarap sürahisi, dönemin toplumsal düzeni hakkında uzun açıklamalardan daha fazlasını anlatmaktadır.
O çocuk, Yale ailesinin yükseliş hikâyesinin arkasında yatan sömürge düzenini ve köle emeğini hatırlatan sessiz bir tanık gibidir.
Bu nedenle tablo yalnızca bir evlilik anlaşmasını değil, aynı zamanda büyük bir servetin hangi şartlar altında oluştuğunu da sorgulatır.Elihu Yale, Hindistan’a gittiğinde henüz yirmili yaşlarının ortasındaydı. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi bünyesinde başladığı kariyerinde kısa sürede yükselmeyi başardı.
Ticaret ağlarını genişletti, yerel yöneticilerle ilişkiler kurdu ve kısa zamanda bölgenin en etkili İngiliz isimlerinden biri hâline geldi.
Ancak bu yükseliş yalnızca ticari başarılarla açıklanamazdı.
Sömürge düzeninin sunduğu imkânlar, yerel halkın emeği ve İngiliz gücünün sağladığı ayrıcalıklar onun servetinin temel taşlarını oluşturuyordu.Doğu’dan gelen pamuk, baharat, ipek ve çeşitli hammaddeler Avrupa pazarlarına taşınırken elde edilen büyük kazançlar Yale’in servetini katladı.
Daha sonra Atlantik dünyasındaki ticaret ağları ve kölelik sisteminden doğan ekonomik imkânlar da bu zenginliğin büyümesine katkıda bulundu.
Serveti arttıkça adı yalnızca tüccar olarak değil, bağışçı ve eğitim hamisi olarak da anılmaya başladı.İşin daha da ilginç tarafı, adını taşıyan üniversiteye ilişkin vaatlerinin de büyük ölçüde abartılmış olmasıdır. yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.
Bu nedenle bazı tarihçiler, Yale’in üniversiteye en büyük katkısının maddi destekten ziyade diğer zengin bağışçıları harekete geçirecek sembolik etkisi olduğunu savunur.Madras’taki valilik dönemi ise onun mirasının en tartışmalı bölümlerinden biridir. İngiliz sömürge yönetiminin çıkarlarını korumak adına sert uygulamalara başvurduğu, yerel halkın yaşadığı sıkıntılara kayıtsız kaldığı ve otoritesine meydan okuyanlara karşı acımasız yöntemler kullandığı yönünde çok sayıda kayıt bulunmaktadır.
Hatta bazı olaylarda yalnızca Hintlilere değil, kendi yönetimine karşı çıkan İngilizlere karşı da son derece sert davrandığı aktarılır.Bugün bazı tarihçilerin Hindistan’da köle ticaretinin onun emriyle son buldu iddiası ise bir palavradan ibaret yalnızca.
Babür Şahının zorlamasıyla bu karar İngilizlerce alınmış ve bölge valilerinden Yale kişisel serveti zarar görmesi nedeniyle bu karardan en fazla rahatsız olan isimlerin başında geliyordu.Yale'in kişisel hayatı ise utanç verici düzeydeydi.Önce en yakın arkadaşı öldü, sonra onun eşiyle evlendi ve servetini elinden aldı.
Ardından karısını İngiltere’ye yollayarak son derece gayriahlaki bir hayat şekli benimsedi.
Evlilik yoluyla servet edinmenin cazibesini fark eden Yale, bu kez zengin bir elmas tüccarı Yahudi’nin ölümünden hemen sonra dul eşiyle evlendi ve ilk evliliğinden farklı bir hayat şekli benimsemedi. Önceleri bir yardım meleği gibiydi.
Kolejlerin kurulması, üniversitelere bağış yapılması gibi hatırlı işlerin aranan ismi Yale idi; ama ABD’li yetkililer kısa sürede çevirdiği dümenleri fark ederek ondan ülkesi İngiltere’ye dönmesini isteyecekti.
Yine de hayırseverliği göz önüne alınarak servetini ülkesine taşımasına izin verildi.Şimdi Yale Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri kendilerine şunu soruyor: