ABD'nin beslenme politikaları, 7 Ocak'ta yayımlanan 2025-2030 Yeni Amerikan Beslenme Rehberi ile önemli bir dönüşüm sürecine girdi. Uzun yıllar boyunca hem bilim dünyasında hem de kamuoyunda eleştirilen bu politikalar, artık yenilikçi bir perspektifle şekillendirilmeye başladı. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı'nın ortaklaşa sunduğu rehber, klasik Amerikan besin piramidini tamamen tersine çevirerek dikkat çekici bir değişiklik sundu. Bu yeni rehberin içeriğini ve sebep olduğu tartışmaları derinlemesine incelemek faydalı olacaktır.
Yeni Besin Piramidi Nedir?
2025-2030 Yeni Amerikan Beslenme Rehberi, geçmişte tabanda yer alan karbonhidrat ağırlıklı beslenme modelini geride bırakarak, et, sebze ve protein temelli gıdaları piramidin en geniş alanına yerleştirdi. Artık sıkça karşılaşılan şekerli ve yüksek oranda işlenmiş gıdalar, en alt basamakta "kaçınılması gerekenler" olarak tanımlandı. Bu değişim yalnızca görsel bir değişiklik değil, Amerikan toplumunun beslenme alışkanlıklarında köklü bir değişiklik teşkil eden bir politika revizyonudur.
Bu yeni yapı, Tarım Bakanı Brooke Rollins ve Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. tarafından Beyaz Saray'da düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı. Kennedy, hükümetin ilave şekere dair açık bir mücadele yürüttüğünü belirterek, katkı maddeleri, aşırı tuz ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. "Gerçek gıda tüketin" ifadesi, rehberin ana mesajı oldu. Ayrıca, rehberde yetişkin bireylerin kendi kilolarına göre kilogram başına 1.2-1.6 gram proteini tercih etmeleri önerildi. Zeytinyağı gibi sağlıklı yağ asitleri içeren yağlar tercih edilirken, doymuş yağ oranı yüksek ürünlere de kısıtlamalar getirildi.
Yeni Besin Piramidinde Neler Değişti?
Yeni Amerikan Beslenme Rehberi, beslenme modelinin merkezine protein ağırlıklı bir yaklaşım koyarak en dikkat çekici değişimleri gerçekleştirdi. Eski besin piramidinde günlük kalori alımının yaklaşık %60'ı karbonhidratlardan karşılanırken, %15'i proteinlerden gelmekteydi. Fakat yeni rehberde bu denge büyük ölçüde altüst edildi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof. Dr. Barış Öztürk, eski modelin geçerliliğini yitirdiğini belirtiyor, ancak yeni modelin getirdiği değişikliklerin tartışmalara yol açtığını ifade ediyor.
Öztürk, Protein ihtiyacının atan kişilerin kilosuna göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, aşırı protein alımının karaciğer ve böbrek üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğinin altını çiziyor. Ayrıca, yeni piramidin sağlıklı yağ tüketimini arka planda bırakabileceğine dair eleştiriler mevcut. Uzman Diyetisyen Mehtap Ersin Bayrak, bu yeni modelin amaçlarının arasında gerçek gıdaya erişimi teşvik etmek olduğunu belirtiyor. Ancak protein kaynaklarının özellikle kırmızı et, tavuk, yumurta ve tam yağlı süt ürünleri üzerinden öne çıkarılmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Önceki rehberlerle kıyaslandığında bu ürünlerin daha az kısıtlanıyor olması, doymuş yağ alımında artış riski taşıyor.
Yeni Diyet Yaklaşımının Farklı Yönleri
Yeni besin piramidinde hem protein hem de sebze, meyve ve tahıl gruplarının konumlandırılması ciddi farklılıklar gösteriyor. Günlük meyve tüketimi günde iki porsiyonla sınırlanırken, sebzeler üç porsiyon ile kısıtlandı. Önceki beslenme modellerinde ise bu grupların çok daha fazla fayda sağlaması gerektiği belirtildi. Ayrıca, tahıl grubunun işlenmiş yapısı nedeniyle azaltılması öneriliyor. Uzmanlar, yeni beslenme önerilerinin kültürel, coğrafi ve sosyoekonomik faktörleri göz önünde bulundurarak çeşitlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu durumu tek tip bir diyet önerisinin herkes için uygun olmadığına dair güçlü bir argüman olarak değerlendiriyor.
Sonuç olarak, yeni besin piramidi, işlenmiş gıdaların zararlarıyla mücadelede anlamlı bir adım atsa da, bilimsel ve pratik açıdan çelişkili sonuçlar doğurma potansiyelini barındırıyor. Bu nedenle, rehberin uygulanabilirliği ve topluma etkisi hakkında daha fazla tartışmaya ihtiyaç olduğu görülüyor.