Doğu Akdeniz'deki jeopolitik gerilim, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne karşı İsrail-Yunanistan ekseninde yoğunlaşarak Ege Denizi'ne sıçramış durumda. Son gelişmeler ışığında, Ankara ile Atina arasındaki uzun süredir devam eden düşük yoğunluklu gerilim yeni bir aşamaya girmiştir. Yunanistan’ın Kerpe (Karpathos) Adası’na ABD kaynaklı Patriot hava savunma sistemi yerleştirmesi, durumun kritik bir noktaya geldiğini gösteren bir adım oldu. Bu hareket, uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş statünün ihlali olarak değerlendiriliyor ve Ege’deki güvenlik dinamiklerini yeniden şekillendiriyor.
Yunanistan’ın Askeri Yığınağı
Yunanistan’ın Ege Denizi’nde askeri varlığına ilişkin veriler, sistematik bir askeri hazırlık sürecine işaret ediyor. Son yıllarda adalarda gerçekleştirilen askeri yığınağın, toplamda 18 askeri garnizon, 30’dan fazla radar istasyonu ve 20’nin üzerinde kıyı savunma bataryası ile desteklendiği belirtiliyor. Ayrıca, helikopter pistleri ve ileri konuşlu lojistik alanlar gibi unsurlar da bu askeri hazırlığın bir parçası olarak dikkati çekiyor. Yunanistan'ın askeri personel sayısının ise 15 bin ile 18 bin arasında değiştiği tahmin ediliyor. Bu durum, bölgedeki güvenlik dengesini etkileyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Adalar Üzerindeki Askeri Faaliyetler
Midilli, Sakız ve Sisam gibi Ege Adaları üzerinde yürütülen askerî faaliyetlerin boyutu da dikkat çekiyor. Midilli’de yaklaşık 5 bin personelden oluşan mekanize birlikler ve çok namlulu roketatar sistemleri konuşlandırılmış durumda. Sakız Adası, 3 bin asker ve yoğun bir radar ağını barındırırken, Sisam ise hava savunma unsurları ile gözetleme sistemlerine ev sahipliği yapıyor. Rodos Adası, yaklaşık 7 bin askeri personel ve hava ile deniz üsleriyle Yunanistan’ın Ege’deki en kritik askeri üslerinden biri olarak konumlanıyor. Bu durum, Türkiye'nin güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Statü İhlalleri ve Hukuki Çatışmalar
Yunanistan’ın Ege Adaları’ndaki askeri yığınağı, özellikle Türkiye’nin iki devletin ilişkilerini belirleyen statü ihlali tartışmalarını yeniden alevlendirmiştir. Ege’deki adaların hukuki durumu, 1923 Lozan Barış Antlaşması, 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve 1947 Paris Barış Antlaşması ile belirlenen çerçevelerde şekillenmiştir. Paris Antlaşması’nın 14. maddesi, 12 Adanın tamamen askerden arındırılmasını zorunlu kılıyor. Yunanistan, bu meselede temel argümanını Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesine dayandırmaya çalışsa da, Türkiye’nin Ege kıyılarındaki askeri gücü ve amfibi unsurlarının durumu stratejik bir gerginlik yaratıyor.
ABD’nin Rolü ve Stratejik Üsler
ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığı, 2021'de güncellenmiş olan Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması ile yeni bir aşamaya girmiştir. Yunanistan’daki Amerikan askeri varlığının 500 ile 3 bin arasında değiştiği belirtilirken, uzmanlar bu durumun bölgedeki jeopolitik dengenin yeniden şekillenmesine neden olacağını öngörüyorlar. Dr. Hüseyin Fazla, Dedeağaç, Larissa, Stefanovikeio ve Girit’teki Suda Körfezi’nin önemini vurguluyor. Özellikle Suda Körfezi Deniz Üssü, ABD Donanması için stratejik bir merkez konumunda bulunuyor ve bölgedeki askeri seferberlik açısından kritik rol oynamaktadır. Dedeağaç ise, alternatif lojistik koridorlar oluşturarak ABD ve NATO’nun zırhlı birlik, helikopter ve mühimmat taşımacılığında önemli bir nokta haline gelmiştir.
Geçmişten Günümüze Süregelen Gerginlik
Son yıllarda Yunanistan’ın askeri hazırlıkları ve ABD’nin bölgedeki etkisi, Türkiye ile Yunanistan arasında süregelen gerginliği daha da derinleştirmiştir. Larissa Hava Üssü, bölgesel istihbarat ve gözetleme faaliyetleri için kritik bir nokta olarak karşımıza çıkarken, Stefanovikeio Üssü ise Apache ve Black Hawk helikopterlerinin konuşlandırıldığı bir merkez haline gelmiştir. Bu durum, iki ülke arasındaki askeri dengeyi yeniden şekillendiriyor ve bölgeye yönelik olası çatışma senaryolarının arttığını gösteriyor. Tüm bu gelişmeler, Doğu Akdeniz ve Ege’deki güvenlik dinamiklerini ustaca bir denge içerisinde tutma çabalarına yeni bir boyut kazandırıyor.