İstanbul'un Sarıyer ilçesinde 23 Mart 2021 tarihinde gerçekleşen bıçaklı saldırıda, Fatih Özcan Işık'ın kurbanı olan Selçuk Karaman hayatını kaybetti. Olayın ardından Karaman ailesi, sanığın kasten öldürme suçundan yargılanması için hukuki mücadele başlattı. Ancak, mahkeme süreci sonunda sanığın kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan mahkum edilmesi, ailenin tepkisini çekti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatih Özcan Işık hakkında kasten öldürme suçu ile dava açarak, olayın tüm boyutlarıyla ele alınmasını sağladı. İddianamede, sanığın Selçuk Karaman'ı bıçakla birden fazla kez yaralayarak ölümüne neden olduğu kaydedildi.
Mahkeme Kararı ve Değerlendirmeleri
Yargılama süreci, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütüldü. Bu mahkeme, Sanık Fatih Özcan Işık'ı, olayın kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçu kapsamında değerlendirerek 11 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum etti. Karaman ailesinin avukatı Deniz Dilek, bu karara istinaf başvurusunda bulunarak, mahkemenin yeterli inceleme yapmadığını, önemli tanıkların dinlenmediğini, olay yerinde keşif yapılmadığını ve sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna girmesi gerektiğini savundu. Dilek, ayrıca, Adli Tıp Kurumu'nun raporunda ölümcül yaralanmanın tek bir bıçak darbesi ile oluştuğu istinat edilerek, sanığın iddialarının doğru olmadığını belirtti. Keşif yapılmaması ve olayın oluş biçiminin yeterince araştırılmaması, savunulan noktalar arasında ilk sırada yer aldı.
İstinaf Süreci ve Sonuçları
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, hem sanık müdafileri hem de Karaman ailesinin avukatının başvurularını inceledi. Mahkeme, yerel mahkemenin verdiği kararda usul ve esasa aykırılık bulunmadığı sonucuna vardı ve istinaf taleplerini reddetti. Mahkeme, delillerin yeterli olmasının yanı sıra, sanığın eyleminin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu olarak nitelendirilebileceği kanaatine vardı. Bunun akabinde dosya Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ne gönderildi.
Yargıtay Süreci ve Gelişmeler
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı değerlendirirken, yerel mahkemenin sanık ile maktul arasında var olan husumeti yeterince incelemediği ve olay yerinde keşif yapmadığı gerekçeleriyle hükmün bozulmasını talep etti. Ancak, Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın öldürme kastını ortaya koyan kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığını, olayın ani gelişen bir kargaşadan kaynaklandığını belirterek, yukarı mahkemenin kararını onadı. Bu gelişme, Selçuk Karaman’ın ailesinin beklentilerini karşılamadı ve hukuki süreçte adaletin sağlanmadığına dair endişelerini artırdı.
Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru
Selçuk Karaman'ın ailesi, yargı sürecinin tamamlanmasının ardından Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, sanığın kasten yaralama yerine, kasten öldürme suçundan mahkum edilmesinin gerekliliği vurgulandı. Aile, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunarak, mahkemenin olayın oluş biçimini yeterince araştırmadığını ve taraflar arasındaki husumeti yeterince dikkate almadığını belirtti. Ayrıca, sanığın soruşturma sürecinde savunmalarının tutarsızlık gösterdiğine dikkat çekildi. Aile, tüm bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi'nden temel hak ihlali kararı talep etti.
Sadece 4.5 Yıl Hapis Yattı
Aile, sanığın yalnızca 4.5 yıl hapis yattığını ve ardından 11. Yargı Paketi kapsamında denetimli serbestlikten yararlanarak serbest bırakıldığını ifade etti. Bireysel başvuruda, sanığın eylemini planlı bir şekilde gerçekleştirdiği, olay sırasında ölümcül bıçak kullandığı ve saldırıya kendi isteğiyle son vermediği iddia edildi. Bu durum, aile için adalet arayışlarının devam etmesine yol açtı. Mahkeme, yalnızca ölümcül darbenin vücutta bulunduğu yere odaklanarak, husumet, sanığın sabıka kaydı ve olayın gelişim biçimini yeterince değerlendirmediği savunuldu.