Dünya genelinde küresel ısınmanın etkileri her geçen gün daha şiddetli hisssettirirken, Avrupa kıtası son yılların en ağır yaz mevsimlerinden birini yaşıyor.
Avrupa ölüm izleme ajansı EuroMOMO verilerine göre, sadece bu yılın haziran ayında 9 binden fazla kişi aşırı sıcaklara bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetti.
ABD gibi ülkelerde kapalı alanlarda klima kullanımı yaygın bir standart olsa da, Avrupa’daki evlerde klima kullanım oranının oldukça düşük kalması aşırı sıcakları hayati bir krize dönüştürdü.Avrupalıların geleneksel klima kullanımına karşı mesafeli yaklaşımının arkasında, çevreye ve iklime zarar verme endişesi yer alıyor.
Mevcut soğutma cihazlarının sera gazı emisyonunu artırması ve yüksek elektrik tüketimi, kıta genelinde yeni arayışları beraberinde getirdi.
Avrupa Birliği’nin küresel ısınmayı tetikleyen soğutucu gazların kullanımını kademeli olarak sonlandırma kararı almasıyla birlikte, bilim insanları doğayı kirletmeyen alternatif yöntemler geliştirmeye odaklandı.Laboratuvarlarda yürütülen çalışmalarda, kimyasal gazlar yerine nikel-titanyum gibi özel alaşımların esnetilip serbest bırakılması esasına dayanan "elastokalorik" soğutma ve manyetik alan bazlı sistemler öne çıkıyor.
Bu katı hal (solid-state) teknolojileri, çevreye zararlı gaz salınımı yapmadan ve çok daha az enerji harcayarak ortamı soğutma imkanı tanıyor.Avrupalı şirketler ve araştırma merkezleri, gazsız soğutma sistemlerini son tüketiciyle buluşturmak için yoğun bir mesai harcıyor. İrlandalı Exergyn firması geliştirdiği ısıl pompaları pazara sunmaya hazırlanırken, Almanya merkezli Magnotherm ve İngiltere'deki geliştiriciler de manyetik ve kristal basınçlı soğutma projeleri üzerinde çalışıyor.
Avrupa Innovation Council desteğiyle yürütülen bu çalışmaların, yakın gelecekte dünya genelinde soğutma standartlarını baştan aşağı değiştirmesi bekleniyor.