Akciğer, dışarıdan yoğun miktarda hava alan bir organ olduğu için toz ve yabancı cisimlerin alt solunum yollarına ulaşmasını engelleyen çeşitli savunma mekanizmalarına sahip.
Bu mekanizmaların başında epiglot adı verilen kapak ile ses telleri geliyor.
Bu bariyerlerin aşılması halinde ise ince silyalı epitel dokular, akciğere ulaşan yabancı maddelerin dışarı atılmasına yardımcı oluyor.Prof.
Dr.
Muhammed Emin Akkoyunlu, özellikle çocuklarda, ileri yaştaki kişilerde ve nörolojik sorun yaşayanlarda yutma ve öğürme reflekslerinin bozulması nedeniyle bu koruyucu mekanizmaların aşılabildiğini belirtti.
Yabancı cismin akciğere ulaşması halinde ise ağır zatürreye, farklı akciğer sorunlarına ve bazı durumlarda yaşamı tehdit eden komplikasyonlara kadar uzanan tablolar ortaya çıkabiliyor.Akkoyunlu, akciğere yabancı cisim kaçmasının yalnızca nörolojik problemi bulunan kişilerle sınırlı olmadığını vurguladı. Özellikle yutkunma sırasında konuşulması veya yutma refleksinin kısa süreli kaybolması, yabancı maddelerin solunum yollarına kaçmasına neden olabiliyor.Türkiye'de başörtüsü kullanımı sırasında iğneyle ilgili vakalarla da karşılaşıldığını anlatan Akkoyunlu, "Bu iğnenin ağza alınmasıyla beraber de biz çok fazla iğne yutma vakası görüyoruz.
Akciğere kaçırma vakası görüyoruz." ifadelerini kullandı.Yabancı cismin tespitinde akciğer filmi önemli bir aşama olarak öne çıkarken, filmde görülmesi zor olan sarımsak veya yemek parçaları gibi cisimlerde tanı koymak daha güç olabiliyor.Akciğere yabancı cisim kaçtığı anda öksürük ve hırıltılı solunum görülebileceğini belirten Akkoyunlu, ancak zaman içerisinde vücudun geliştirdiği adaptasyon mekanizmalarının bu belirtileri azaltabileceğine dikkat çekti.
Bu nedenle ilk şikayetlerin geçmesinin sorunun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini ifade etti.Akkoyunlu, yabancı cismin bulunduğu bölgeye ve dokuda oluşturduğu reaksiyona göre belirtilerin değişebileceğini belirterek, "Onun için o cismin bulunduğu yere ve yaptığı reaksiyona bağlı olarak semptomlar değişir, şikayetler değişir.
Kronik bir öksürük olabilir.
Astım benzeri nefes darlığına giden durumlar, tablolar ortaya çıkabilir.
Bazen ateş yapabilir.
Nedeni bilinmeyen uzun süreli enfeksiyon diye takip eden şeyler olabilir." dedi.Yabancı cismin akciğerde bulunduğu bölge, ortaya çıkabilecek sonuçlar açısından da önem taşıyor.
Akkoyunlu, daha önce karşılaştığı vakalardan birinde iğnenin ana damara ulaştığını ve hastanın doğrudan yoğun bakıma alındığını anlattı.Akkoyunlu, "O nedenle semptomlar çok hafif öksürükten tutun da ani ölüm ölümlere kadar gidebilen çok ağır tablolara kadar değişmekte." diyerek belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı.Bilinci açık kişilerin akciğerine bir şey kaçtığından şüphelenmesi halinde doktor kontrolüne başvurması gerektiğini belirten Akkoyunlu, çocuklar ve yaşlılarda durumun daha farklı seyredebileceğini söyledi.
Bu gruplarda özellikle beslenme sırasında yabancı cisim kaçması yaşanabileceğini ve kişinin durumu ifade edemeyebileceğini belirtti.Akkoyunlu, bu kişilerde artan öksürük, nedeni belirlenemeyen enfeksiyonlar veya sürekli balgam çıkarma gibi şikayetlerin bulunması halinde yabancı cismin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.Akciğere yabancı cisim kaçması şüphesiyle hastaneye başvurulduğunda öncelikle akciğer filmi çekiliyor.
Doktorun gerekli görmesi halinde bilgisayarlı tomografiyle daha ayrıntılı inceleme yapılabiliyor.
Bir sonraki aşamada ise bronkoskopiyle solunum yolları ve akciğer içerisindeki yabancı cisim doğrudan değerlendirilebiliyor.Prof.
Dr.
Muhammed Emin Akkoyunlu, "Bu süreçten sonra genel itibariyle çok çok küçük ve çok uzağa gitmemişse uygunsa yabancı cisim buradan çıkartılabiliyor." dedi.Yabancı cismin çok küçük olması veya akciğerin daha ileri bölgelerine ilerlemesi halinde ise cerrahi müdahale gerekebiliyor.
Akkoyunlu, bu nedenle özellikle hırıltılı solunum, nefes darlığı ve açıklanamayan öksürük gibi şikayetlerin dikkate alınması gerektiğini belirtti.