Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Bayburt Kalesi, stratejik konumu sayesinde yüzyıllar boyunca güvenli bir üs olarak varlığını sürdürdü. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın önderliğinde gerçekleştirilen arkeolojik kazılar, kentin köklü geçmişini aydınlatmaya yardımcı oluyor. Şu anki kazı çalışmaları, Bayburt'un binlerce yıllık geçmişini gözler önüne seriyor.
Bayburt Kalesi’nin Tarihçesi
Kent merkezinin kuzeyinde yer alan sarp kayalıklar üzerinde inşa edilmiş olan Bayburt Kalesi, tarih boyunca farklı medeniyetlerin yönetimi altında kalmıştır. Roma, Bizans, Arap ve Türk imparatorlukları bu kalenin sahibi olmuştur. Yapım tarihi belli olmayan bu yapı, askeri ve sivil diğer yerleşim alanları için kullanılmıştır ve tarihi boyunca önemli bir güvenlik stratejisi noktası olmuştur. Türkiye'nin en büyük üçüncü kalesi olma özelliğini taşıyan Bayburt Kalesi, 150 bin metrekarelik bir alanı kaplamakta, çevresindeki surların uzunluğu ise 3 kilometreyi bulmaktadır. Bu yüksek surlar 30 metreye kadar çıkmaktadır ve kaledeki tarihsel zenginliğin bir sembolü olmuştur.
Kazı Çalışmaları ve Tarihi Bulgular
Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bayburt Valiliği iş birliğiyle başlatılan kazı çalışmaları, İstanbul Medeniyet Üniversitesi akademisyenlerinden oluşan 51 kişilik bir ekip tarafından yürütülmektedir. Ekip, bir aydır iki farklı noktada kazı çalışmaları yapmakta ve çok sayıda tarihi bulguya ulaşmıştır. Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, yapılan çalışmalarda Osmanlı-Rus Savaşı'na ait çok sayıda kalıntının yanı sıra kalede yeni yerleşim alanlarının keşfedildiğini ifade etti. Ayrıca, kazı sırasında kalede daha yakın zamana tarihlenen yaşam izlerine de ulaşıldığı bildirilmektedir. Eldivan, bu önemli tarihi yapıyı geleceğe taşımak ve kültürel turizme kazandırmak amacı güttüklerini belirtti.
Yenilikçi Bulgular ve Tarihi Değerler
Kazıların başındaki isim olan Dr. Öğr. Üyesi Resul Yelen, yürütülen bu önemli çalışmalarda çeşitli ev ve iş yerlerini temsil eden beş mekânın keşfedildiğini aktardı. Bu mekânlardan bir tanesinde, yemek pişirilmesine dair kalıntılar ve tandır ile ilgili izlere rastlanmıştır. Yelen, ayrıca duvarlar ve ahşap yapılarda bulunan yanık izlerimizin, muhtemelen 1828 yılındaki Osmanlı-Rus Savaşı sırasında meydana gelen bir yangın katmanını işaret ettiğini kaydetti. Kazılar sırasında milattan önce 3 bin yıla kadar uzanan bazı seramik parçalarına da ulaşılması, Bayburt'un tarihsel derinliğini daha da artıran önemli bir veri sağlamıştır. Bu bulgular, Erzurum merkezli Karaz kültürünün izlerini Bayburt bölgesinde göstermektedir.
Diğer Önemli Buluntular ve Anlamı
Kazı çalışmalarında ortaya çıkan diğer önemli buluntular arasında lüle parçaları, sikkeler, cam bilezikler ve Osmanlı dönemine ait cephane izleri bulunuyor. Yelen, ayrıca keşfedilen metal güllelerin bu cephane kalıntılarıyla ilişkili olduğunu belirtmiştir. Bu tür buluntular, Bayburt Kalesi’nin sadece askeri anlamda değil, aynı zamanda kültürel ve ticari açıdan da önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Kazıların ilerleyen dönemlerinde, bu buluntuların analizi ile birlikte daha fazla tarihi verinin gün yüzüne çıkması beklenmektedir. Tüm bu çabalar, Bayburt’un tarihi mirasını koruma ve sunma konusunda büyük bir katkı sağlamaktadır.