İbrahim KARACA
Yakın zamanda Alper Taş tarafından bir kitap hazırlandı. Kendisinin de bir makale ile katıldığı 'Bizum Rize' adlı kapsamlı derlemede toplam yirmi beş yazar var: Arte Nafiz Avcı, Selçuk Balcı, Şeref Bilsel, Uğur Biryol, Deryanur Can, Hızır Canbaz, Ercüment Şahin Çervatoğlu, Fatma Genç, Ali Hacıalioğlu, S. Refika Kadıoğlu, Fatih Sultan Kar, İbrahim Karaca, Yakup Kepenek, Ayşenur Kolivar, Akif Kurtuluş, Kadriye Müftüoğlu, Yakup Okumuşoğlu, Serhan Pirpir, Ömer Şan, Özlem Şendeniz, Emin Şir, Nilüfer Taşkın, Yüksel Taşkın ve İsmail Güney Yılmaz.
“Rize’de evvela siyasetçi, sonra çay yetişir” derler. Kitapta siyaset ve çay dışında da etno kültürel-folklorik renklerden başlayıp gurbetçiliğe, Rize Bezi, hamsi ve futbola kadar çok şey var. 7. Pazar Kültür Sanat ve Çocuk Şenliği nedeniyle bulunduğumuz Pazar’da, Alper Taş ile kısa bir söyleşi yaptık:
Böyle bir kitap düşüncesi nereden çıktı?
Politik bir insanım. Politik bir hareketin parçasıyım. Yerele, yerelin özgünlüğüne önem veren bir politik gelenekten geliyorum. Yereli her düzeyde anlayan, kavrayan, yerelle içsel bir ilişki kuran, yereli yaşayan bir politik mücadelenin kalıcı olabileceğine, toplumsallaşabileceğine inanıyorum. Bu anlamda doğduğum memleket olan Rize’ye uzun zamandır politik bir gözle bakmaya, anlamaya çalışıyorum. Rize’nin eşitlikçi, özgürlükçü, devrimci damarının yeniden ve yeni bir temelde inşası için senin de içinde olduğun arkadaşlarla politik, ekonomik, kültürel, sosyal çalışmalar yapıyoruz. Bu kitap bu çalışmalardan bağımsız değil. Başka bir Rize’nin inşasına katkı. Kitap öncesi bu çalışmalar vardı ve kitap sonrası da çok yönlü çalışmalar devam edecek. Kitap bu çalışmalar için bir zemin.
İletişim Yayınları’nın “Memleket Kitapları” serisi bu konuda ilham oldu. Bu serinin belirli bir kısmına bakabilmiştim. Yereli anlamak açısından önemli kaynaklardı. Rize kitabı yazılmamıştı, bu konuda yayınevi ile bir çakışma oldu. Tanıl Bora da ilgisini ve katkısını esirgemedi. ‘Bizum Rize’ böyle doğdu. Diğer memleket kitaplarından farkı, bütün yazıların ‘Bizum Rizeliler’ tarafından yazılmış olması.
Kitap nasıl şekillendi?
Kitabı dört ana bölüm olarak tasarladık: Etnik-kimlik olarak Rize, Kültür-Sanat-Hayat olarak Rize.
Siyaset olarak Rize ve Sosyal-ekonomik yaşam olarak Rize. Elbette ki eksiklerimiz oldu. Konu olarak Rize mutfağı, mizahı, Rize merkezde önemli bir nüfus olan İspirliler örneğin. Katkı sunabilecek bazı isimler katkı sunamadı, sunabilecek arkadaşlar da sonradan aklımıza geldi açıkçası. Eksiklerimizi zaman içinde farklı çalışmalarla tamamlayabileceğimizi düşünüyoruz. Rize’yi devrimcilerin gözüyle anlatmaya, kavratmaya ve kurmaya devam edeceğiz.
‘Bizum Rize’ kitabı politik bir kitap değil ama politikadan da bahsediyor. Buna ‘mecburen’ diyebilir miyiz?
Hayata ilişkin her şey aynı zamanda politiktir, ideolojiktir. Hayattan kopuk bir politika olamayacağı gibi, politikadan azade bir hayat da yok. Nasıl yaşadığımız nasıl düşündüğümüze bağlıdır. Veya nasıl düşünüyorsak öyle yaşayacağız. Rize, çayla özdeş bir kent. Ama çay tarımının geleceği tehlikede. Rize’nin güzelim denizi, kıyıları, dereleri, ormanları, vadileri ve yaylaları iktidar destekli şirketlerin av alanı oldu. Elbette en geniş manada Rize’ye soldan bakacağız ve yeniden kurmak için hep beraber mücadele edeceğiz. Meci’ye dayalı bir Rize’yi inşa etmek zorundayız.
Son soru, kitabın adıyla ilgili olsun. 'Bizum Rize' neyi ifade ediyor, buradaki “Biz” hangi bizdir?
‘Biz’ kavramı aidiyet duygusu uyandıran bir kavramdır. Sıcaklığı vardır. Aile, grup, ülke, tutulan takım ve kimlikler de bu kavramı kullanır. Her konuda farklı farklı bizler var.
‘Bizum Rize’ kitabı ve Rize kapsamında açıkça şunu söyleyebilirim. Bir içinde olduğumuz Rize var, bir de içimizde olan Rize. İkisi de bize aittir ama çürük ve sağlam yönleriyle içinde var olduğumuz Rize’yi, içimizde yeşerttiğimiz Rize duygularıyla kucaklayan bir Rize’dir ‘Bizum Rize.’
Bize yakışan, dayanışmacı, insana ve doğaya saygılı, hayatın emrine uyan ve onu güzelleştiren bir Rize. Gecesinde aç yatılmayan, sabahında alın teri çalınmayan bir ülkenin parçası Rize. Hani diyor ya Yunus, “Bir ben vardır bende benden içerü” diye… Yunusça söylersek, “Bir biz vardır bizde bizden içerü.” Her ‘biz’in bir Rize’si vardır. Biri içinde yaşanan ve hepimizin, diğeri ise içimizde yaşayan ve var etmeye çalıştığımız. Her ‘biz’in bir Türkiye’si, her ‘biz’in bir dünyası olduğu gibi.