Nâzım Hikmet’in “en hayırlı evladı” kod adını fazlasıyla hak eden Melih Güneş, 5 Eylül 2026 Cumartesi günü İzmir Kültür Park’ta Folkart’ın sponsorluğunda şimdiye kadar benzeri yapılamamış bir “Nâzım Hikmet Sergisi” açıyor. Sergi iki bin metrelik alana sahip olacak.
Serginin adı “ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi” olarak konulmasını Melih Güneş şöyle açıklıyor: "Nâzım Hikmet’in son romanı “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” otobiyografik bir romandır.
Romanına verdiği ilk isim de ‘Romantika’dır.
Nâzım, ömrünün sonuna kadar bütün halkların kardeş olacağına inanarak yaşadı, yazdı.
Onun Romantikası, dünyanın daha âdil, daha güzel olabilmesiydi.
Biz de sergiye bu yüzden Nâzım’ın idealine yakışan bu ismi verdik!" Bu sergide Nâzım Hikmet’e ait neler yer alıyor? Oğlu Mehmet Hikmet’in Fransa’daki evinden ve Nâzım Hikmet’in Moskova’da yaşadığı evden getirilen kişisel eşyalar, elyazmaları, mektuplar, fotoğraflar, sanat eserleri ve belgeler ilk kez bu kapsamda bir araya geliyor.
Nâzım Hikmet’in hayatını kronolojik bir biyografi olarak anlatmayı amaçlamıyor.
Nâzım Hikmet’in ömrünün ölümünden sonra da sürdüğünü düşünüyorum. “ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi” adını verdiğimiz sergi, ölümle tamamlanmış bir hayatı değil, yaşamaya devam eden bir ömrü, bir kültür mirasını anlatıyor. Şimdiye kadar açılmış Nâzım Hikmet sergilerinden ne farkı olacak?
Kaç parça eser doküman yer alacak?
Sergiyi gezen Nâzım Hikmet hayranları okurları, yeni olarak neler öğrenecekler? Moskova’daki evden getirdiklerim çok özel parçalar, yıllara dayalı bir güvenin sonucudur.
Yeni pek çok şey var belge olarak, obje olarak, görseller olarak ve eserler olarak.
Ludmilla Büyüm, Vera Tulyakova’nın babasına armağan ettiği kıymetli bir resmi, bir merhabalaşmanın peşinden tutanaksız verdi, Emin Nedret İşli de öyle.
Mehmet Hikmet’in manevi kızı diyebileceğimiz mirasçısı Fransa’daki evden kitapları, Nâzım Hikmet’in oğluna gönderdiği kartpostalları, Münevver Hanım’ın hukuk diplomasını adeta önüme serdi.
Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi sergi için ilk görüştüğüm kurumlardandır.
Heyecanları coşkumu besledi, büyüttü. “Şu 1941 Yılında” 1961 yılında İtalya’da basıldığında Ara Güler kitaba fotoğraflarını verir ama adını yazdıramaz dönemin kaygılarından dolayı.
Sergide bu fotoğraflara da yer veriyoruz.
Ara Ağabey’in çektiği diğer Nâzım Hikmet fotoğraflarıyla, bunun yani ismini o yıllarda yazamamasının acısını çıkaracağız. Melih Güneş Moskova’daki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Ali Galip Savaşır, kendisini ve vakıf çalışanlarını tabiri caizse sergiye amade etti.
Elbette bütün bunlar serginin tüm yapımcılığını üstlenen Folkart sayesinde oldu-oluyor.
Folkart’ta yöneticilik görevleri de bulunan şair Ünal Ersözlü’nün, projenin fikir babası olduğunu özellikle belirtmek isterim.
Projede yaklaşık 25 arşiv ve koleksiyondan, yaklaşık 20-25 farklı sanatçının resim, fotoğraf ya da video çalışmaları yer alacak. Özel eşyalar arasında neler var? Nâzım Hikmet’in kullandığı daktilolar, aksesuarlar, mektup açma zarfları, kalemlikleri, yerel heykelcikleri hepsi yerini bulacak.
Moskova’daki evden ve yaşamlarından büyük esintiler ve ilk kez bu sergide renkli bir film kaydı da olacak.
Bir daha bu kapsamda bir sergi olabilir mi emin değilim.
Her şey ve herkes çok birbirini buldu, İzmir’de Kültürpark’ta birleşti. Melih Güneş’in, Nâzım’ın ardındaki yolculuğu ne zaman ve nasıl başladı?
Bu yolculuğun varış noktası var mı? Moskova’da Vera Tulyakova ile tanışmam, onunla büyüttüğümüz ana-oğul içtenliği ve güveni en önemli etken kuşkusuz. Ölümünden sonra evdeki arşivi açmaya başlayıp da pek çok eserin, bilginin Türkiye’de bilinmemesi, yayımlanmamış olması ister istemez “ailevi” diyebileceğim bir sorumluluk yükledi. O dönemde hayatı bir şekilde Nâzım Hikmet’le kesişmiş kişiler hayatıma tesadüflerle birer birer ve derinden kopmazcasına girmeye başladı: Kız kardeşi Samiye Yaltırım, Nail Çakırhan, Halet Çambel, Semiha Berksoy ilk başta sayabileceklerim. Tulyakova’nın tiyatro profesörü kızı ve Nâzım Hikmet’le pek çok akıl ve gönül bağı olan Anna Stepanova’nın yol göstermesi ve gerekli izinleri çözmesiyle Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi’nde çalışmaya başladım, binlerce belge edindim oradan da.
Nâzım’ın önemli bir dönem birlikte yaşadığı sağlık görevlisi Galina Kolesnikova ile görüşmek için Urallardaki evine gittim.
Kolesnikova’nın yerel bir müzeye bağışladığı ve depoda duran eşyalar içimi acıttı. Kolesnikova’nın ölümünden sonra gerekebilecek belge ya da objeleri Mehmet Hikmet adına alması için Gündüz Vassaf’ın Urallardaki mirasçılara ulaşmasını sağladım.
Pek çok yayın, yazı ile Nâzım Hikmet’in yayımlanmamış eserini gün ışığına çıkardım. Belki bu sergide bir arada görülen belgeler ve tereke, Türkiye’de bir Nâzım Hikmet Müzesi kurulmasının gerekliliğini daha net gösterecektir. İlgili kurumların umarım dikkatini çeker.