Perde açılıyor, salon alkışlarla doluyor ancak Devlet Tiyatroları'nın sahne arkasında çalışan yüzlerce sanatçı, geçim sıkıntısıyla yüzleşiyor. Çoğu, ay sonunu getirmek için iş bulma kaygısı taşıyor ve bu durumu daha da zorlaştıran birçok faktörle mücadele ediyor.
Sanat Emekçilerinin Dertleri
Günlük gelire dayalı çalışma modeli ile geçimlerini sağlamak zorunda kalan sanat emekçileri, tiyatro sezonunun kapanmasıyla birlikte gelirsizlikle baş başa kalıyorlar. Uzun süre işsiz kalan bu sanatçılar, yaşam standartlarını koruyabilmek amacıyla inşaat işlerinde çalışmakta, bazen pazarcılık veya garsonluk gibi farklı mesleklere yönelmek zorunda kalıyorlar. Alacakları ücretlerin belirsizliği, gelecekteki yaşamlarına dair kaygı yaratırken, birçok sanatçı, geçimlerini sağlamak için farklı işler yapmaya yöneliyor. Bütün bu zorluklara rağmen, yetenekleriyle sahneye koydukları eserlerde aynı sorumlulukları paylaşmalarına rağmen, kadrolu meslektaşlarıyla eşit haklara sahip olmamak, bu emekçilerin isyanını artırıyor.
Çalışma Koşulları ve Sözleşme Sorunları
Devlet Tiyatrolarında görevli sanatçılar, çoğunlukla konservatuvar mezunu ve yetenek sınavlarıyla seçilmiş olmalarına rağmen, "figüran" statüsünde değerlendirilmekte. Bu durum, onları yalnızca belirli günlerde yaptıkları prova ve temsil için ödeme alan bireyler haline getiriyor. Yıllık sözleşmelerinin yenilenmesi ise tamamen yöneticilerin insiyatifine bağlı olup, herhangi bir zaman diliminde gelir elde etme kısıtlaması büyük bir belirsizlik yaratıyor. Örneğin, bir ay 30 bin lira kazanan sanatçılar, bir sonraki ay 5 bin liraya veya hiç gelire bile düşebiliyorlar. Bu düzensizlik, sanat emekçilerinin hayat kalitelerini ciddi şekilde etkilemekte ve onların yaşamlarını zorlaştıran bir unsur haline gelirken, gelirsizlik durumları devam ediyor.
Farklı İşler ve Geçim Mücadelesi
İsmini vermek istemeyen bir sanatçı, tiyatrodan vazgeçmemek adına farklı iş alanlarında çalışmak zorunda kaldığını dile getiriyor. Tiyatro sezonları kapandığında, mayıs sonundan eylül-ekime kadar bir gelir elde etmediklerini ifade eden sanatçı, bu durumun onları inşaat sahalarında çimento ve tuğla taşımaya kadar sürüklediğini anlatıyor. Hatta bazen pazarda çalışarak veya kafelerde garsonluk yaparak da gelir elde etmeye çalışıyorlar. Ancak, Devlet Tiyatrosu'nun öncelikli işleri nedeniyle, başladıkları diğer işler üzerinde uzun süre devam edemediklerini ve sürekli olarak çalışacakları sabit bir iş bulmanın zorluğuyla yüzleşmekte olduklarını vurguluyorlar. Gelir belirsizliğinin yanında yaşadıkları sosyal zorluklar, birçok sanatçıyı gelecek hakkında endişelenmeye itiyor.
Çelişkiler ve Zamanla Değişen Statüler
Sanat emekçileri, kadrolu oyuncularla aynı projelerde çalıştıkları halde, yalnızca temsil ettikleri günlerde sigorta priminin yatırılmasını ve yevmiye ödemesi alabiliyorlar. Bir sanatçı, günde bir oyunun provasına girmek ve akşam başka bir oyunun temsiline katılmasına rağmen, sadece bir gün için yevmiye almalarının kendilerine karşı bir haksızlık olduğunu belirtiyor. Emeklerinin değersizleştirildiğini hisseden sanatçılar, 2019 yılındaki düzenlemelerin bazılarını iyi bir nov olarak görsede, daha sonraki sanatçı gruplarının bu düzenlemelerden faydalanamaz durumda kalmaları çelişkisini de gündeme getiriyorlar. Bu durum, aynı işi yapan sanatçılar arasında bir ayrımcılık hissettiriyor.
Gelecek Kaygıları ve Sosyal Etkiler
Sanatın sürdürülebilirliği için gelir güvencesinin sağlanması gerektiğine inanan sanat emekçileri, yalnızca ekonomik boyutun değil, sosyal yaşamlarının da bu belirsizlikten etkilendiğini ifade ediyorlar. Evlenme veya kalıcı bir aile yapısının oluşturulması gibi temel sosyal ihtiyaçlar bile, geçim durumları nedeniyle karşılanamıyor. Bazı sanatçılar, iş bulamama kaygısı nedeniyle düzenli yaşam planlama dertleri yaşıyor. Bu durum, kendi yeteneklerini ve sanatsal çalışmalarını aktif bir şekilde devam ettirmelerini zorlaştırmakta ve pek çok sanat emekçisini ağır iş koşullarında çalıştırmak durumunda bırakıyor.
Meclis Gündemine Taşınan Talepler
Devlet Tiyatroları'nda çalışan sanatçılar, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi amacıyla taleplerini TBMM gündemine taşımışlardı. Bu amaçla muhalefet partileriyle basın toplantıları düzenleyerek, yaşadıkları sorunları daha geniş kitlelere duyurmayı hedefliyorlar. Hazırlanan soru önergeleri ve araştırma teklifleriyle birlikte taleplerinin görünürlüğünü artırmaya çalışan sanat emekçileri, bu süreçte yalnızca kendi hakları için değil, ifade özgürlüğü ve sanatsal üretim alanında daha sağlıklı bir düzen sağlanması için de mücadele ediyor.