İzmir’in Urla ilçesinde topraksız tarım yapan Mustafa Mesut İlter ve Filiz İlter çifti, şehir yaşamını geride bırakarak tarım sektörüne yöneldi.
Azerbaycan’da yaşayan ve farklı mesleklerde çalışan çift, emeklilik sonrası Bademler Mahallesi’nde kurdukları çiftlikte üzümsü meyve üretimi gerçekleştirirken, tropikal ürünler için de araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor.Yaklaşık beş yıl önce iki çocuklarıyla birlikte Türkiye’ye dönen İlter çifti, Urla’da 35 dönümlük arazi satın aldı.
Arazi üzerinde yapılan toprak, su ve iklim analizlerinin ardından topraksız tarım sistemine geçme kararı alan aile, bölgedeki doğal bitki örtüsünden ilham alarak yaban mersini, böğürtlen, frambuaz ve çilek yetiştirmeye başladı.Filiz İlter, üretim sürecine ilişkin şunları söyledi:"Biz yurt dışındaydık ve tüm hayatımızı eşimizle birlikte geride bırakmaya karar verdiğimizde ne yapacağımızı düşündük.
Benim hep 40 yaşımda gerçekleştirmek istediğim bir hayalim vardı.
Biz o hayalin peşinden gittik, eşim de bu hayalimi destekledi.
Sonrasında bir çiftlik kurmaya karar verdik. Önce nerede yaşamak istediğimize karar verip arazi araştırmaya başladık. İzmir’de yaşamak istiyorduk.
Dikili’den Çeşme’ye kadar olan arazileri inceledik.
Araştırma enstitüleriyle, ziraat odalarıyla ve ziraat mühendisleriyle nasıl bir arazi seçmemiz gerektiği konusunda görüşmeler yaptık.
Arazi arayışıyla dolaşırken bu yeri gördük ve çok beğendik.
Ardından satın aldık. İlk başta ne yetiştireceğimize tam karar vermemiştik.
Toprak ve su analizleri yaptırdık, bölgede nelerin yetişebileceğini görmek için iklim raporlarını inceledik.
O dönemde topraksız tarım diye bir yöntem olduğunu öğrendik ve aronyayı topraksız tarımla yetiştirmeyi düşündük.
Fakat aronyanın topraksız tarıma da uygun olmadığını anladık.
Arka taraftaki ormanı gezerek orada nelerin yetiştiğini keşfetmeye başladık.
Yabani mersinlerin olduğunu gördük.
Böylelikle 4 farklı üzümsü meyve yetiştirmeye karar verdik ve burası bir üzümsü meyve çiftliği haline geldi."Çiftlikte üretimin büyük bölümünü yaban mersini oluştururken, kurulan AR-GE serasında kahve ağacı, mango, avokado ve çikolata meyvesi gibi tropikal türlerin yetiştiriciliği de test ediliyor.
Elde edilen ürünler ise iç piyasaya sunuluyor.Üretimde sürdürülebilirliğe öncelik verdiklerini belirten Filiz İlter, şu ifadeleri kullandı:"Ar-Ge seramız da bulunuyor.
Burada farklı tropikal meyvelerin yetiştiriciliğini deniyor, serada daha farklı neler yapabileceğimize yönelik çalışmalar yürütüyoruz.
Tüm bunları, ileride nasıl daha verimli üretim alabileceğimizi, nereye yönelmemiz gerektiğini ve bu iklimde daha farklı nelerin yetiştirilebileceğini görmek amacıyla yapıyoruz. Çiftliğimizi kurarken sürdürülebilirliğe, su ve enerji tasarrufuna ağırlık verdik."Çiftlikte kurulan drenaj sistemi sayesinde yağmur sularının depolandığını belirten Filiz İlter, güneş enerjisi sisteminin de devreye alınması için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti.İlter, konuya ilişkin şöyle konuştu:"Yağışlı dönemlerde ve sonrasındaki süreçte tüm sulamamızı topladığımız yağmur suyuyla gerçekleştirebildik.
Ayrıca güneş enerjisi panelleri kurmak için izin aşamalarının sonuna geldik. Önümüzdeki günlerde panelleri kurduğumuzda kendi enerjimizi kendimiz üreteceğiz.
Ar-Ge çalışmalarını çok önemsiyoruz.
Bu çalışmaları sadece kendi içimizde yapmıyoruz.
Akademik çalışma yürütmek isteyen üniversitelere ve öğrencilere de kapılarımız açık. Şu an bir otomasyon sistemimiz var fakat uzun vadede iklimlendirme, sulama ve gübreleme sistemlerini tamamen akıllı teknolojilerle yönetmeyi hedefliyoruz."İnsanları doğayla buluşturmayı amaçladıklarını belirten Filiz İlter, hasat dönemlerinde onlarca kişiye istihdam sağladıklarını ve katma değerli ürünlerle ülke ekonomisine katkı sunduklarını söyledi.Çiftliğin kuruluş sürecinde çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını belirten Mustafa Mesut İlter ise bölgedeki atıl tarım arazilerinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.İlter, şunları söyledi:"Bunların bir kısmı sektörde oturmuş bir standart olmayışından, bir kısmı da mevzuatla ilgili yaşadığımız problemlerden kaynaklandı.
Yola çıkışımız biraz hobi amaçlıydı ama bir yandan da bu bölgede çok fazla boş tarım arazisi var. İnsanların çoğu maalesef kahvede, evinde otururken o tarım arazilerini boş gördükçe benim yüreğim sızlıyor.
Hem çevremize katkı sağlayalım hem de örnek olalım istedik. Çünkü ürettiğimiz ürünlerin bir kısmı ihraç edilebilir değeri olan ürünler.
Bu bölgedeki çiftçilerin de boş duran arazilerde bu yatırımları yapabileceğini düşünüyorum."