Haber En Son Olay Haber
Rize
Açık
weather
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Gündem TFF Başkanlığı İçin Adaylığını Duyurdu: “Mafyatik Jargonlar Bitiyor” Dedi, Takım Elbise ile Yeni Dönemi Başlatacak

TFF Başkanlığı İçin Adaylığını Duyurdu: “Mafyatik Jargonlar Bitiyor” Dedi, Takım Elbise ile Yeni Dönemi Başlatacak

A Milli Takım’ın Dünya Kupası’na veda etmesinin ardından, tartışmalı açıklamalarıyla gündeme gelen TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na rakip bir aday belirlendi. Yeni aday, TFF Başkanlığı için "Mafyatik jargona son" mesajıyla yola çıkarken, takımın yeni yönetim anlayışının şıklığına vurgu yapmak amacıyla takım elbise ile başlayacağını duyurdu.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanıo İbrahim Hacıosmanoğlu'nun yerine aday çıktı.

Hacıosmanoğlu, A Milli Takım'ın Dünya Kupası'a erkenden elenmesi, buna rağmen prim vermesi, futbolculara villa vaadetmesi, açıklamaları ve uygulamalarıyla Türk futbolunda en çok konuşulan isim haline geldi.

A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella'nın görevde kalacağını açıklayan Hacıosmanoğlu, istifa etmeyeceğini de açıkladı.Ancak Hacıosmanoğlu'nun yerine TFF Başkanlığı'na ünlü isim aday olduğunu açıkladı.Spor yazarı Uğur Meleke, "Mafyatik jargonun yerini bilim ve inovasyon almalı" başlıklı yazısında TFF Başkanlığı'na aday olduğunu duyurdu.Meleke'nin Hürriyet'teki yazısından öne çıkan bölümler şöyle:"TFF’nin 2025-26 bütçesi 8 milyar 525 milyon lira; yani yaklaşık 180 milyon dolar.

Kurumda 400’ün üzerinde personel görev yapıyor.

Süper Lig, yayın gelirinde Avrupa’nın beşinci, futbolcu varlığı bakımından altıncı büyük turnuvası konumunda.

Böylesi dev bir ekonomiye rağmen, ne bu büyüklüğe yakışan sürdürülebilir sportif başarı var ortada, ne de Türk futbolunu geleceğe taşıyacak tutarlı bir vizyon.

Ben bu tabloyu değiştirmek için TFF başkanlığına adayım.

Bilimi ve inovasyonu merkeze alan bir anlayışla Türk futbolunu 3 yılda hak etiği yere taşıyacağıma inanıyorum. 2024’te de açıkça yazmıştım, TFF başkanlığına adayım.

Daha doğrusu “TFF başkanlığına aday adayıyım”.

Bugün TFF başkanlığına aday olmanız için önce 5 kulübün onayını, kongre günü adaylığınızın kesinleşmesi için 64 delegenin imzasını toplamanız gerekiyor.

Zaten toplam 320 delege var.

Bunların 126 tanesi Süper Lig, 38 tanesi 1.Lig kulübü yöneticileri.

Takdir edersiniz ki delege sayısı bu kadar az olunca, siyasi angajmanı bulunmayan benim gibi sade bir vatandaşın 64 imza toplayıp aday olması mümkün değil.Eğer bir gün yetki bende olursa değiştireceğim ilk şey şu: TFF kongresindeki delege sayısını 10 bine çıkaracağım.16 TAKIMLI SÜPER LİG16 takımlık-30 haftalık Süper Lig, 5 Avrupa bileti ve 4 küme düşeniyle son maça kadar herkesi yarışta tutacak. 240’ta 240 kaliteli müsabaka olacak hedef.

Boş haftalar, Avrupa kupalarındaki temsilcilerimize ve milli takıma nefes aldıracak. Üst üste iki hafta içi Avrupa maçı olduğunda hafta sonuna lig koymama özgürlüğü getirecek. İki “kupa hafta sonu” takvimiyle, Türkiye Kupası’na olan ilgi de artabilir bu sayede.Milli maç öncesine derbi koymama saçmalığını tarihe gömmek.

Tümüyle önceden atanmış derbi haftalarından vazgeçmek ve bütün takımları eşit koşullarla kuraya sokmak.Halen yayın havuzunun yüzde 48’i tüm takımlara eşit, yüzde 46’sı puan primi, yüzde 6’sı da sıralama primi olarak dağıtılıyor.

Benim amacım, bu üç kriterin yanına “tribün kriteri”ni de eklemek.

Stadına daha fazla seyirci çeken kulüp, havuzdan da daha fazla pay almalı. 20 yılda 14 kez değiştiği için artık hiçbir ciddiyeti kalmamış, bence Türk futbolunda cehaletin simgesi olan yabancı sınırını tarihe gömmek.

Onun yerine “yabancı vizesi uygulaması” getirmek.

Nasıl bir teknik direktörün bir sezonda maksimum iki takımla sözleşme yapma sınırı varsa, aynı koşulu kulüplere de getirmek.

Herhangi bir sebeple bir yılda ikinci teknik adamıyla da yolları ayıran kulübe altyapı sorumlusuyla sezonu tamamlama zorunluluğu.Ben Türk futbolunda bir “hakem sorunu”ndan çok “yönetici sorunu” olduğunu düşünenlerdenim. 6222 sayılı sporda şiddet yasasının da, futbol disiplin talimatının da yeniden yazılması, ne işe yaradığı bilinmeyen 45 günlük hak mahrumiyeti gibi komikliklerin yerini caydırıcı cezaların alması, ‘takım elbiseli holiganizm’in son bulması gerek.Elbette hakem kadrosunun da geliştirilmesi bir başka hedef.

Amaç, çok daha iyi maaşlarla Türk futbolunda Boğaziçili, ODTÜ’lü hakemlerin sayısını artırmak, hakemliği beşinci sanayi devrimine hazırlamak.

Milli takımın potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmek için de ciddi bir reforma ihtiyaç var. İlk iş olarak A milli takım primlerinin kaldırılarak yatırımın alt yaş gruplarına kanalize edilmesi gerek.

Ulusal takımı şehir şehir dolaştırmak yerine bir ‘milli takım stadı’ ve ‘milli takım taraftarı’ kültürü de yaratılmalı.

Gürsel Aksel Stadı’nın çok yakışacağını düşünüyorum mesela milli takıma.TFF’nin 440 personeline mesleki yeterlik testi yapılarak sayının makul bir seviyeye çekilmesi.Tabii ki büyük planda esas hedef, herkesin eşit ama bazılarının daha eşit olduğu düzeni tarihe gömmek.

Futbolun bazı birimlerinde çöreklenmiş “sadakat” kriterinin yerine “liyakat” esasını koymak. “Benim sözlerim bir gün bilimle çelişirse bilimi seçin” diyen Atatürk’ün emanetine sahip çıkmak.

Umarım hep birlikte başarırız bunu."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *