Türkiye'de araç kiralama sektörü, büyüme potansiyeli açısından dikkat çekici bir tablo sergiliyor. Avrupa ile yapılacak karşılaştırmalarda Türkiye, ticari amaçlı kullanılan araçların yalnızca yüzde 10'unun kiralandığı bir pazarla dikkat çekiyor. Bu oran, Avrupa'da yüzde 50 ila yüzde 60 seviyelerine ulaşmış durumda. Bu veriler, Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Kuruluşları Derneği (TOKKDER) Başkanı Özarslan Tangün tarafından açıklandı. Türkiye'nin araç kiralama sektörü, 2026'nın ilk altı ayında kayda değer bir vergi ödemesi yaparak 90 milyar lira gibi bir rakam ortaya koydu.
2026 Yılına Kadar Olan Yatırımlar
Sektör, 2025 yılı içerisinde toplam 133 bin araç satın almayı planlarken, 2026'nın ilk altı ayında 96 bin 500 yeni aracı filosuna dahil etti. Toplam filo sayısı bu durumda 405 bin araca yükseldi. TOKKDER Başkanı Tangün, günlük araç kiralama alanında 168 bin aracın, operasyonel kiralama alanında ise 238 bin aracın olduğunu bildirdi. Sektörün büyümesi ile birlikte, bu rakamlar gelecekte daha da artacak gibi görünmektedir. Araç kiralama alanındaki bu yatırımlar, Türkiye'nin otomotiv pazarında rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Bu büyüme başarısı, sektördeki oyuncuların stratejik planlamaları ve yeni model araçlarla genişleme hedefleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor.
Sektörün Aktif Büyüklüğü
Operasyonel araç kiralama sektörünün, 2026'nın ilk yarısında 64,4 milyar lira yeni araç yatırımı yaptığı belirtildi. Böylece sektörün toplam aktif büyüklüğü 393 milyar liraya ulaştı. Günlük araç kiralama alanındaki aktif büyüklük de 232 milyar liraya kadar yükseldi. Bu rakamlar, sektördeki istikrarı ve yatırımcıların ilgisini artırmaya devam ediyor. Sektörün hızlı büyümesi, çeşitli iş model ve stratejilerin de bir sonucu olarak dikkat çekiyor. Yeni nesil tüketicilerin ihtiyaçları doğrultusunda yapılan bu yatırımlar, sektördeki gelişmelerin önünü açıyor ve profesyonel yönetim anlayışının önemini artırıyor.
Otomotiv Sektöründe Dönüşüm
Tangün, otomotiv sektöründe küresel anlamda önemli değişimlerin yaşandığını ifade etti. Son yıllarda araç sahipliği yerine, kullanım odaklı bir yaklaşımın benimsendiği görülüyor. Kullanıcılar, araçlarını sahiplenmek yerine kiralamayı tercih ediyorlar. Bu bağlamda, elektrikli araçlara geçiş sürecinin hızlandığı, bağlantılı ve yazılım odaklı araçların yaygınlaştığı II ile otonom sürüş teknolojilerinin sektörü dönüştürdüğü vurgulandı. Özellikle Çinli üreticilerin yükselişi, küresel rekabet ortamını yeniden şekillendiriyor. Bu durum, Türkiye'nin araç kiralama ve otomotiv sektörlerindeki yönelimlerini de etkileyerek rekabet avantajı sağlamaya zemin hazırlıyor.