Türkiye, depremler konusunda acı tecrübeler yaşamış bir ülkedir ve bu durumu hatırlatan en önemli tarih 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin yaşandığı andır. Bu felaketten bu yana geçen 27 yıl boyunca, Düzce, Bingöl, Van ve Elazığ gibi birçok ilde meydana gelen depremler, aynı hataların tekrarlanmasına yol açtı. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Maraş merkezli depremler ise bu durumu daha da çarpıcı bir hale getirdi ve etkileri hâlâ yaşanmaktadır.
Gölcük Depreminin Ardından Neler Değişti?
1999 yılında yaşanan Gölcük depremi Türkiye için bir dönüm noktası oldu. Bu olay, ülkede yapı güvenliği ve depreme hazırlık konusunda ciddi bir tartışma başlattı. Ancak, yıllar geçtikçe, bu konuda atılması gereken adımlarda gözle görülür bir ilerleme kaydedilmedi. Hatta birçok uzman, iktidarın yapılan uyarılar ve öneriler karşısında kayıtsız kaldığını belirtiyor. Binaların durumu, okullar ve hastaneler gibi kritik yapıların depreme karşı güvenlik önlemleri neredeyse göz ardı edildi. Ülke genelinde birçok deprem toplanma alanı da çeşitli projelerle talan edildi ve bu durum, olası bir depremin yaratacağı zararları artırma potansiyeli taşıyor.
Marmara Depreminin Tehditleri
Bugün İstanbul, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın tehlikeli bir bölgesinde yer almakta ve depremin potansiyel tehditleri uzmanlar tarafından sıkça gündeme getirilmektedir. İstanbul'da, 1999 öncesi inşa edilen binaların büyük bir bölümünün hala güvensiz olduğu ve nüfusun yaklaşık üçte birinin bu binalarda yaşadığı ifade edilmektedir. Özellikle son birkaç ay içinde, İstanbul’da en az 150 resmi tahliye ve mühürleme olayı gerçekleşti. Bu olaylar, olası bir depremin kapıda olduğunu gösteren somut kanıtlar arasında yer alıyor. Uzmanlar, İstanbul'un bu çöküşe karşı kaybedecek bir gün bile olmadığını vurguluyor ve acil önlemler alınması gerektiğini belirtiyorlar.
Acil Dönüşüm İhtiyacı
AFAD’ın "Kırmızı Eylem" planında yer alan bilgiler, İstanbul genelinde risk altındaki 100'den fazla semtte acil dönüşüm yapılması gerektiğini belirtiyor. Bu durum, uzmanlar tarafından yıllardır dile getirilen sorunların ciddiyetini ortaya koymaktadır. Deprem toplanma alanları ve güvenlik tedbirleri konusunda üzerinde durulması gereken birçok eksiklik olduğu aşikâr. Özellikle, 2026 yılının başından bu yana meydana gelen güvenlik sorunları ve binaların kendiliğinden yıkılması, yerel yönetimlerle iş birliğinin sağlanmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak, bu konuda kat edilen mesafe yetersiz kalıyor ve İstanbul'daki bina stokunun güvenliği büyük bir risk altında bulunuyor.
İstanbul'un Yapı Stoku ve Riskler
İstanbul'daki yapı stokuna yönelik yapılan araştırmalar, mevcut binaların yarısından fazlasının deprem riski taşıdığını göstermektedir. İBB'nin yaptığı çalışmalara göre, 16 binden fazla bağımsız birim yıkıldı ve 11 bin birim yeniden inşa edildi. Bu sürecin hızlandırılması gerektiği ise uzmanlarca altı çizilen bir başka konudur. İBB, 2019'dan bu yana en az 124 bin bina ziyaret etmiş ve 37 bini aşkın binada tarama gerçekleştirmiştir. Ancak, bu çalışmaların yeterli olup olmadığı ve ne derecede etkili olduğuna dair endişeler hâlâ sürmektedir.
İnşaat Sektörüne İlişkin Derin Sorunlar
TMMOB’ye bağlı mühendisler, Türkiye'nin inşaat sektöründeki yapısal sorunları sürekli gündeme getiriyor. Ülkede bulunan yaklaşık 10 milyon yapının 6-7 milyonunun riskli kategoride olduğu belirtiliyor. İstanbul'daki binaların büyük bölümünün yıkılma riski taşıdığı ifade edilerek, acil müdahale gerektiren değişiklikler yapılması gerektiği savunuluyor. Öneriler arasında tarım alanlarının imara açılmaması, sıvılaşma riski taşıyan zeminlerde yapılaşmanın yasaklanması ve mevcut bina stokunun dayanıklılık envanterinin çıkarılması yer alıyor. Ayrıca, mühendislik süreçlerinde yetkinliğin ön koşul olarak sağlaması gerektiği ve acil ulaşım yollarının korunması gerektiği vurgulanıyor.
Adalet Sistemindeki Zafiyet
Ülkedeki deprem ile ilgili sorumluların cezalandırılması hususunda ciddi bir problem yaşanıyor. Her afette binlerce kişi hayatını kaybederken, buna neden olan müteahhitler, mühendisler ve diğer sorumluların çoğu ya beraat ediyor ya da caydırıcı cezalar almıyor. 1999 Gölcük ve 2023 Maraş depremlerinin ardından açılan soruşturmalar, kamuoyunda büyük tepki yaratıyor. Ancak, süreçlerin adil ve etkin bir şekilde yürütülmediği gözlemleniyor. Yurttaşların en büyük talebi, zaman aşımının yaşanmaması ve sorumluların en ağır cezalarla karşılaşmasıdır.
İstanbulluların Korkuları ve Önlemleri
İstanbul Planlama Ajansı’nın gerçekleştirdiği bir anket, İstanbulluların depreme karşı almış oldukları önlemleri ve duydukları endişeleri ortaya koyuyor. Katılımcıların büyük bir bölümü, İstanbul'un yakın gelecekte büyük bir deprem riski taşıdığını düşünüyor. Çoğunluğu olası bir deprem durumunda endişeli olduğunu belirtirken, önemli bir kısmı ise hiçbir önlem almadığını ifade ediyor. En çok tercih edilen önlemlerin başında deprem çantası hazırlama geliyor. Bu durum, halkın bilinç düzeyinin artmasına rağmen, gereken adımların atılmadığını gösteriyor.