Yemek Tarifleri Haber Yazar
Rize
Kapalı
weather
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Trend Haberler Gogol kimdir, Aslında Nasıl Öldü?

Gogol kimdir, Aslında Nasıl Öldü?

Bir dahinin gizemli ölüm hikâyesi herkesi o kadar etkiledi ki, aradan bir buçuk asır geçmesine rağmen hakkında birçok farklı söylenti dolaşmaya devam ediyor.

Okunma Süresi: 4 dk

Bazen bazı yazarlar eserlerinde sadece kahramanlarının hikâyesini değil, aynı zamanda kendi kaderlerini de yazarlar. Benzer bir şey, eserlerinin çoğu tam anlamıyla mistik bir atmosferle dolu olan Nikolay Vasilyeviç Gogol'ün de başına geldi. 

Gerçekten Ne Oldu?

Ocak 1852'de Gogol'ün yakın arkadaşı Ekaterina Mihaylovna Khomyakova Moskova'da öldü. Adı bilinmeyen ciddi bir hastalığın neden olduğu bu ölüm, yazarı o kadar etkiledi ki, anma törenine geldiğinde arkadaşının tabutunun başından bir türlü ayrılamadı ve tören bitip, herkes kiliseden ayrılmaya başlarken arkadaşının tabutun içindeki ölü yüzüne bakarak ''Benim için her şey bitti...'' dedi. 

Cenazeden hemen sonra Gogol şiddetli bir depresyona girdi, uykusuz geceler geçirmeye başladı, yemek yemeyi reddetti ve tek kelime etmeden günlerini yatağında yatarak(çizmelerini bile çıkarmadan) geçirdi. 

Günümüzde konunun araştırmacıları Gogol'ün şiddetli bir manik-depresif bozukluktan muzdarip olduğunu iddia etmektedir. Zira 19.yüzyılın ortalarında bu hastalık henüz kimse tarafından tanımlanmamıştı. Bu nedenle o zamanın doktorları, yazarın davranışını herhangi bir şekilde zihinsel bir bozuklukla ilişkilendirmediler. Dolayısıyla nedeni fiziksel rahatsızlıkta aramaya koyuldular. Şubat ayına geldiklerinde Gogol'ün durumu da son derece ciddileşmişti. Bunun üzerine Moskova'daki en iyi doktorlardan oluşan bir konsey bir araya gelerek hastanın durumu hakkında uzun bir toplantı yaptılar ve onun rahatsızlığının menenjit olduğunda karar kılıp, menenjit tedavisi uygulamaya başladılar. 

Gogol'ün kendisi o yorgun hâliyle tedavi prosedürüne direnmeye çalışsa da kolları ve bacakları bağlanarak direnci engellenmeye çalışıldı. Soğuk suyla ıslatıldı, yüzüne sülükler konuldu. Kısaca dönemin en üst tedavi imkanları yanlış bir teşhisle uygulandı. 

Tüm bu yanlış tedavinin sonucunda zaten sağlık bakımından hasarlı bir çocukluk geçirmiş Gogol'ün vücudu aşırı tükendi, durumu her zamankinden daha da kötüleşti ve 20 şubatı 21 şubata bağlayan gece doktorlar nabzının durduğuna karar verdi. 

Söylentiler

1839'da İtalya'da iken Gogol'e ensefalit(beyin iltihabı) teşhisi konmuştu. Ardından uzun süreli bayılmalar yaşamaya başladı ve bir süre sonra bu bayılmalar ağır bir uyku hâline dönüştü. Gogol, bu ağır uykularında sıradan bir insan tarafından fark edilebilecek yaşam belirtileri göstermiyordu -nabzı ve nefesi zar zor fark ediliyor ya da edilmiyor, onu uyandırmanın bir yolu olmuyordu-. Durumunun farkında olan Gogol için yaşadığı panik zamanla tafefobiye(canlı gömülme korkusu) dönüştü. Tarihte Gogol'ün rahatsızlığından muzdarip insanların yanlışlıkla ölü kabul edilip gömüldüklerinin örneği vardır. Böyle bir ihtimâl onu o kadar korkuttu ki, 10 yıl boyunca bu korkusu yüzünden yatakta asla yatamadı. Geceyi sandalye ve kanepe üstlerinde, yarı oturma pozisyonunda geçirdi. Hatta bu korkusu onu vasiyetinde ''cesedin bariz çürüme belirtileri görülene kadar gömülmemesi'' gibi bir isteği belirtmeye itti. 

1931 yılında Sovyet makamları Gogol'ün mezarının bulunduğu Danilovsky Manastırı'nı bir yatılı okula dönüştürmek isteyip, Gogol'ün mezarını da Novodevichy mezarlığına taşımaya karar verdiklerinde bu konu gündeme geldi ve dönemin yazarları ve araştırmacıları arasında tartışmalar başladı. 

Vücudun mezardan çıkarılması törenine ünlü Rus yazar Vladimir Lidin de dahil olmak üzere o zamanın pek çok önemli yazarı katıldı. Tabut açılıp, Gogol'ün kemikleri ortaya çıktığında kafatasının yana dönük durduğu ve tabutun iç astarının parça pinçik edildiği iddiaları tartışmaları daha da alevlendirdi. 

Bu asılsız iddialar zamanla daha da yayılıp, farklı farklı versiyonlara evrilse dahi iddiaların aslını kanıtlayabilecek herhangi bir şey bulunamadı. Araştırmacılar yazarın ölümünden bu yana geçen 80 yıl içinde tabutun astarının çürümesinin ve parça parça olmasının tamamen normal olduğunu söylediler. Kafatasının yan dönmesiyle ilgili olarak ise toprağın zamanla tabut kapağı üzerine çökmesi sonucu baş hizası daha üstte bulunduğu için aşağı doğru baskılanan kapakla başın sağa sola dönebileceğini, bunun pek çok kere gözlemlendiğini iddia ettiler. 

Son olarak hatalı teşhise rağmen, Gogol'ü tedavi eden doktorların dönemin Rus İmparatorluğu'nun en iyileri olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Hepsinin bir kişinin ölümü hakkında çok derin bir uykuda olsa dahi yanlış bir şekilde durumu kaydetme olasılığının çok düşük olacağı belirtiliyor. Yazarın çevresindeki herkes onun bu durumunu biliyordu ve bunun da doktorlara belirtildiği kesindi. 

Ancak tüm rasyonel argümanlara rağmen, bir dehanın gizemli ölümüyle ilgili söylentilerin hiçbir yerde kaybolmayacağından emin olabiliriz. Kulağa ne kadar paradoksal gelse de, kısmen Gogol gizemli ölümüyle ilgili söylentilerin yazarı oldu. Ve o hatırlandığı sürece de bu çıkmaz konu tartışılmaya devam edecek.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *