Profiterol kelimesi Fransızcada “küçük kazanç” veya “ufak bir ödül” anlamına gelir. Geçmişte bu kelime, büyük emeklerin ardından verilen minik ama değerli ikramlar için kullanılıyordu. Zamanla bu ifade, içi doldurulan küçük hamur toplarıyla özdeşleşti. Bugün her lokmasında mutluluk veren profiterol, adının anlamını hâlâ taşır: az ama öz bir keyif.
Hilal formuyla tanınan kruvasan, adını Fransızcada “hilal” anlamına gelen croissant kelimesinden alır. Şekli kadar hikâyesi de dikkat çekicidir. Kökeni Orta Avrupa’ya uzanan bu hamur işi, Fransa’da rafine edilerek bugünkü tereyağlı ve kat kat dokusuna kavuşmuştur. Yani kruvasan sadece bir kahvaltılık değil, kültürler arası bir yolculuğun da simgesidir.
Mayonezin hikâyesi, mutfakta yaratıcılığın zor şartlarda nasıl ortaya çıktığını gösterir. 18. yüzyılda yaşanan Mahon Kuşatması sırasında, bir Fransız aşçının sınırlı malzemelerle hazırladığı sosun adını bulunduğu yerden aldığı rivayet edilir. Yumurta ve yağın bu sade birlikteliği, zamanla dünyanın en bilinen soslarından birine dönüşmüştür. Her ne kadar kökeniyle ilgili farklı görüşler olsa da, mayonezin tarihi en az tadı kadar zengindir.
Baget kelimesi Fransızcada “çubuk” anlamına gelir. Şekliyle adını birebir yansıtan bu ekmek, ismini orkestra şeflerinin kullandığı bagetle paylaşır. Dışı çıtır, içi yumuşak bu uzun ekmek, Fransız mutfağının en sade ama en güçlü simgelerinden biridir.
Sufle kelimesi, Fransızca “üflemek” anlamına gelen souffler fiilinden türemiştir. Fırında kabararak hafif ve hava dolu bir yapı kazanması, isminin nedenini açıkça anlatır. Sufle, mutfakta tekniğin ve zamanlamanın ne kadar önemli olduğunu gösteren en zarif örneklerden biridir.