MevzuRize Biyografi Muhammed el-Hâşimî ve Şâzeliyye-Derkâviyye Tarikatının Şam’daki Yükselişi

Muhammed el-Hâşimî ve Şâzeliyye-Derkâviyye Tarikatının Şam’daki Yükselişi

Mağrib’in incisi Tilimsân’da dünyaya gelen Muhammed b. Ahmed el-Hâşimî, Suriye ve Ortadoğu'da İslâm dünyasının en geniş tarikatlarından olan Şâzeliyye tarikatının yayılmasına imkan sağlamıştır. Kurduğu kütüphane ve ders halkalarının yanı sıra Cezayir topraklarındaki Fransız sömürgeciliğinin yaydığı yıkıcı fikirlere karşı halkı cihad faaliyetlerinde bulunmuştur. O, ilimle geçen hayatında Suriye’deki Şâzeliyye-Derkâviyye tarikatının postnişinliği rütbesini almış, Şam’da tesis ettiği zaviyesi ise Şâzeliyye’nin Aleviyye kolunun Ortadoğu’daki en meşhur merkezi haline gelmiştir.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

’nın eteklerindeki beldesinin kadısı, kucağına aldığı bebeğin tarikatının önde gelen şeyhlerinden biri olacağından habersiz bir şekilde severken takvim yaprakları 17 Temmuz 1881’i gösteriyordu.

Anne ve babasının ’ın neslinden olması bakımından kabul edilen , ilk eğitimini âlim bir zat olan babasının yanında aldı.

Babasının vefatıyla birlikte ailesinin geçimini sırtlanan muhtelif işlerde çalıştı.

Yaptığı işler onun ilimle olan bağını koparmamıştı. Çalıştığı sırada her ne kadar mescitteki ders halkalarına devam etse de merkez ’ın ilmî yönden oldukça gelişmiş bir şehir olduğunu biliyordu.

Böylece dünyaya gözünü açtığı beldeden taşınmaya karar vererek Tilimsân’ın yolunu tuttu.

Hayatını idâme ettirmek için önce ufak bir tatlı dükkânı, daha sonra ise bir koku dükkânı açan Hâşimî, on beş sene boyunca ikâmet ettiği bu büyük şehirde; Arapça, Kur’ân, fıkıh, hadis, tefsir ve akâide dair dersler okudu.Muhammed el-Hâşimî’nin Şâzeliyye tarikatının Derkâviyye koluna intisap ettiği günlerde Cezayir topraklarındaki Fransız işgali de devam etmekteydi.

Cezayirliler, Fransızlar tarafından her türlü insanlık dışı muameleye maruz kalıyor, en basit hakları dahi ellerinden alınıyordu. İlme olan merakı nedeniyle Mısır başta olmak üzere diğer ülkelerden kitaplar satın alan Hâşimî, Fransızların engeliyle karşılaşıyordu.

Ancak bu engellemeler onu yıldırmamıştı.

Basit bir matbaa kurmayı başardıktan sonra kitap basma işine koyuldu.

Kısa süre zarfında artan talepler neticesinde mütevazı bir kütüphaneye sahip olmuştu.Cezayirli gençlerin nezdinde çağrıları cevap bulan Hâşimî, Fransızlar tarafından defalarca hapse mahkûm edilirken ders halkaları da engellendi.Cezayir halkı, nin başladığı ilk günden itibaren çeşitli sebeplerle gerek kitlesel gerekse de bireysel olarak göç etmek zorunda kalmışlardı.

Cezayirlilerin göç ettiği ülkelerin başında ise gelmekteydi.

Zira , hayatının son demlerini Şam topraklarında geçirmiş ve civarında hatırı sayılır bir Cezayir nüfusu oluşmuştu.Yanına annesi ve kız kardeşini de alan Hâşimî, hocasıyla birlikte artık ’daydı.

Ancak onun Şam macerası pek de istediği gibi başlamamıştı.

Bir süre Cezayirli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir mahallede ikâmet eden Hâşimî, Osmanlı tarafından ’ya sürgün edildi.

Zira Osmanlı hükümeti aldığı kararla Cezayirli göçmenleri farklı vilayetlere dağıtıyordu.

O, hükümetin aldığı bu kararı protesto etti ve dönemin ile Adana’da iki sene ikâmet etmeye mecbur bırakıldı.Hâşimî, iki senelik mecburî ikâmetinin ardından yüzünü tekrardan Şam’a çevirmişti.

Günlerce süren yolculuğun ardından bir meçhuller denizine daldı.

Ne yapacağını bilemez halde ’nın önüne geldiğinde adındaki bir esnaf Hâşimî’yi tanımıştı.

Bir süre Ebu Kemal’in evinde ikâmet eden Hâşimî, gün geçtikçe iktisadî durumunu düzeltecekti.

Bunun yanı sıra ilmî faaliyetlerine devam ederek Suriye’nin önde gelen birçok âlimlerinden de istifâde etti.

Dönemin Şam âlimleri içerisinde tasavvuf yolunun dışında bir âlime rastlamak oldukça nâdir bir durumdu.

Hâşimî de Şam’daki bu nimetin farkındaydı.Şam’da şöhreti günden güne artan Hâşimî, iyi ahlakı ve mütevazılığı ile tanınıyordu. Şeyhi’in vefatından sonra Şâzeliyye-Derkâviyye tarikatının meşhur mürşitlerinden ’ye intisap etti.Vakit kaybetmeden ikâmet ettiği göçmen mahallesinde bir zaviye açtı. Şeyh Hâşimî, başta olmak üzere Şam’daki camilerde yaptığı irşat faaliyetleriyle birçok kişiyi etkilemeyi başarmıştı. Öyle ki kendisini sevenler ve derslerine devam edenler arasında farklı yollardan insanlar bulunuyordu. İtikâdî meselelerde ağırlıklı olarak ilk dönem selef âlimlerinin yaklaşımlarını benimseyen ile Suriye İhvan-ı Müslimîn teşkilatının kurucusu olan onun derslerine devam eden kimselerdi.Şeyh Hâşimî, geriye kalan ömrünü doğduğu Cezayir topraklarından uzakta Şam’da geçirdi.

Son nefesine kadar insanlara Kur’ân ve sünnete bağlı olmayı telkin etti. ’nde kılınan cenaze namazından sonra naaşı, Müslümanların avuçları üzerinden süzülerek ebedi istirâhatgâhı olan ’na defnedildi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin