deneme bonusu
MevzuRize Dünya Berlin’de başbakanlığa yürüyen Elif Eralp, BirGün’e konuştu: Evleri kamulaştıracağız

Berlin’de başbakanlığa yürüyen Elif Eralp, BirGün’e konuştu: Evleri kamulaştıracağız

Berlin’de başbakanlığa yürüyen Elif Eralp, BirGün’e konuştu: Evleri kamulaştıracağız

Okunma Süresi: 5 dk

Can Tim Akıncı-Berlin  Ailesi 80 darbesi döneminde Türkiye’den göçmek zorunda kalan Elif Eralp, Almanya’nın başkenti Berlin’i yöneten ilk göçmen kökenli isim olmaya yakın. 20 Eylül'deki Berlin Eyalet Parlamentosu seçimlerinde hukukçu Elif Eralp liderliğindeki Die Linke (Sol Parti) yüzde 19 ile CDU’nun bir puan gerisinde.

Son anketlere göre AfD yüzde 17, Yeşiller yüzde 16 ve SPD yüzde 15 civarında bir oya sahip.  Berlin’de seçim çalışmaları sürerken Eralp ile Die Linke’nin kampanyasını yerinde gözlemledik.

Hukukçu Eralp, kampanyasını hayat pahalılığı, kira krizi, sosyal konut ve kamu hizmetleri üzerine kurarak dikkat çekiyor.

Die Linke, artan kiralar ve hayat pahalılığı üzerinden seçmene ulaşmaya çalışıyor.

Eralp, sahada güçlü bir destek gördüğünü söylüyor.

Eralp’e göre özellikle konut krizi ve geçim sıkıntısı, kentin farklı bölgelerinde benzer biçimde öne çıkıyor.  PAHALILIK VE KİRA SORUNU Kayserili bir baba ile Adanalı bir annenin çocuğu olan 45 yaşındaki Münih doğumlu Eralp, CDU’nun güçlü olduğu bölgelerde bile gençlerden ve kadınlardan destek gördüğünü belirtiyor. “Özellikle Berlin’de geçim meselesi gündemin merkezinde olduğu için güçlü bir destek hissediyorum.

Biz de bu konuyu siyasetin merkezine koyduk” diyor.  Seçmenlerin en çok günlük hayatın pahalılaşmasından söz ettiğini anlatan Eralp, tabloyu şöyle özetliyor: “İnsanlar artık hayatlarını karşılayamadıklarını söylüyor: Haftalık market alışverişi çok pahalı, kira çok yüksek, ailece dışarı çıkmak, çocukları sinemaya götürmek ve benzeri şeylerin hepsi çok pahalı.”  Konut sorununun Berlin’de çalışma hayatını da etkilediğini savunan Eralp, “Çalışanlar ve mesleki eğitim alanlar artık burada uygun fiyatlı konut bulamıyor” diyor.  EMLAK ŞİRKETLERİYLE SAVAŞ Die Linke’nin güçlenmesi, CDU ile tansiyonu da artırdı.

Berlin Eyaleti şu an, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) koalisyonu tarafından yönetiliyor.

Koalisyon hükümetinin başında CDU'lu Kai Wegner bulunuyor.   Eyalet Başbakanı Wegner, Die Linke’yi “Berlin yönetimi için en büyük rakip” olarak nitelendirdi.

Wegner ayrıca, “Bu kent antisemitler, aşırı solcular ve polis düşmanları tarafından yönetilmemeli” dedi.  Eralp ise bu saldırıların arkasında özellikle konut politikalarının bulunduğunu düşünüyor.

Die Linke, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılmasını savunuyor.

Eralp, bu nedenle emlak sektörüyle açık bir çatışma yaşanacağını söylüyor: “Bazı emlak şirketleriyle ve bu kenti kendi aralarında paylaşmaya çalışanlarla kesinlikle karşı karşıya geleceğiz.” KAMULAŞTIRMA GERİLİMİ Türkiye kökenlilerin en fazla yaşadığı 4 milyonluk eyalette seçim yarışında son düzlüğe girilirken Wegner ve CDU’nun söylemine tepki gösteren Eralp, “Benim üzerimden bir tür sağcı kültür savaşı yürütmeye çalışıyorlar.

Buna girmeyeceğim” diyor.  Tartışmanın bir başka boyutunu federal hükümetin eyaletlerdeki kamulaştırma girişimlerini sınırlandırma planları oluşturuyor.

Eralp, Berlinlilerin bu konuda kararını verdiğini belirterek federal hükümetin müdahalesine sert tepki gösteriyor: “Bu, bizim işlerimize utanmazca bir müdahale.

Berlinliler kararını verdi.

Federal hükümetin çıkıp burada bir şeyi yasaklaması kabul edilemez.”  Eralp ayrıca Almanya Anayasası’nın 15. maddesinde kamulaştırmanın öngörüldüğünü hatırlatıyor.

Basit bir federal yasanın anayasal bir hükmü ortadan kaldıramayacağını savunuyor.

Büyük gayrimenkul şirketlerine yönelik mesajı ise daha sert: “Berlin’de sadece arsa spekülasyonu yapmak ve kâr etmek isteyen büyük emlak şirketlerinin burada yeri yok.”  Eralp, federal hükümet üyeleri ile büyük konut şirketleri arasında yapılan görüşmeleri de gündeme getiriyor.

Hükümet üzerinde bir etki olup olmadığının sorgulanabileceğini belirterek şöyle konuşuyor: “Burada bir etki olup olmadığını ve Merz ile hükümetinin aslında kimin çıkarlarını temsil ettiğini sormak hiç de temelsiz değil: İnsanların mı, şirketlerin mi?”  Berlin’de kamulaştırma tartışması yalnızca CDU ile Die Linke arasında yaşanmıyor.

Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) bu politikaya mesafeli yaklaşmasını da eleştiren Eralp, geri adım atması gereken tarafın kendi partisi olmadığını savunuyor: “Bence tutumunu yeniden düşünmesi gereken SPD, biz değiliz.

Biz yalnızca Berlinlilerin iradesini hayata geçirmek istiyoruz.”  Eralp, SPD içinde de kamulaştırmayı destekleyen parti kararları bulunduğunu hatırlatıyor.

Berlin’de kurulan uzman komisyonunun uygulamanın hukuken mümkün ve finanse edilebilir olduğu sonucuna vardığını belirtiyor.

Eralp’e göre konut krizine çözüm üretilecekse bu adım atılmalı: “Bu kentte kira krizini çözmek istiyorsanız bunun da hayata geçirilmesi gerekiyor.”  DAHA GENÇ, DAHA RENKLİYİZ Die Linke’nin seçim stratejisinde göçmen kökenli seçmenler de önemli bir yer tutuyor.

Eralp, partisinin son yıllarda değiştiğini söylüyor: “Çok daha göçmen kökenli, daha genç ve daha çeşitli bir parti olduk.”  Kendi göç ve kaçış geçmişinin de seçmenlerle kurduğu ilişkide etkili olduğunu belirten Eralp, “Birçok insan, yalnızca benim de bir göç ve kaçış geçmişim olduğu için kendisini çok daha iyi temsil edilmiş hissediyor” diyor.  Eralp, Kreuzberg’de göçmen esnafla yaptığı görüşmelerde güçlü bir destek gördüğünü anlatıyor.

Görüştüğü göçmen kökenli bir restoran işletmecisinin kendisine, “Burada hâlâ ikinci sınıf vatandaşız.

Seninle birlikte bu kentte artık birinci sınıf vatandaş olacağımıza inanıyoruz” dediğini aktarıyor.

Eralp’e göre bu tepki, göçmen kökenli seçmenler açısından siyasi temsil ve eşit haklar meselesinin önemini gösteriyor.  PROPAGANDA İLE MÜCADELE Eralp’in sahada karşılaştığı itirazlardan biri de Die Linke’nin ekonomi politikaları.

Kamulaştırma nedeniyle Die Linke’nin ekonomiye zarar vereceği yönünde argümanların sürekli karşısına çıktığını kaydeden Eralp, konut krizinin kendisinin ekonomik bir sorun haline geldiğini savunuyor. Çalışanların ve mesleki eğitim alan gençlerin Berlin’de uygun fiyatlı konut bulamamasının işgücü açısından da sorun yarattığını belirtiyor.

CDU ve SPD yönetiminin üniversiteler ile kültür alanındaki kesintilerini de eleştiriyor.

Eralp’e göre bu alanlar yalnızca kent yaşamı açısından değil, Berlin’in ekonomik konumu açısından da önem taşıyor. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin