4 Aralık’ta yayınlanan, 1823 tarihli Monroe Doktrini’nin canlandırılmış versiyonu olan, ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi Amerikan emperyalizminin yol haritasını belirliyordu.
Trump’ın “Önce Amerika” söylemini doktrinleştiren 33 sayfalık strateji belgesi iki sacayağı üzerinden yükseliyordu. Ağırlık merkezi kayıyor: Belge Washington’ın ağırlık merkezinin Batı Yarımküre’ye kayacağını, Pasifik’in önceleneceğini yazıyordu. Şöyle deniyordu: “ABD, Batı Yarımküre'de Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve vatanı korumak için Monroe Doktrini'ni yeniden yürürlüğe koyacak ve uygulayacak.” Karayip Denizi’ne askeri yığınak, Maduro’ya yönelik saldırı ve Kolombiya, Bolivya, Şili seçimlerine müdahaleler, Çin’e yönelik yığınak “Trump Doktrini”nin ilk elden uygulamalarıydı.
Yük paylaştırılacak: Belgenin bir diğer çıktısı da ABD’nin ağırlığını başka yerlere kaydırırken müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini açıkça deklare etmesiydi.
Avrupa’dan Ortadoğu’ya bu aktörlerin Amerika’nın sırtındaki yükü alması isteniyordu.
Belgede “Amerika açısından öncelik döneminin son erdiği” belirtilse de Ortadoğu’nun her zaman temel çıkarları için mühim olduğu açıkça vurgulanıyordu.
Avrupa’nın “güvenliği” Avrupalılara, NATO’daki yük AB’ye, Ortadoğu’daki maliyet de stratejik yönelim doğrultusunda bölgedeki müttefiklere devredilmeye başlandı.
Yeni strateji belgesinde bir diğer önemli vurgu da deniz yollarının kontrol altına alınması gerektiğine yönelikti.
Gerektiğinde ölümcül güç kullanımı da dahil olmak üzere sınırların ötesine odaklanılacağının vurgulandığı belgede Amerika’nın Körfez enerji kaynaklarının “düşman bir aktör"ün eline geçmemesini, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını, Kızıldeniz’in güvenli olmasını ve kendi çıkarları ile İsrail’in güvenliğini sağlamayı her zaman temel çıkarları olarak göreceği vurgulanıyordu.
DOKTRİNDEN ÇIKAN ANLAŞMA Belgede Amerika'nın dünyanın en güçlü, en zengin, en etkili ülkesi olmaya devam etmesini sağlamak için bu stratejiye ihtiyaç duyulduğu açıkça belirtiliyordu.
Stratejinin Ortadoğu ayağında Amerika’nın bir nevi ayak işlerini yapması öngörülen “ittifak” Trump Doktrini’nin ilanından sekiz ay sonra Mekke’de ortaya çıktı. S. Arabistan, Türkiye ve Pakistan Mekke Anlaşması’nı imzaladı.
Mekke Anlaşması’nda yer alan NATO 5. maddeden apartılan “Bir ülkeye yapılan saldırı diğerlerine de yapılmış sayılır” maddesi de savaşlara açık bir davetiye.
Erdoğan, Mekke Anlaşması fikrinin bölgede yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların bir neticesi olduğunu söylerken her şey Amerikan planı dahilinde işliyor. • Türkiye Ortadoğu’da konumlandırılıyor: Amerikan emperyalizminin yönelimleri çerçevesinde Türkiye’nin Ortadoğu’da konumlandırılma planında önemli bir eşik atlandı. • İran çevreleniyor: Anlaşma aynı zamanda ABD-İsrail merkezli kanlı dönüşüm planı doğrultusunda İran’ı çevreleme hamlesinin bir parçası. Şii jeopolitiğine karşı bir Sünni Cephe aynı zamanda. • Hazar’dan Akdeniz’e yeni hizalanma: Amerika’nın Ortadoğu şerifi Tom Barrack’ın 1 Kasım’da “Türkiye ve İsrail'in savaşmayacağını” belirterek sarf ettiği “Hazar’dan Akdeniz’e kadar yeniden hizalanma göreceksiniz” sözlerinin işaret ettiği diziliş pratiğe aktarılıyor.
ABD MERKEZLİ İTTİFAKLAR Amerikan emperyalizmi “sonsuz savaşlar”ın kapılarını aralarken her cephede maliyeti düşürmenin arayışında.
Siyasal İslamcı iktidar da ABD’ye sıkı sıkıya uyumlu bir hata girerken “meşruiyet” devşiriyor.
Son dönemlerde imza atılan ittifaklar, oluşumlar bu “yeni rota”yı net bir biçimde gözler önüne seriyor. • Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu: Bir süre “denge” adı altında Rusya ve Batı arasında orta bir yerde durmaya çalışan AKP iktidarı, Ukrayna savaşında Gönüllüler Koalisyonu'na ilk yazılan ülkelerden oldu. • Suudi Arabistan Deniz Koalisyon Gücü: Türkiye, Suudi Arabistan’ın Ağustos başında kurduğu 14 ülkeli çokuluslu deniz savunma koalisyonun da parçası oldu.
Girişim Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi'nde uluslararası deniz ticaret yollarını ve enerji nakil hatlarını korumayı amaçladığını belirtti.
ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde bu durum açıkça belirtiliyordu. • Islamic NATO ya da Mekke Anlaşması: 7 Ağustos Cuma günü Suudi Arabistan ve Pakistan ile birlikte “Islamic NATO” olarak adlandırılan Mekke Anlaşması imzalandı. İttifak Amerikan emperyalizmini çıkarlarını ve İsrail’in güvenliğini korumaya yönelik. • Gazze Planı’nda Kurucu Üyelik: AKP iktidarı, İsrail’in soykırımı sürerken ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde kurulan Gazze Barış Kurulu’nun kurucu üyeleri arasında yer aldı.
CEPHEDEN CEPHEYE KOŞUYORLAR Amerikan emperyalizmi ve Batılı müttefikleri Baltıklar’dan Karadeniz’e, Hazar’dan Hürmüz ve Kızıldeniz’e Rusya ve İran’a karşı bir demir hat örüyorlar.
Güç ve güvenlik dengelerinin değişmeye, İran ve Ukrayna savaşlarının birleşmeye yüz tuttuğu bu iklimde Saray rejimi Washington’ın istemi doğrultusunda Türkiye'yi bu çatışma hatlarının ortasına sürüklüyor.
Rejim “kuzeyde” ve “güneyde” tehlikeli sularda kulaç atıyor.
Bu maceraların neden olacağı yıkımın faturası hiç olmadığı kadar ağır olacaktır.