deneme bonusu
Ekrem Abi Site matbahis giriş
MevzuRize Dünya İngiltere’de Aşırı Sağın Yükselişi: Siyasi Temsilde Yaşanan Krizin Etkileri

İngiltere’de Aşırı Sağın Yükselişi: Siyasi Temsilde Yaşanan Krizin Etkileri

İngiltere'de aşırı sağın yükselişi: Temsil krizinin siyasal sonucu

Okunma Süresi: 5 dk

Prof.

Dr. İbrahim SİRKECİ / International Business School, İngiltere & Hamburg Üniversitesi, Almanya Merkez siyasetin uzun süre boyunca yarattığı temsil boşluğu aşırı sağı ve Reform UK gibi partileri güçlendiriyor.

Avrupa'da aşırı sağın yükselişi genellikle göç, kimlik ve güvenlik tartışmaları üzerinden açıklanıyor. İngiltere örneği ise bu çerçeveyi aşan daha derin bir siyasal krize işaret ediyor.

Nigel Farage liderliğindeki Reform UK'nin yükselişi kuşkusuz göç karşıtı söylemden besleniyor.

Ancak partiyi bugünkü konumuna taşıyan asıl dinamik, milyonlarca seçmenin mevcut siyasal sistem tarafından temsil edilmediği yönündeki hissiyatı. İngiltere'de aşırı sağın yükselişi, bir ölçüde göç tartışmalarının; fakat daha büyük ölçüde siyasal temsil krizinin sonucu.

Başka ülkelerde olduğu gibi Birleşik Krallık’ta da mutlaka göç ve göçmen düşmanlığı bu ateşin en önemli yakıtı.

Bu temsil krizi ve İşçi Partisi’nin sağ politikalara teslim olması, Tony Blair dönemine kadar uzanıyor. 1990'lardan itibaren İşçi Partisi'nin benimsediği “Üçüncü Yol” siyaseti, sosyal demokrasiyi piyasa ekonomisiyle uzlaştırmayı amaçlıyordu.

Ancak zamanla parti, özellikle geleneksel tabanının gözünde, Muhafazakârlardan farklı bir toplumsal proje sunmakta zorlanan bir merkez sağ partisine dönüştü.

Sol içindeki eleştirmenlerin uzun yıllardır kullandığı “Pink Tories” yani “Pembe Muhafazakârlar” nitelemesi de buradan geliyor. İşçi Partisi iktidarları, neoliberal ekonomik çerçeveyi esaslı biçimde sorgulayan bir alternatif geliştiremedikleri ölçüde, siyasetin gerçek değişim yaratma kapasitesine ilişkin inancı da aşındırdılar.

Bunu kırmaya çalışan Jeremy Corbyn liderliği, son yarım yüzyılın en yüksek oy oranlarına ulaşmış olsa da Muhafazakârlar ve sağ kanadın gazabından kurtulamadı.

SİYASETE İNANÇ ZAYIFLIYOR Bu durum yalnızca bir ideolojik yakınlaşma meselesi değil.

Aynı zamanda vatandaşların siyaset yoluyla hayatlarını değiştirebileceğine dair inancının zayıflaması anlamına geliyor.

Son otuz yıl boyunca iktidarlar değişti, liderler değişti, hatta Brexit gibi tarihi bir kırılma yaşandı.

Buna rağmen ülkenin geniş kesimlerinde ücretlerin durgunluğu, barınma krizi, sağlık sistemindeki sorunlar ve bölgesel eşitsizlikler devam etti.

Sonuçta birçok seçmende şu duygu yerleşti: “Kim gelirse gelsin bizim hayatımız değişmiyor.” Bunun üzerine Westminster’da sıklıkla görülen skandallar “biz ve onlar” algısını daha da güçlendiriyor.

Reform UK'nin başarısını anlamak için tam da bu noktaya bakmak gerekiyor.

Parti yalnızca bir siyasi program değil, aynı zamanda sisteme yönelik bir öfkenin taşıyıcısı olarak işlev görüyor.

Farage'ın çekiciliği, seçmenlerin onu mutlaka çözüm üreten bir lider olarak görmesinden değil, mevcut düzenin dışında biri olarak algılamasından kaynaklanıyor.

Reform'a oy verenlerin önemli bir kısmı ideolojik olarak aşırı sağcı olmaktan ziyade, siyasetin kendisine duydukları güvensizliği sandıkta ifade ediyor. ÖNCEKİLERİN MİRASÇISI Bu nedenle Reform UK'nin yükselişi, bu anlamda Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin (UKIP), Brexit Partisi'nin ve daha önceki sağ popülist hareketlerin doldurduğu alanın devamı niteliğinde.

Partiler değişse de beslendikleri duygu büyük ölçüde aynı: Westminster'daki siyasi sınıfın sıradan insanların gündelik sorunlarından koptuğu düşüncesi.

Reform'un başarısı, bu hissi diğer partilerden daha etkili biçimde sahiplenebilmesinden kaynaklanıyor.

Reform dışındaki aşırı sağın varlığını da unutmamak gerekiyor.

Restore UK ve onun arkasına dizilmiş pek çok aşırı sağ küçük grup ırkçılık konusunda daha keskin ama ideolojik olarak ‘İslam karşıtlığı’ ötesinde bir tutunacak dalları da yok.

Ancak İngiliz siyasetinin karşı karşıya olduğu esas sorun temsiliyet krizi.

Reform UK'nin yükselişi, yalnızca Muhafazakârların çöküşüyle de açıklanamaz. Çünkü partinin desteği eski Muhafazakâr seçmenlerle sınırlı değil. Özellikle sanayisizleşmiş bölgelerde, uzun yıllar İşçi Partisi'ne oy vermiş seçmenler arasında da karşılık buluyor.

Bu durum, İngiltere'de sınıf temelli siyasetin zayıfladığını ve yerini giderek sistem karşıtı tepkilere bıraktığını gösteriyor.

Peki alternatif nerede?

Teorik olarak bu boşluğu solun doldurması beklenir.

Ancak Corbyn döneminin net sosyalist taleplerinden bu yana köprülerin altından çok sular aktı ve İşçi Partisi yeniden merkez sağa yönelmiş durumda.

Starmer-Burnham değişimi bu anlamda bir devamlılığı temsil ediyor.

Bu sağ siyaset stratejisi seçim kazanmak açısından rasyonel görülebilir; fakat aynı zamanda siyasetin farklı seçenekler sunabildiği fikrini zayıflatıyor.

Seçmenlerin bir bölümü için İşçi Partisi ile Muhafazakârlar arasındaki farkın giderek silikleşmesi, sisteme yönelik tepkiyi daha da güçlendiriyor.

Liberal Demokratlar ve Yeşiller belirli alanlarda yükseliş gösterse de henüz bu temsil krizine ulusal ölçekte cevap verebilecek bir ağırlığa sahip değiller.

Bunun bir nedeni de büyük partilere avantaj sağlayan seçim sistemi, ancak bu konuya burada girmeyeceğim.

BOŞLUĞU POPÜLİZM DOLDURDU İngiltere'deki aşırı sağın yükselişini yalnızca milliyetçilik veya göç karşıtlığı üzerinden okumak yanıltıcı olur.

Daha derinde, siyaset kurumuna yönelik yaygın bir güvensizlik yatıyor.

Reform UK, bu güvensizliği yaratan aktör değil; ondan yararlanan aktör.

Partinin büyümesini mümkün kılan şey, milyonlarca insanın kendisini ekonomik olarak güvencesiz, siyasal olarak etkisiz ve kültürel olarak terk edilmiş hissetmesi. ‘Aykırı’ bir lider olarak da Farage’ı çekici buluyorlar.

Sonuç olarak İngiltere'de yaşanan siyasi değişim, Avrupa'nın başka yerlerinde görülen aşırı sağ yükselişlerinin bir varyasyonu olmakla birlikte farklı bir boyut da taşıyor.

Burada mesele yalnızca sağ popülizmin güçlenmesi değil, merkez siyasetin uzun yıllar boyunca ürettiği temsil boşluğunun giderek büyümesi.

Farage'ın yükselişi, her şeyden önce, geniş bir seçmen kitlesinin siyasete bakıp “Kimsenin umurunda değiliz” sonucuna varmasının siyasal ifadesi olarak okunmalı.

Bu boşluk doldurulmadığı sürece, Reform UK'nin veya onun yerini alacak benzer hareketlerin etkisi geçici bir protesto dalgasından çok daha kalıcı olabilir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin