Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle MevzuRize'yi Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda MevzuRize öne çıksın.

Haber En Son Olay Haber
Rize
Parçalı az bulutlu
weather
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Dünya Şian Ulu Camii: 8. Yüzyılda Yapılan Tarihi İpek Yolu'nun Eşsiz Mirası Geleneksel Çin ve İslam Estetiğini Bir Araya Getiriyor

Şian Ulu Camii: 8. Yüzyılda Yapılan Tarihi İpek Yolu'nun Eşsiz Mirası Geleneksel Çin ve İslam Estetiğini Bir Araya Getiriyor

Tarihî Şian Ulu Camii, Çin’in geleneksel mimarisini İslam yapı sanatının ibadet fonksiyonlarıyla harmanlayan dikkat çekici bir yapıdır. 8. yüzyılda ustaca işlenen ahşap teknoloji kullanılarak, çivi olmaksızın inşa edilen caminin iç duvarları, Kur'an-ı Kerim'in 30 cüzünü temsil eden ahşap panellerle süslenmiştir. Bu özellikleri onu mimari bir hazine olarak öne çıkarmaktadır.

Okunma Süresi: 3 dk

Tarihî İslâm tarihinde Arap Yarımadası dışında kurulan en eski camilerden ’ne ev sahipliği yapıyor.Doğu ile Batı arasında yalnızca ticaretin değil, aynı zamanda fikirlerin ve inançların da etkileşim rotası olan tarihî İpek Yolu, İslâmiyet’in Çin topraklarında tanınmasına ve yayılmasına aracılık etti. Şian Ulu Camii, bu mirasın canlı örneği olarak varlığını sürdürüyor.Şaanşi eyaletinin merkezi olan Şian şehrindeki Ulu Camii, ilk kez 742'de, devrinde inşa edildi.O dönemde “Chang’an” adıyla anılan imparatorluk başkenti, İpek Yolu ticaretiyle dünyanın en kalabalık, kozmopolit ve zengin şehirlerinden biri haline gelmişti.

Orta Asya’dan, İran’dan ve Arabistan’dan Çin topraklarına gelen tüccarlar, İpek Yolu ticaretinde önemli rol oynuyordu.Tang başkenti Chang’an'da, kentin olarak adlandırılan bölgesi, Zamanla İslâm’ı benimseyen yerli Çinliler ile birlikte bölgede yoğun bir Müslüman nüfusu oluştu.Dönemin , 742’de Müslüman topluluğu için bir ibadethâne kurulması talimatını verdi.

Cami, aynı yıl Şian’ın Müslüman Mahallesi’ndeki bugünkü yerinde kuruldu.Sonraki yüzyıllarda Song Hanedanı devrinde de kullanılan cami, birkaç kez yıkılıp yeniden onarıldı. 13. yüzyılda , 14. yüzyılda ise döneminde yeniden inşa edilerek bugünkü halini aldı.Ulu Camii, tarihî şehrin batı bölümündeki Müslüman Mahallesi’nde, bugün de geleneksel pazar yeri olan bir bölgede bulunuyor.

Bölgede yoğunluklu olarak yaşıyor.Bir Hui’yi ilk bakışta Çin’deki hâkim etnik gruba mensup bir Han Çinlisi’nden ayırt etmek zor.

Etnik olarak Hanlarla aynı özelliğe sahip bu etnik grubun ayrıcı özelliği.

Hui oldukları ayırt edilebiliyor, ancak yeni nesillerde dinî ve kültürel farklara dair işaretlerin azaldığı gözleniyor.Huiler, Orta Asya’dan, İran’dan ve Ortadoğu’dan gelen İpek Yolu göçmenleri ile dinî ve kültürel ortaklıkların yanı sıra evlilikler yoluyla geçen genetik mirası da paylaşıyor.İslâm’ın Çin kültürü ile barışçı etkileşiminin yarattığı bu kültürel grup, Kur’ân-ı Kerîm'e, dinî gelenek ve vecibelere bağlılıkla sahip çıkıyor.

Camiler, Hui toplulukları için ibadethâne olmanın ötesinde, grup kimliğini, kültürel ve sosyal bağları kuran ve sürdüren mekânlar niteliğinde.olan Ulu Camii, ülkedeki diğer tarihî ve dinî yapılarda olduğu gibi, dört tarafı duvarlarla çevrili, cepheleri iç avlulara dönük kısımlardan oluşan 1230 metrekare alanda kurulu cami külliyesinin avluları, geleneksel Çin arkları, ve geçitlerle birbirinden ayrılıyor.Avluya girişte Çin’in son imparatorluk hanedanı Çing devrinden kalma, “payfang” denilen abidevî bir kapı takı ziyaretçileri karşılıyor.

Avlu boyunca yürürken karşınıza imparatorluk plakaları, çıkıyor.Geleneksel Çin bahçesi şeklinde tasarlanmış ağaçlı iki avluyu taş kemerleri izleyerek geçtikten sonra üçüncü avlunun ortasında yükseliyor. Üç katlı, sekizgen kule biçimindeki Çin'in geleneksel mimarî formlarını İslâmî ibadethâne işlevleriyle bir araya getiren Ulu Camii, cami mimarisinin Çin kültürüne uyarlanmasının en parlak örneklerinden biri.Dördüncü avlunun ortasındaki altıgen biçimli cemaatin namaz öncesi oturup hasbihâl ettikleri ve dinlendikleri bir mekân olarak varlığını sürdürüyor. geleneksel Çin ahşap ustalığı ile inşa edilen mescidin, çivit mavisine boyanmış uca doğru kıvrık tahtalardan oluşan çatısı da geleneksel tarzda.

Biri diğerinin içine açılan iki odadan oluşan mescit, 1000 kişilik bir cemaatin birlikte namaz kılabileceği büyüklükte.

Taşa oyulmuş mihrabın olduğu içteki odada ise hat sanatının ve ahşap süslemeciliğinin yetkin örnekleri görülüyor.Ulu Camii’de namaz vakti imamın duası bahçedeki kuş cıvıltılarına karışırken ahşabın derin kokusu kalplere huzur veriyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle MevzuRize'yi Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda MevzuRize öne çıksın.