İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Lübnan'ın güney kısmındaki 20 yerleşim yerinin sakinlerine evlerini boşaltmaları yönünde bir uyarıda bulundu. Adraee, Hizbullah'ın ateşkesi ihlal ettiğini öne sürerek, İsrail ordusunun Deyr Zehrani, Nümeyriyye, Şarkiyye, Düveyr, Haruf, Habbuş, Kefer Coz, Zıbdin, Aşağı Nebatiye, Yukarı Nebatiye, Kefer Rumman, Mahmudiyye, Secid, Reyhan, Armata, Kefer Hune, Mıleyh, Lüveyze, Cercu ve Arabsalim bölgelerine yönelik saldırılar gerçekleştireceği tehdidinde bulundu. Sözcü, bu bölgelerde yaşayanların evlerini terk ederek Zehrani Nehri’nin kuzeyine geçmelerini talep etti. Zehrani Nehri, Lübnan'ın başkenti Beyrut'tan yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta, Sayda kenti güneyinde yer almaktadır.
İsrail'in Lübnan'a Yönelik Saldırıları ve Ateşkes Durumu
İsrail ordusu, 2 Mart tarihinde Lübnan'a yönelik kapsamlı hava saldırıları başlatarak, ülkenin güney bölgelerinde birçok yerleşim birimini işgal etti. Bu süreçte Lübnan hükümeti, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu geçtiğini kamuoyuna sundu. 24 Nisan'da ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan ile İsrail arasında başlayan geçici ateşkesin üç hafta daha uzatıldığını bildirdi. Ayrıca, ABD'nin arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, 14-15 Mayıs tarihlerinde ateşkesin 45 gün uzatılması kararı alındı. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda yaklaşık 3 bin 666 can kaybı yaşandığını duyurdu. Bu arka plana rağmen, ABD Dışişleri Bakanlığı, kapsamlı ateşkes planının hayata geçirilmesinin Hizbullah’ın saldırılarını tamamen durdurması ve örgütün Litani Nehri'nin güneyinden çekilmesine bağlı olduğunu ifade etti.
Gelişmeler ve Ateşkesin İhlali
Gerçekleşen ateşkes anlaşmalarına rağmen, İsrail ordusunun saldırıları devam etmekte. Gözlemciler, durumun daha da tırmandığını ve yerel halkın büyük bir endişe içerisinde olduğunu aktarmakta. Hizbullah, durumu değerlendirirken, ileri sürülen şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamış durumda. Bu nedenle, her iki taraf arasındaki gerginliğin artması, bölgedeki sivil halkı daha da zor bir duruma sokuyor. Dört tur süren müzakerelerin ardından, yine de kalıcı bir çözüm bulunamadan saldırıların sürmesi, uluslararası camianın da dikkatini çekti. Sivil can kayıplarının artışı ve yerinden edilen insan sayısının 1 milyonu aşması, ciddi bir insani kriz olasılığını beraberinde getirmekte. Bu durum, bölgenin istikrarı için büyük bir tehdit oluşturarak, uluslararası toplumun konuya el atmasını gerektiren bir hale dönüşmektedir.