ABD merkezli yarı iletken üreticisi Micron, üçüncü çeyrekte 41,5 milyar dolar gelir ve hisse başına 25,11 dolar düzeltilmiş kâr elde ederek piyasa beklentilerini aşan rekor finansal sonuçlar duyurdu. Şirket, yapay zeka çiplerine yönelik güçlü talebin etkisiyle brüt kâr marjını yüzde 84,9 seviyesine ulaştırdı.Açıklanan veriler, Philadelphia Yarı İletken Endeksi (SOX) ve Micron hisselerinin sert düşüş kaydettiği salı günkü seansın hemen ardından geldi.
Salı günü SOX endeksi son bir yılın en kötü ikinci gününü geçirirken, Micron hisseleri de Nisan 2025 tarihindeki kurtuluş günü satış dalgasından bu yana en keskin günlük gerilemesini yaşamıştı.Uzun vadeli sözleşmeler Micron gelir taahhütlerini artırdıBellek pazarındaki geleneksel döngüsel dalgalanmaları dengelemek isteyen Micron, arz güvenliğini sabitlemek amacıyla müşterileriyle 16 adet stratejik anlaşma imzaladı. İmzalanan sözleşmelerin 14 adedi, kalan dönem boyunca en az 100 milyar dolarlık asgari sözleşmeli gelir taahhüdü içeriyor.
Alıcılar ilgili anlaşmalar kapsamında şirkete 22 milyar dolar nakit depozito ve ilişkili taahhüt sağladı.Yapay zeka sistemlerinin yüksek performans ve geniş kapasite ihtiyacı, bellek ürünlerini sıradan bir emtia olmaktan çıkararak stratejik bir varlığa dönüştürüyor.
Müşterilerin tedariki şansa bırakmamak adına uzun vadeli taahhütleri kabul etmesi, pazarın genişlemeye devam ettiğini gösteriyor.
Sektörün diğer önemli oyuncusu olan Güney Kore merkezli SK Hynix de hafta içindeki genel satış dalgası öncesinde geniş kapsamlı çip endekslerini geride bırakan bir yükseliş grafiği çizmişti.Üretim verimliliği brüt kâr marjını tarihi zirveye taşıdıŞirketin üçüncü çeyrekte elde ettiği yüzde 84,9 seviyesindeki rekor brüt kâr marjı, kurumun 1990 yılına kadar uzanan tarihi veri setinin en yüksek seviyesini temsil ediyor.
Micron yönetimi, üretim verimliliğindeki artışla birlikte cari çeyrekte bu oranın yüzde 86 civarına yükseleceğini öngörüyor.
Küresel yapay zeka talebinin yarattığı finansal ivme, bellek pazarında herhangi bir gerileme veya çatlak olmadığını, aksine üreticilerin yüksek talep karşısında tam kapasite çalışmayı sürdürdüğünü net bir biçimde kanıtlıyor.