Dünya Gazetesi yazarı Naki Bakır'ın köşesine taşıdığı verilere göre, Türkiye ekonomisinin küresel riskler altındaki asıl "barut fıçısını" özel sektörün dış borç yükü oluşturuyor.
Merkez Bankası verilerine göre, ülkenin bir yıl içinde ödemesi veya yapılandırması gereken kısa vadeli dış borç stoku 239 milyar 534 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Mayıs ayına göre küçük bir düşüş yaşansa da bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 20 milyar dolarlık bir artışa işaret ediyor.YÜKÜN YÜZDE 65'İ ÖZEL SEKTÖRÜN OMUZLARINDAGüncel tabloya bakıldığında, kısa vadeli dış borç yükünün aslan payını özel sektör üstlenmiş durumda. Özel sektörün toplam 155 milyar 327 milyon dolarlık yükümlülüğünün dağılımı, krizin olası adresini de netleştiriyor.
Bu borcun 82 milyar 590 milyon doları doğrudan reel sektör firmalarına, 65 milyar 289 milyon doları ise özel bankalara ait.Analizlere göre; devlet veya bankaların borcu uluslararası finansal ilişkiler ve "finansal mühendislik" ile döndürülebilirken, reel sektörün aynı esnekliğe sahip olmaması yapısal bir risk barındırıyor. İç piyasada daralan talep ve TL'nin değer kaybı, şirketlerin nakit akışını doğrudan vuruyor.ŞİRKETLERİ BEKLEYEN 5 BÜYÜK RİSKUzmanlar, bankaların olağanüstü bir kriz yaşanmadıkça borçlarını yüzde 90-100 oranında yenileyebileceğini, ancak şirketlerin borç çevirememesinin domino etkisi yaratabileceğini belirtiyor.
Reel sektör açısından öne çıkan başlıca risk alanları şu şekilde sıralanıyor:Kur şoku karşısında açık pozisyon ve bilanço zararı.Yüksek faiz kıskacı ve nakit akışında yaşanacak sıkışıklık.Yatırım kapasitesinin sıfırlanması ve buna bağlı büyüme kaybı.Tedarik zincirinde ödemelerin gecikmesiyle doğacak sistemik risk.Artan konkordato, iflas ve istihdam tehdidi.KAMUDA "AZ BORÇ" İLLÜZYONUÖte yandan kamu tarafındaki borç dağılımı da dikkat çekici bir tezat barındırıyor.
Genel hükümetin borcu 11 milyar 62 milyon dolar gibi makul bir seviyede görünse de asıl yük kamu bankalarının üzerinde.
Kamu bankalarının çevirmesi gereken borç 45 milyar 946 milyon dolara ulaştı.
Yabancı kreditörlerin devleti doğrudan fonlamak yerine devlet garantisindeki kamu bankalarını tercih etmesi, riski bütçeden çıkarsa da kamu bankalarının bilançolarına ciddi bir yük bindiriyor.REZERVLER SINIRIN ALTINDA KALDIDevasa borç stoku, son dönemde 183 milyar dolar bandına çıkarak toparlanan Merkez Bankası brüt rezervleri üzerindeki baskıyı da sıcak tutuyor.
Uluslararası finans çevrelerinde kabul gören Guidotti-Greenspan kriterine göre brüt rezervlerin kısa vadeli borçları bire bir karşılaması gerekirken, Türkiye'de bu oran henüz yüzde 76 düzeyinde bulunuyor.
Uzmanlar, mevcut tablonun ekonomi yönetimini "büyüme ile borç çevirme" arasında sıkıştırdığını; yabancı sermayeyi içeride tutmak için enflasyon düşse dahi Merkez Bankası'nın faizleri reel olarak yüksek tutmak zorunda kalacağını vurguluyor.